16 Haziran 2024, Pazar
spot_img
Ana SayfaNBAHadi Başlayın / Ayhan Kalyoncu

Hadi Başlayın / Ayhan Kalyoncu

Türk basketbolunun kanayan yarası ya da en büyük sorunu oyuncu yetiştirme vey altyapı diyebiliriz. Maalesef bu sıkıntıyı yıllardır konuşmaktan başka hiçbir şey yapmadığımız gibi daha da zora sokacak kararlar imza atmayı da ihmal etmedik. Bugün 85 milyonluk bu ülke Alperen Şengün’ü konuşuyor, yanına aynı seviyede bir ikinci isim koyamıyoruz.

Tabii ki altyapı ve oyuncu yetiştirme paydaşları ve bileşenleri ile başlı başına ele alınması gereken bir konu. Bu yazımda yıllardır üzerinde çalıştığım, birbirini tamamlayan iki projeyi ya da fikri, ana hatlarıyla, fazla detaya girmeden anlatacağım.

Altyapı ve oyuncu yetiştirmenin bugünkü en büyük sorunlarından biri donanıma ve yeterli tecrübeye sahip olmayan antrenörlerin çoğunlukta olmasıdır. Tabii ki bunun birçok sebebi var. Bu sebepler ayrı bir yazı konusu olduğu için bugün sadece çözümle ilgili iki fikri aktaracağım.

YETİŞTİRME PAYI
Bu fikrin uygulama şeklini şu şekilde özetleyebiliriz: bir antrenör altyapıda herhangi bir kategoride çalışırken bir oyuncusunun en az 30-40 (bu sayıların üzerinde çalışılabilir) resmi maçına çıktığında, o oyuncu üzerinde yetiştirme payı hakkını almış olacak. O oyuncu ilk profesyonel sözleşmesinden son sözleşmesine kadar o antrenöre %1 veya %2 ödeme yapacak (bu yüzdelerin üzerinde de çalışılabilir) ya da menajer %10 değil, %8 alacak yani bu bütçe menajer üzerinden de karşılanabilir olacak. Dediğim gibi bu ana fikir, uygulamada daha birçok detay var, onlara burada değinmiyorum.

Şimdi bu fikir hayata geçerse oluşacak artıları maddeler halinde sıralayalım:
-Kulüpler altyapılarda ekstra bir yatırım yapmadan sadece denetim ve organizasyonu sağlayarak bünyesinden daha fazla ve daha kaliteli oyuncu çıkartacak. Aynı zamanda altyapıya kaliteli ve tecrübeli antrenörleri daha cüzi bir maaşla getirebilecek çünkü gelen antrenörler direkt yetiştirdikleri oyuncu üzerinden gelir sağlayabilecek.
-Antrenörler kendilerine yatırım yapmak zorunda olacak. Oyuncu havuzunu genişletmek için belirlenmiş (hedef oyuncu?) oyuncuların dışındakilere da zaman ayırıp daha fazla ilgi gösterecek. Amaç sadece oyuncu yetiştirmek olduğu için maç kazanma egosu mecburen ikinci plana düşecek. Diğer taraftan da genç antrenörler bu tecrübeli antrenörler ile hem rekabete girecek hem de onlarla beraber çalışarak kendilerini geliştirecekler.
-Unutulmamalıdır ki tecrübeli ve kariyerli bir antrenörün altyapıda çalışması demek bir jenerasyonda iki yıldız, beş vasat oyuncu çıkacaksa bu antrenörler sayesinde dört yıldız, altı yedi vasat oyuncu çıkması sağlanacaktır.
-Menajerler de bu uygulamadan memnun kalacak çünkü oyuncu havuzları genişleyecek ve kaliteli oyuncu sayısı artacak.
-Bu uygulamanın faydaları, daha geniş bir oyuncu havuzundan seçme yapılacağı için otomatik olarak milli takımlara da yansıyacak.
-En önemli paydaşlardan biri olan veliler de bu uygulamadan memnun kalacaktır çünkü çocukları daha iyi ve adil şartlarda yetiştirilecek ve böylece “benim kızım/oğlum antrenörü yüzünden oyuncu olamadı, adil bir ortam yoktu, birçok haksızlıklara uğratılarak şans verilmedi” gibi söylemler ve düşünceler azalacak.

