Bu yazıyla kendimi aşacağımı düşünüyorum,eğer düşündüklerimi toparlayıp iyi yazabilirsem kağıt üstüne yansıtabilirsem tarihe geçeceğime inanıyorum. Eczacıbaşı Kulübü'nden yetişmiş ya da takımlarında yer almış binlerce sporcuyu yeniden anımsamamak mümkün mü ? Veya bu adı geçen sporcular Eczacıbaşı Kulübün'de yaşadıkları günleri, ayları, yılları içleri cız etmeden, 'Ah o günler !' demeden anımsayabiliyorlar mı ?
Merhum Dr. Nejat Eczacıbaşı ve Şakir Ecacıbaşı tarafından önerilen kulüp kurma teklifini tüm kardeşlerinin de onayını aldıktan sonra ” Peki kulübü kuralım; ama bu işi yapacaksak en iyisini yapalım” demişti.
Yıllarca en iyisi yapıldı, sonra yavaş yavaş emsalsiz başarılar, emsalsiz başarısızlıklar haline gelmeye başladı. Önemli bir voleybol adamımız, ileride, tarihin tüm sayfalarında, üniversitelerde spor akademilerinde incelenmesi, kayıt düşülmesi gereken bir başarısızlık, başarıyı sihirbaz gibi kıyamete, felakete dönüştürme becerisi olarak tarif ediyor (Adı, sanı bende mahfuz).
Peki bu başarısızlık nasıl, neden ve hangi şartlarda oluşuyor ? Konuyu bilen, takip eden kişi olarak araştırmalarımın sonucu çok şaşırtıcı, bir o kadar da çarpıcı sonuca ulaştım. Kulübün kurulma kararından ve Şakir Eczacıbaşı'nın başkan olmasıyla birlikte hazırladığı Kulüp'ün amaçları ve ilkeleri bugünleri kapsamıyor, bugünleri hiç düşünmemiş, yani bir anlamda suçlu, hem bana göre Türk Sporuna gelen en güçlü, yeri doldurulamaz, spor adamı, Eczacıbaşı Spor Kulübü'nün hamisi, kurucusu, her şeyi, Başkanı Şakir Eczacıbaşı. O bugünleri hiç düşünmemiş, benden sonra ne olacak dememiş, belki de birilerine güvenmiş ama bence yanılmış.
Geçmişten ders almak, örnekler almak, tecrübeler edinmek mümkün ama 'yatırım yapacağız' diyen bir yönetim var Yani bir ton para harcayıp yeniden takım kuracaklar, parayı yabancılara verip, Türkleri, ülkenin dört bir yanından topladıkları genç yetenekleri, gene yedek sıralarında yaşlandıracaklar. Ceylan'ların geyik olmasını bekliyecekler. Bizler enayi miydik ? Yani her giden oyuncu, oyuncular hatta takımlar yerine yenilerini en kısa zamanda yetiştir, onlarla gene şampiyonluğa oyna, şampiyon ol, sonra o oyuncular da gitsin, sen devam et.
Bugünkü şartlarda herhalde salonda yatar, kalkardık, zaten O bırakmazdı ki. Kabus gibi, hatırlaması bile korkunç, bir o kadar da zevkli…………
Gene havaya girdim. Konudan uzaklaştım, bunlarla tarihe geçemem. Efendim konu şu; Eczacıbaşı Spor Kulübü, Zentivası'nı bilmem sahipsiz kalmamalı ve sahipsiz değil zaten.
O binlerce sporcuya bir çağrıda bulunuyorum. Yarından tezi yok, Eczacıbaşı Spor Kulübü Derneğine üye olmak Için müracaat etsinler. Onlara bir form gönderecekler, formu doldursunlar ve üye olsunlar. Daha sonra kongresini, falanını, filanını yaparız. Eczacıbaşı Spor Kulübü'nde geçirdiği günler aklına geldikçe, 'Ne güzel günlerdi' demeyen, bir 'Ah !' çekmeyen hiçbir kişiye rastlamadım ben.
Şİmdi sıra bizde arkadaşlar. Sıvayın kolları, döndürün EFSANEYİ geri. Bu hepimizin borcu. Böyle bir efsanenin sonu böyle olamaz ve olmaz.
Bu arada Fenerbahçe Acıbadem Bayan voleybol takımını, Violet'i, Güneş Sigorta takımını, Nalan Ural'ı Prensesi Türkiye'ye sundukları voleybol ziyafeti Için kutlarım.
Tesadüfe bak; Vio, Nalan, Ebru, Final Four'da oynayan üç bayan takım sorumlusu. üçü de Ezcacıbaşı'ndan yetişme. Peki acaba Eczacıbaşı bayan voleybol takımının takım sorumlusu kim ? Bunlar sonunda kulübü kapatmaya kadar gidebilirler. Ben sağ oldukça bu mümkün değil, tüm eski yöneticileri, antrenörleri, sporcuları, malzeme sorumlularını, sporcuları toplar, maddi kaynak yaratır ÖZ ECZACIBAŞI Kulübü'nü kurarım vallahi!!!!!!!!!!!!



