1 Ocak 2026, Perşembe
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVEvli Evine, Köylü Köyünü, Sienalı Kadıköy'e / MURAT MURATHANOĞLU

Evli Evine, Köylü Köyünü, Sienalı Kadıköy'e / MURAT MURATHANOĞLU

Fırtına dindi, basketbolseverler geceleri yastığa kafalarını koyduklarında rüyalarını Obradoviç, Messina ve Ivkoviç’lerin süslediği günlerde geride kaldı. Ne Obradoviç ne Ivkoviç ne de Messina. Ama en azından Ettore’nin vatandaşını Kadıköy’e getirdik. Üstelik İtalyan Simone Pianigiani bu yaz Akdeniz ülkelerinden ithal ettiğimiz tek teknik adam değil. İtalyanın komşusu Fransa’dan da Erman Kunter’i de Türkiye’ye getirdik. Tamam Erman Fransa’dan geldi ama Fransız değil, yani hem pasaport olarak hem de basketbol bilgisi, tecrübesi ve birikimi olarak. Bu iki transfer dışında geçen sezon basketbolda yılın adamı, taraftarı olduğu kulübe, o kulüpte yılın basketbol adamı gibi sezonun önemli bir bölümü ön plana çıkan ve tapınılırken, kapının önüne koyulan teknik adamda eski kulübüne döndü. Her takım kendine göre doğru olanı yaptı, her coach yeni takımında bazı sıkıntılar yaşayacak, ama her coach hedeflere ulaşabilecek toplam pakete de sahip.

Geçen sezonun kupa canavarı Beşiktaş Milangaz ile yolları ayırınca bir yerde de Ergin Ataman ile de yolları ayrılmış oldu. Her ne kadar yönetim çok kısa bir sürede yeni bir sponsor bulmayı başarsa da, burada Ergin’in tedirginliklerini ve endişesini anlıyorum. Geçen sezonun başarısında kendisi, teknik ekibi ve yabancı seçimlerindeki nokta atışlar kadar sponsor tarafından paraları vaktinde ödenmesinin de payı büyüktü. Ergin Ataman daha önce Beşiktaş’ı çalıştırmış ve ödemeler geciktiğinde veya yapılmadığında nasıl bir tablonun ortaya çıkabileceğini sıkıntılarıyla birlikte yaşamış birisiydi. Bu riski almak istemedi, yeni tanıdığı bir yönetimin bulacağı ve hiç tanımadığı bir sponsor ile hem de önünü göremezken (Ödemeler nasıl yapılacak, sponsorluk bedeli ne olacak?) çalışmak istemedi. Üstelik gittiği yerde belki hayatı boyunca hayal ettiği yerdi, çünkü kendisi Galatasaray’lıydı. Bugüne kadar hiç Galatasaray’da çalışmamıştı, ama geçen iki yıl içinde geçmişte Beşiktaş gibi ödeme sıkıntıları, bütçe problemleri yaşayan Galatasaray’ın o problemleri ortadan kaldırdığında
neler yapabileceğini görmüştü. Galatasaray’a taraftarın karşısına üç kupalı bir coach olarak çıkıyor. Geçen sezon taraftarın uzun süre taptığı Galatasaray takımını yedi maçta beş kez yenmeyi başarmış bir teknik adam var karşılarında. Geçen sezon belki de takkenin düşmesine ve kelin görülmesine, yapılan bazı transferlerin yetersizliğine taraftarın dikkatini çeken kişiydi. Bu nedenle kredisi olacak. Hem de epeyce. Beşiktaş camiasından Ergin Ataman’a gelen tepki doğru değil. Ama bence o camia da kimse Ergin’e kızgın değil. Olamaz da bence. Bence Beşiktaş yönetimi bir taktik uyguluyor, eski coach’u üzerindeki baskıyı arttırıyor ve Ergin Ataman ile birlikte David Hawkins ve Pops Mensah Bonsu başta olmak üzere üç kupayı kazandıranlardan Galatasaray’a başka fire vermek istemiyor. Ama duyduğumuza göre hem Anadolu Efes hem de Fenerbahçe Ülker David Hawkins için devredeymiş. Ergin Ataman’ın Galatasaray’da başarılı olmaması için hiç bir neden yok. Yabancı seçimlerinde geçen yıl göstermiş olduğu dikkati gösterir ve takımı menajerler değil kendisi kurarsa zaten elinde çok geniş ve kaliteli bir Türk rotasyonu var. Önemli genç oyuncular Furkan Aldemir, Göksenin Köksal ve kiralık olarak Pınar Karşıyaka’da iyi bir sezon geçiren Ilkan Karaman ile birlikte daha önce çalışmış olduğu Cevher Özer ve Ender Arslan gibi. Bence coach değişikliğinden en büyük faydayı Jaka Lakovic görebilir. Sanki o tür oyunculara bakış açısı, tam Lakovic’in hoşuna gidecek türden gibi geliyor.

Oktay Mahmudi ise Galatasaray’ın basketbolda geri dönüşünü sağlayan kişiydi. Abdi İpekçi’nin dolmasında, Euroleague ve Beko Basketbol Liginde önemli başarılara imza atılmasında onun payı çok büyüktü. Ama Oktay Mahmudi geçmişte yaptığı bazı hataları yenileyince beklenen şampiyonluk gelmedi. Herşeye rağmen yönetim onunla devam etmek istiyordu ancak duyduklarımıza göre bir küfür olayı, daha sonra da Başkan Unal Aysal’ın kendisini çağırdığında menajerini yollaması gibi olaylardan dolayı aradaki yakınlık ve sıcak hava bir anda kayboldu ve ilişkiler buz tuttu. Beşiktaş’ta yaşanan gelişmeler de eklenince Oktay Mahmudi kendini işsiz buldu. Basketbol medyası onu çok yere yakıştırdı, bir çok dev kulübün adı geçti ama o 2007 yılında hem de pek sevişmeyerek ayrıldığı eski kulübüne döndü. Kulübün ismi biraz değişmişti belki ama kulüp aynı kulüptü. Kulübün yapısını iyi tanıması mutlaka bir avantajdı. Ancak daha önce ki 6 yıllık Efes döneminde onun, hem Tuncay Özilhan’ın, hem Efes ailesinin, hem de Efes taraftarının beklentilerini karşılamayan ve yeterince tatmin edici olmayan sonuçları almasına engel olan, daha olumlu bir sonuç vereceğine onu ikna eden ne gibi yenilikler onun tekrar Efes’e dönmesine yol açtı? Üstelik Zaljko O’Bradovich’i bile korkutan ve çok sayıda devam eden kontratı olduğundan dolayı çok da değişiklik yapılamayacak bir kadro orada onu beklerken. Oktay Mahmudi’nin oynatmaya çalıştığı basketbola uygun Sinan Güler, Kerem Tunçeri (Daha ziyade iki numara gibi), Kerem Gönlüm (Kalırsa tabii) ve Tarence Kinsey gibi oyuncular var. Ama onunla nasıl oynayacağını açıkçası pek göremediğimiz de epeyce oyuncu var. Oktay Mahmudi için oyun kurucu çok önemlidir, hareketli ve ikili oyunu oynamayı bilen uzun çok önemlidir. Bu iki pozisyonu doğru doldurulması gerekiyor. Ancak doğru doldururken sadece ve sadece kendi utopik basketboluna uyan oyuncularla değil, aynı zamanda Anadolu Efes’i Euroleague’de sırtlayacak özelliklere de sahip oyuncular. Kısacası pivot gibi pivot, ve topun iki yönünü de oynayabilen bir oyun kurucu. Bu seçim Anadolu Efes için de önemli ve bu açından Oktay Mahmudi için bir şanstır. Çünkü Efes’in adı artık coach kıyma makinesi oldu. 2008’den bu yana David Blatt, Ekrem Memnun, Ergin Ataman, Velimir Perasovic, Ufuk Sarıca, Ilıos Zouros, Oktay Mahmudi. Beklentiler yüksek, özellikle de Efes’in başına gelen kişinin herşeyin Euroleague ile başladığını ve bittiğini bilmesi gerekir, (ki Oktay Mahmudi bunu biliyor), baskı büyük, ama bütçede büyük, zaten bu bütçenin ağırlığı da kulübün CKM olmasına yol açtı. Ama hem Oktay Mahmudi’nin kulüp içindeki geçmişi, hem iki sezondur Galatasaray Medical Park’ta ki performansı, hem de CKM damgası olası bir kötü veya şanssız (sakatlıklar) başlangıçta tetiğin çekilmesini epeyce erteler.