Sonuç olarak basketbolun bütün bileşenleri bu uygulamadan fayda görecek.

İkinci fikir ise 5-6 sene önce kaldırılmış olan, altyapı maçlarında küçükler kategorisinde uygulanan ilk iki periyot takımların iki ayrı beş ile sahaya çıkması kuralının geri getirilmesi ve ek olarak da yıldız ve gençler kategorilerinde de uygulanması. Bu kural bütün kategorilerde uygulanırsa neler olacak bir bakalım:

Antrenörler ilk 10 ve ikinci 10 dakika iki ayrı beş oyuncu ile oynamak zorunda kalırsa mecburen on oyuncuyu birbirine yakın seviyeye getirmesi gerekecek. Bu da antrenörün iki veya üç oyuncuya sırtını dayayıp diğer oyuncuları figüran olarak kullanıp sadece maç kazanmayı düşünmesini engelleyecek. Her oyuncu ile ayrı ayrı ilgilenecek ve mesai harcayacak. 12-16 kişi içerisinde 2-3 tane iyi olan oyuncuyla aynı antrenmanı yapan, aynı emeği veren, aynı fedakarlıkları yapan diğer oyuncular, kendilerini takımın eşit değerde bir parçası olduğunu hissedecek ve daha istekli antrenman yapacak, basketboldan zevk alacak ve özgüvenini kazanacak. En önemlisi “koç benim hakkımı yedi/yiyor.” diyemeyecek çünkü en az 10 dakika oynama süresi içerisinde kendini gösterme şansı bulacak (10 dakika günümüz basketbolunda önemli bir süredir.). Çok yetenekli oyuncuların süresini çalma gibi bir şey söz konusu olamaz çünkü zaten otuz dakika da onlara kalmış olacak (takımın en değerli oyuncusu için 30 dakika günümüz basketbolunda oldukça yeterli bir süredir.)

Bu uygulamanın, yıldız ve hatta genç kategorilerinde de uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Bu neden çok önemli? Açıklayalım.

Altyapıdaki bütün kategorilerde bu kuralı uygularsak oyuncuların gelişimleri ile ilgili sonuçları değerlendirmede minimum hata yapılacak çünkü 12-18 yaş arasındaki bir oyuncunun psikolojisi ve fiziksel gelişimi çok farklı olabilir. Bir oyuncu 13 yaşındayken farklı, 16 yaşındayken farklı bir fizik ve psikolojiye sahip olabilir. Her çocuğun ergenlik zamanları ve süreçleri değişken olabilir. 12 yaşındayken “Bundan oyuncu olmaz.” denilen çocuk 16 yaşına geldiğinde çok farklı bir fizikle karşımıza çıkabilir ama biz onu 12 yaşındayken verdiğimiz kararla ihmal ettiysek, gereken ilgiyi göstermediysek (basketbol ve özgüven anlamında) 16 yaşında artık bazı şeyleri kazandırmamız kolay değildir. O oyuncu, belli bir seviyeye gelse bile onda hep bir şeyler eksik kalacak.

Bir oyuncu gençler seviyesine kadar yükselip kadroya girmişse (yani elenmemişse) mutlaka süre almalıdır ama biz biliyoruz ki gençler seviyesinde bile 5-6 oyuncu ile maçları sadece kazanmak için oynayan antrenörlerimiz var. Ancak bu uygulama sayesinde takımdaki her oyuncu birbirine yakın seviyede olacağı için her oyuncu bir şekilde süre alacak ve galibiyetlerde payı olan oyuncu sayısı artacak.

Son olarak, altyapılardaki en büyük problemlerden biri kendiliğinden ortadan kalkacak çünkü antrenörler ve idareciler çok rahatlayacak. Artık hiçbir ebeveyn idareci ve antrenörlere “Benim çocuğumun hakkını yediniz.”, “Sizin yünüzden basketboldan nefret etti, bunalıma girdi.” “Yıllarca gitti geldi.” “Emeğini çaldınız.” gibi söylemlerde bulunamayacak ya da bu söylemler minimumda kalacak.

Bu kuralı uygulamak için hiçbir ekstra çalışma yapılmasına gerek yok: organizasyon, yönetmelik değişikliği, saha çizgileri, hakem sayısı vs.

Sadece “HADİ BAŞLAYIN!” denecek… o kadar.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler