Hem kazanmaya, hem de turnuvaya devam ediyoruz. Kazandıkça da takım oluyoruz. Yine savunma ile kazandık ve ilk hedefimize 40 dakika kaldı. Ayrıca bu defa hücumda bireysel gayretlerin ötesinde takım sayıları üretmeye başladık. İlk yarıda mücadelenin başa baş gittiği sürelerde teke tek hücumlarda ilk topu potaya atma girişimleri (Ersan ve Hidayet) dengemizi bozsa da savunmadaki motivasyonumuz toparlanmamızı ve ayakta kalmamızı sağladı. Takımın başarılı alan savunması yaptığı dönemlerde dahi oyuncuların kenar yönetimin talimatı olmaksızın 'adam adama'ya geçip tekrar alan savunmasına dönmesi, takım olma yolunda müthiş bir gelişmeydi. Turnuvanın en iyi savunma yapan takımlarından birine 95 sayı üretmemiz günün artısıydı. 76 hücumda 95 sayı üretirken rakibimizi 69 hücumda 77 sayıda tuttuk. Kırılma noktası üçüncü periyottu. 19 hücumda 28 sayı ile maçın en yüzdeli performansını ortaya koyduk. Ömer Onan'ın katkısına, turnuvanın en istikrarlı oyuncusu Ömer Aşık'ın performansı da eklenince Fransa yanımıza bile yaklaşamadı.
AYAKTA ALKIŞLANMALI
Hidayet için ayrı paragraf açıyoruz. 2/3 ikilik, 4/7 üçlük, 4/4 faul ile 20 sayılık performansına alışığız ama oynamanın yanında oynatmaya başladığında seyrine doyum olmuyor. Oğuz ile ikilileri, Ömer Aşık'a uygun pozisyonda topu indirmesi, en hoş görüntülerdi.
Kenardan gelip oyunu domine edenlerden biri de Sinan Güler'di. 7/7 ikilik, 1/3 üçlük ve 3 asisti ile 17 sayı üretmesi, bunu hem yaşayarak hem de yaşatarak sahaya yansıtması ayakta alkışlanacak türden. İlk yarının son üç dakikasında hücumda 6-7 pas yaparak sayıya ulaştığımız pozisyonlar hem oynayacağımız Slovenya maçı hem de bir sonrası için çok ihtiyacımız olan görüntülerdi.