Beşiktaş çok kısa bir süre içinde şapkasından tavşan çıkardı ve efsane eski oyuncusu Erman Kunter’i çok seri ve etkileyici şekilde takımın başına getirdi. Bunda Erman Kunter’in hakikaten iyi bir Beşiktaş’lı olmasının da önemli payı vardı. Cholet’te sınırlı bütçe ve yüksek vergiler dışında pek bir derdi olmayan, ona tapan bir seyirci kitlesi ve yönetime sahip birisi hem de bir yıllık kontratı varken, keyfi yerindeyken ve NBA’e yeni bir genç oyuncuyu daha hazırlayıp göndermişken, önünü göremediği bir kulübe nasıl hemen evet diyebilir? Tek bir neden olabilir, gerçekten Beşiktaşlı ve gerçekten o renkleri seviyor olması. Ancak Erman Kunter’in işi kolay değil. Bir kere Türk basketbol tarihinin kulüp bazında en başarılı ikinci sezonunun ardından geliyor takımın başına. İkincisi Cholet’te kendisini ispatladı, kendine özellikle de NBA yetkilileri arasında “yetenek yetiştiricisi” olarak isim yaptı, ama Beko Basketbol Ligi geldiği Fransa Liginden çok daha güçlü bir lig ve Fransa Ligindeki Fransız olan coach’lar burada pek yok. Profesyonel coach olarak ilk kez kariyerinde böyle bir bütçeye sahip olacak ve hakikaten az bütçeyle çok iş yapabileceğini defalarca ispat etmiş birisinin şimdi iyi bir bütçeyle neler yapabileceğini göstermeye çalışacak.

Erman Kunter tıpkı ondan önce görev yapan Ergin Ataman gibi oyuncudan, yetenekten anlar, oyuncular onun için oynamaktan hoşlanır ve o da onların en verimli olabileceği ortamları çabuk bulur. Burada en büyük zorluklardan birisi de taraftarla ilgili olacak. Deron Williams bu durumu iyi bilir. Illinois Üniversitesine onu getirmiş olan Bill Self, ikinci yılından sonra kendi yetiştiği okul olan Kansas Üniversitesinden teklif alınca hemen uzamıştı. Williams, Dee Brown, Luther Head ve James Augustine gibi oyuncuların tümünü Self getirmişti takım çok başarılı olmuştu ve beklentiler büyüktü: Yeni coach Bruce Weber’ı ne taraftarlar, ne de oyuncular ilk başta pek benimsemedi. Sonunda Weber baktı sezon gidiyor, bir cenaze düzenledi ve “Tabutun içinde Self’ın Illinois basketbolu var şimdi ise karşınızda ben varım” dedi. O sezon Illinois NCAA finaline kadar geldi, bir sezonda en çok galibiyet alan NCAA takımı olarak tarih yazdı, Williams lottery seçildi, Brown, Augustine, Head ve Roger Powell hepsi NBA oldu ve NBA’den ekmek kazandı. Demek istediğim şu Beşiktaş taraftarı o cenazeye gerek bırakmayacak şekilde baştan dün dündür, bugün bugündür der eski oyuncuları, yeni coach’larına sahip çıkarsa bu da Erman Kunter’in işini kolaylaştıracaktır.

