Yıllar boyu kelimelerimin omzunda gezinen Efes Pilsen’i sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir kelime işçisinin, işinin en zor yanı! Anla, yaşa ve tükettiğin senelerin ardından dillendir! Olsun: Zaten Türkiye’de basketbolu anlatmayı seçmek! Zor ve çilekeş yola çıkmak ile aynı anlam taşıyor. Motorsuz çelik kanatları kuşanıp, en yüksek tepeden koşarak uçuruma atlamak ve uçmayı beklemek!
1497 panel. Yıllar boyu o şehir senin, bu ilçe benim! Okul okul, davet edildiğim her yere sevgi çıkınımı yüklenip “basketbolu tanıtmak, sevdirmek için saatler toplamında, minik bir ömür törpüsüne yüz sürdüm.” Hiç pişman değilim. Bu benim kaderimin en keyifli bölümü. Her dem yeni yerler, yeni gençler ve paylaştığımız basketbol. Tanıtım, sohbet, şiir, dünya görüşü tamam. Ya sorular bölümüne geçince, konu mutlaka Efes Pilsen ve onun basketbolumuza kattığı değerler.
Yıllardır, alt yapının her katmanında Milli Takım oyuncuları Efes armalıdır! Türkiye’de bir saysam, her takımda bir ya da birkaç Efes’li ile karşılaşabiliriz! Hatta NBA’de bile, değil mi? Obama bizden biri gibi: Mehmet Okur ve Hidayet Türkoğlu’dan dem vurunca göğsümüz kabarıyor değil mi? Bu iki genç dostumuz, Amerika’ya Efes’ten bavullarını toplayarak gitmedi mi? NBA takımları konuk olarak tek geçtikleri Efes’i çağırıp karşılıklı oynamadı mı?
Sporu çok seven ve FIBA’NIN Dünya Şampiyonası için istediklerine gözü kapalı imza atan Başbakanımızın bire bir sohbet ettiği NBA oyuncularımız Türkiye’nin dışarı da tanıtan, en önemli temsilcilerimiz değil mi?
Yıllardır Efes Pilsen’e çok yakın oturduğum için sık sık ziyaretlerine giderim. Kapının önü çocuğunu Efes’e sokup basketbol oynaması için mücadele eden velilerle dolar taşar. Hem de her katmandan! Ne zaman ne yapsam mutlaka çalan telefonumun ucunda tanısam da, tanımasam da, birilerinin ilk sözü “ Bizim oğlanı, ufaklığı Efes’te basketbol oynatabilir miyiz? Aslında çok uzağa gitmeye gerek yok! İki oğlum Efes Pilsen’in Basketbol tedrisatından geçmiştir! Belki tam istatistik tutulmamıştır. Benim kiler, onunkiler, sizinkiler derken binlerce çocuk basketbol oynamak için Efes Pilsen’in salonunda basketbol idmanı yapmak için girmiş, formasını giyerek temsil etmiştir. Ancak hiç birinin elinde ne kendisi, ne de bir yakınına sunmak için elinde bira şişesi olmamıştır. Anadolunun bir çok yerinde “İLK ADIM BASKETBOL OKULLARI” var. Hakkari dahil. Oralarda basketbol oynamak ve bir gün Efes Pilsen’in formasını giymek için uğraşan bir çok oyuncu var. Ama hiç birinin ideali “Bir gün basketbol oynamak yerine bira içmek düşüncesi olmadı”
Kanun koyucular, uygulayanlar, kim olursa olsun. 7 den yetmişe herkesin aklına Efes Pilsen denince ilk önce: “PETER NOUMOSKİ VE EFES PİLSEN HÜCUMU” gelir. Benimle tanışmak için kim bilir? Kaç kişiyi devreye sokan ve oğlunu Efes Pilsen’e girmesi için benden torpil arayanların ricası kırmamak için uğraşır dururdum. “Mesele Efes’e girip idman yapmak değil. Efes Pilsen’de kalıcı olmak önemli” derdim.
Kupalar, Şampiyonluklar! Bahçelievler de, meydanlara dikilen KORAÇ KUPASI nı sembolize eden anıtlar! Efes Pilsen’i zaman zaman bünyesine sponsor olarak katmak isteyen bir sürü kocaman takımlar oldu. Ancak Efes Pilsen daima dimdik ayakta kalmayı başararak, zamanında yıldız olmuş, şampiyon olmuş takımlar gibi ortadan kaybolmayan, silinmeyen, küçülmeyen Efes Pilsen olmayı başardılar. Bunda Tuncay Özilhan’ın çok büyük emeği var. Yasa çıkmalı. Bu konuda bir şey demem ancak Efes Pilsen bu sınırlama kapsamına alınmamalı. Türkiye’de bu kadar banka, fabrika, alışveriş merkezi, holding var, lütfen söyleyin Efes gibi kaç tanesi halktan aldığını halka veriyor? Çünkü Efes Pilsen ilk önce ve en sonra hep BASKETBOLDUR, gerisi teferruattır.




