Bu ara Milli Takım üzerine yazıyoruz. Bizim ülkemiz böyle işte. Gündemi yakaladın mı en ince detayına kadar didik didik ederiz. Yoksa diğer Avrupa ülkelerinde milli takım ve aksiyonları bu kadar üst düzey bir didiklemeye tabi değil. Adamlar bu işi iyi bildiklerini düşündükleri bir idari ve bir teknik ekibe güvenip teslim ediyorlar ve hakikaten programlarını da 1 senelik değil en az 5-6 senelik yapıyorlar. Üzerinde de bu kadar uç noktalarda yapıcı ve yıkıcı konuşarak uğraşmıyorlar.
Şu futbol maçları ve yorumlarını takip ediyorum da ağzım açık kalıyor. Bilmem kaç yüz tane televizyon spor programında (Bu arada belirtelim ülkemizde spor programı demek futbol programı demektir) yorumcu arkadaşlar o kadar çeşitli, o kadar ince ve nerede is 3 gün düşününce akla gelebilecek detaylarla hem teknik, hem de idari yorumlar yapıyorlar ki aklım almıyor. Yani bence, mesleklerini icra eden teknik direktör de, oyuncu da inanın bu kadar teferruatlı düşünmemişlerdir. Süslüyorlar, abartıyorlar, yüceltip, ya da yerin dibine sokuyorlar. Bana tuhaf geliyor.
Bu nedenle maç yorumu yaparken, en dikkat ettiğim şey, antrenörün taktik doğrusu veya yanlışı, oyuncunun bilmem kaçıncı dakikada neyi nasıl yapması gerektiğini, kahraman olduklarını ya da feci olduklarını değil de, genel olarak takımın bütünü hakkında ve bu arada basketbolumuzun genel yapısı hakkında yorum yapmayı uygun buluyorum.
Bu arada bu maçtan sonra daha önce yazdığım bir yazım aklıma gerdi. Epey önce yine bir şampiyonada Finlandiya ile karşılaşmıştık. O maçtan sonra yine bu sitede bugün de hala geçerli olan şu yazıyı yazmıştım. Bir paragrafı alıntı yapıyorum;
“En önce bir şeyi hatırlatmak istiyorum, hep ne derler, “guard’ın kadar konuş”, o zaman neyi konuşacağız, bir tane hakiki guard’ın var, o da Ender. Şimdi burada görüp de söylenecek şey şudur. Eğer liglerinde sezon boyu adlarını bile ezberlemekte güçlük çekecek kadar yabancı oynarsa ve bunların 80% i de 1 numara ve hatta 2 numara olursa, Milli Takıma nerden guard bulacaksın. Bizim zamanımızda elini sallasan guard oyuncuya çarpardı, eee, ne oldu bir ara milletin boyu mu uzadı? Artık kısa oyuncu yetişmiyor, yetişse de takımlarında oynama şansı bulamıyor.”
Bu gün hala aynı sorun devam ediyor ve böyle giderse ileride de aynı alıntı paragrafı kullanacağız.
Sürekli guardımız Boby Dixon çok cevahir olabilir ve bu şampiyona için iyi bir seçimdir, hatta 4-5 senedir de ülkemizde oynadığı için biz yetiştirdik bile diyebiliriz, ancak seneye Türkiye’den giderse ve oynamam derse ne yapacağız. Başka bir Amerikalı mı yetiştireceğiz.
Neyse biz takımımıza dönelim.
Bana göre bugün ne oynadıklarından ziyade bizim yatırım yaptığımız takım bu mu? Alternatif bir ikinci 12 var mı? İleriye dönük mü, bugün için mi uğraşıyoruz gibi sorular önemli.
Yine de bu gün oynanan oyun ve alınan netice memnuniyet verici. Tamam, hazırlık maçlarında neticeden ziyade takımın teknik konularda denemeleri daha çok önemli. Ancak hep yenilmek de neticede oyuncularda karamsarlık ve alışma tehlikesi arz ediyor. Bu anlamda Litvanya’yı yenmemiz esas maçlara az bir süre kala çok iyi oldu.
Şimdi şu kesin bir şekilde belli oldu: Bizim ekip ancak çok, çok iyi savunma yaptığı takdirde maçlara ortak olup galibiyet alacaktır. Bu nedenle 1. ve 2. periyodların ilk 5 dakikaları ile son periyodun son 5 dakikası savunma açısından son derece önemli. Bugün gördüğümüz, milli takım Boby Dixon oynadığı zaman hücum çeşitliği daha renkli ve çok oluyor, ancak Boby Dixon’ın sahada olmadığı (özellikle son periyodda) dakikalarda, daha sert, daha arzulu ve daha yoğunlaştırılmış savunma yaptılar. Bu savunma ile rakibi bozdukları için, rakibin savunmadaki konsantrasyonunu da düşürmüş oluyorlar. Bu nedenle hücum organizasyonları da daha rahat oluyor. Yine bana göre, teknik ekibin bu iki yönlü dengeyi iyi kurup, kuramaması, maçın neticesini belirleyecek en önemli faktör gibi görünüyor.
İşin hücum bölümüne gelince, bugün oldukça az top kaybı ile oynayan bir milli takım seyrettik. Hemen herkes vazifesini yaptı, ancak benim dikkat ettiğim topu potaya atma konusunda Dixon’ı ayrı tutarsak, Ersan ve Melih Mahmutoğlu diğerlerinden bariz şekilde daha cesur ve kararlı oynadılar. Diğer oyuncuların da aynı cesaret ve kararlılıkları takıma daha çok katkı getirecektir diye düşünüyorum.
Tekrar görüşmek üzere…
Hoşça kalın…





