Basketbol bir denge oyunudur.
Savunmadaki eşleşmelerden tutun, yapacağınız alan savunması kararında bile dengeli olmanız gerekir.
İç dış alışverişi de dengeli olmalıdır takımın, oyun süreci içerisinde.
Ticarette böyle değil midir?
Aldığın sattığından çok olursa iflas bayrağını çekersin.
Coach’un aldığı stratejik kararlardan sonra, takımın “Play-maker”i sahada uygulamayı yapacak, takım arkadaşlarının bir düzen içerisinde hareket etmesini sağlayacaktır.
İyi bir oyun kurucu, dengeleri sağlıklı kuran bir tekniğe sahip olmalıdır.
Birinci özelliği, pas trafiğini ve top paylaşımını çok iyi organize etmelidir.
Penetre eden ve ceza atışlarını yüksek yüzdeyle kulanması onu diğerlerinden farklı kılan artılardır.
Bu özelliklerini maçın geneline taşıması gerekir.
Yoksa, iki çeyrek verilen görevi eksiksiz yerine getir, son iki çeyrekte, disiplinden uzak, kendi bildiğini okuyan hatip gibi bütün dengeleri altüst et.
Buna hiç bir oyuncunun hakkı yoktur. Hele, hele oyun kurucunun hiç!
Beşiktaş – Anadolu Efes karşılaşmasında , dengelerin bozulduğuna şahit oldum.
Belki Erman Kunter bunu hazırlayan etken olmuştur.
Kabul ediyorum. Tutku ve Murat Can sakat.
Daha once aynı davranışları sergileyen, kendine, sana , takım arkadaşlarına küserek, sorumsuzca oynamaya başlayan, Jerells’e son dakikaya kadar nasıl tahammül ettin.
Kazandığın maçı ancak böyle kaybedebilirdin.
Son beş dakikayı; Can Akın, Ewing, Serhat , Christopher ve Vidmar’lı bir beş ile hücumda çember altını zorlayan bir taktik uygulasaydın sahadan galip ayrılan taraf Beşiktaş olurdu.
Hiç bir coach, rakip takım kısalmışken, sahanın en iyi oyuncusu Vidmar’ı –ki, bu ligin ender devlerinden- kenarda oturtma lüksüne sahip değildir.
Bakıyorum da, ligin bütün antrenörleri ve yöneticileri takımlarından memnun değil! Hala oyuncu lazım diye tutturmuşlar.
Elinizi sıkı tutun, neredeyse sezon sona erecek..