Mario Puzo’nun “The Sicilian” adındaki kitabını okumuşsunuzdur. Filmi de yapıldı. Kitap muhteşemdi, film o kadar değil. Sicilyalı gibi şimdi bir de Sienalı var karşımızda. Bunu küçük düşürmek için kesinlikle söylemiyorum, ama Fenerbahçe Ülker’in yeni coachu Pianigiani Siena’da doğmuş, Siena da büyümüş, Siena da antrenörlüğe başlamış, 1995-2006 yılları arasında Siena altyapı takımlarını çalıştırmış ve A takıma asistanlık yapmış, 2006 yılından da bu yana Siena A takımını çalıştırmış. Yani anlayacağınız kendisi tam bir “The Sienaian”. İtalyan basketbolunu domine etmiş, 6 yılda İtalya’da alınabilecek 18 kupadan 15’ini kazanmış bir Siena efsanesi. Üstelik Siena’yı da iki kez bizim kulüplerimiz için yıllardır hayal olan Final Four’a taşımış. Burada kimse İtalyan basketbolu ve ligi yıllardır düşüşte demesin, çünkü Siena’da İtalya Ligi üstü elit bir takım yarattı. Bugün Avrupa Basketbolunun devleri dediğimiz zaman Barcelona, CSKA Moskova, Panathinaikos, Olimpiakos ve Maccabi son yılların en başarılı ve istikrarlı takımları olarak dikkat çekiyor, bir de Siena. Pianigiani uzun yıllar Fenerbahçe Ülker de kalabilir çünkü değişikliği çok seven birisi değil. Nevan Spahja’nın iki sezonuna kadar Avrupa’da ekol yaratıp, elit bir basketbol kulübü olma yolunda adım, adım ilerleyen Fenerbahçe Ülker’e o iki yılı unutturup, tekrar treni raylarına oturtabilir. Ancak önünde soru işaretleri de yok değil. Sienalı ilk kez yurt dışında çalışacak. Hatta Siena dışında. Belki basketbolda değil ama futbolda ilk kez kendi memleketi dışına çıkan bir coach’un neler yaşadığını hem Fenerbahçe kulüp olarak biliyor, hem de sporseverler. Şimdi İspanyollar ile İtalyanlar çok farklıdır ve Pianigiani ile o iki teknik adamın yaşları arasında büyük fark vardı diyebilirsiniz ve bunların hepsi doğru. Üstelik İtalya Milli takımını da çalıştıran Pianigiani, Anadolu Efes ile anlaştığında Rus Milli takımıyla benzer bir durumda olan David Blatt’in ve sezon öncesi burada olmamasının yarattığı tüm sıkıntıların bir benzerini yaşayabilir. O Efes takımı da oturmamış bir takımdı, bu sezonki Fenerbahçe Ülker de Spahija sonrası öyle olacak. Bu iki gerçek özellikle başta sıkıntı yaratabilir. Siena’da inanılmaz oturmuş bir düzen, bir sistem vardı. Bunu daha iyi anlamak açısından bakın Pianigiani’nin ardından yönetim takımın başına kimi getirdi? Luca Banchi’yi getirdi. Banchi son altı yıldır Pianigiani’nin asistanı ve sağ kolu.

Fenerbahçe’de öyle bir düzen yok. Pianigiani bu mesleği seçtiğinden beri çok yakından tanıdığı hazır bir düzende yükseldi, şimdi belki de o düzeni kendi yaratacak. Aynı şey değil. İkincisi Pianigiani’nin asistanlık yaptığı coach’lardan birisi de Ergin Ataman’dı. Birbirlerini iyi tanıyorlar, hangisi hangisini daha iyi tanımış ve takımları karşı karşıya geldiğinde bir maç parkelerin üzerinde oynanacak, bir maç da kenarda.

Beko Basketbol Ligi tarihinin en muhteşem sezonunu yaşadı. Bunda zirvedeki mücadele kadar, orta ve alt sıradaki takımların büyük takımlara kafa tutabilmesinin, onları denk geldiğinde yenebilmesinin de katkısı büyüktü. Bu sezon ligimizin orta ve alt sıraları soru işaretleriyle dolu. Temmuza geldik birçok şeyin netlik kazanmadığı çok takımımız var. Ama bu dört takımla ve tabii Banvit ile zirveye oynayacak çok iyi beş takımımızın olacağını söyleyebiliriz. Orhun Ene ve Banvit dahil, zirve adayı beş takımımıza sadece Beko Basketbol Liginde değil, Avrupa’da da başarılar dileriz.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler