Düşüncelerine sıkıdan yapışan kelepçeler, dışarıdan çok içerde yani eski tabirle “Damlarda” ömrünü tüketen, yaşamın son anlarında bile hala demir yığınlarını kilit yapıp “Böyle düşünemezsin” denen adam Necip Fazıl’ın ölümünün üzerinden saatler, günler, aylar hatta yıllar aktı geçti ve tam 27 sene oldu. Ama koca usta öyle eserler bıraktı ki! Ne hatıralarımızdan, na arşivlerimizden, ne beynimizden söküp atıp gittik! Necip Fazıl “ hiç basketbol diye bir oyunun farkında bile olmadı! Keşke “Basketbolu çok sever, aşıktır” diyebilseydim. Oysa bir tanısa asla sevmeden pas geçemezdi. Mutlaka “şiirsel bir oyun” derdi. Aman iyi ki, tanımadı sonra tüm takımların yöneticileri “Zaten Necip Fazıl bizim takımı tutardı” diye sanal görüntüler sunabilirlerdi. Ne demiş koca usta:
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar!
Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni
Bırak vahmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar!.
Şampiyonluk ile takımlar arasında Necip ustamızın satırlarının mistik ilişkisini nasıl buldunuz!
Tribünler ilk kez bebekler, hanımefendiler, gençler ve basketbola gönül veren basketbol dostları basketbol mabedini en güzel şekilde doldurup, basketbol etiğine uygun çığlıkları ile süslediler. Gerçekten böyle güzel seyirciyi ve basketbolu özlemiştik. Basketbol adına ne varsa hepsi sahaya yansıdı. Özellikle Fenerbahçe; maç iki periyot oynanıyormuş gibi saldırdılar. İlk dakikalarda Fener attı, Fener tuttu, yürüdü gitti. Efes arkadan koşturdu durdu! Bırakın bu sezonu, tüm senelerin yüz akı bir maçtı. Sanki tüm sezonların namusunu kurtarıyordu! Son dakikaya kadar nefesler tutuldu. O attı, bu tuttu! Ama Ukic tüm maç boyuncu uyukladığı ve miskin miskin duyguları ve basketbolu patinaj yaparken uyandı ve “bu maç benim olmalı” dedi. Rakocevic giden maçı aldı başa baş hale getirdi. Sonra maçı kaybetmek için yapılması gereken ne varsa top kayıpları ile maçı Fener’e sunarken, Ukic işi bitirdi! Kim mi iyi oynadı? Vidmar Fener için “iyiki geldi” diyecek kadar iyi değil muhteşem oynadı. Mirsad, Kinsey, Ömer Onan maçı herkesten fazla isteyen oyunculardı. Oğuz, Semih, Preldzic sırıttılar sahaya yansıyan oyunları hiç tatmin edici değildi! Efes Pilsen de ise ,Thornton, Shumpert, Kaya ve Kasun hazan yaprakları gibi dökülürken, Necip Ustanın şiirini anımsattılar! Smith, Rako, Kerem Fener saldırılarına erst çekmek istediler ama, çok yalnız kaldılar.
Ben bu maçı seyretmeye doyamadım. Hak eden kazandı. Ama her şey bitti mi? Tabii ki, hayır bu çorba çok daha su kaldırır!



