İNSAN maçın başını pek hatırlamak istemiyor aslında diyerek başlamıştım yazıma Yeni Zelanda’yla oynadığımız ilk maç sonrasında. Bu maçı izlerken de tek dileğimdi aynı sözcüklerle başlayabilmek…
NEYSE ki başladım da. Ama önemli bir farkla!!! Maçın başını, o hücumda etkisiz, motivasyonu yetersiz takımı, iyi dediğimiz savunmada yapılan saç baş yolduran hataları… Biz; Bilbao’da salonda, burada ekran başında hop oturup hop kalkan bizler unutmalıyız yalnızca! Siz bir kez daha unutmayın ne olur!
ECEL TERİ DÖKMEDEN
12 dev yürekli adam; artık bu yürekler dayanmayacak bu heyecana. Kazanmak müthiş, kazanmak zevkli ama sonda harcadığımız eforu, inancı genele yayabilmek lazım biraz da. Maç boyunca kalbi sıkışan her Türk gibi ben de hem kızıp, hem sevinç çığlıklarıyla alkışladım Kerem’i, Ömer’i, Emir’i, Sinan’ı, Cenk’i, Cedi’yi, hepinizi…
KAZANMA arzusundan vazgeçmemek en büyük artımız olsa da bunu ecel terleri dökerek değil; mücadelemizi, enerjimizi, konsantrasyonumuzu genele yayarak yapmak, hem turnuvanın geleceği hem de kalp sağlığımız için çok daha iyi olacak şüphesiz!!!
ŞİMDİ bir önemli galibiyet daha var sırada. Bu takdire ayan mücadele için, güvenimizi boşa çıkarmayan geri dönüş için, sesimizin kısılmasına neden olan sevinç çığlıkları için, alkışlar, gönülden teşekkürler 12 DEV ADAM’a.





