Bu maçın başkahramanı hiç şüphesiz, 'Maçın En Kötü Adamı Ukiç'tir.'
Kötü 2/8 ikilik, 1/3 üçlük isabet oranlarına, sadece tek ribaunt ilave edebilen, Ukiç, takımın skorda önde olduğu, en kritik anlarda, çaldırdığı 5 top ile Kanarya'yı ölüme götürürken, bitime 12 saniye kala çembere yaptığı 'Altın Vuruş' ile Kanarya'ya hayat veren oyuncu oldu. Kim bilir, belki de bir şampiyonluğun, habercisi olacak ve Ukiç o zaman esprilerde, 'Şampiyonluk kazandıran en kötü adam' olarak anılacak. Son Efes hücumunda, bitime 2 saniye kala Ender'e salladığı o muhteşem blokla, maçın bir diğer kahramanının da Mirsad olduğunu anımsatalım. İlk iki periyotta, sürekli açık veren savunma, 2/10'luk ikilik, 5/14'lük üçlük isabet oranı ve de Smith (3), Rako (2), Nachbar (2) ağırlıklı kaybedilen 9 top, Efes'in sırıtan yüzleri oldu. F.Bahçe de bunu en iyi şekilde değerlendirdi. Son 2 periyot çok zorlu geçti.
Koç Ergin Ataman, 3. periyotta Sinan'ı Ukiç'e, Kerem Tunçeri'yi de Preldziç'e yapıştırarak, F.Bahçe'nin, oyun kurma planlarını bozdu. Hücum organizasyonunu böylece işlemez hale getirerek, Efes'in 24.16'da 43-43 ile rakibini yakalamasını sağladı. Böylece denge gelen maça, heyecan fırtınası hakim oldu. Son periyotun ilk anlarında F.Bahçe hücumlarında Ukiç'i, Smith'le savunmak, Efes savunmasında gedik yaratınca, F.Bahçe kısa sürede öne geçti. Başarılı genç uzun Vidmar, Efes çember altına yüklendikçe, skora katkıda bulundu. 14.30 dakika oyunda kalıp, kenara alındığı dakika olan 36'ya kadar ürettiği 14 sayı ile F.Bahçe'de en yüksek skora ulaşan oyuncuydu. Zaten onun takımda yer aldığı ilk periyotta, F.Bahçe rakibine 12 sayı atmıştı. Ama dediğim gibi, F.Bahçe'de çok başarılı oyuncular varken, maçı en başarısız, istatistiği ile Ukiç kazandırdı. İşte, bu da basketbolun adaleti!





