ÖZEL / Bu başarı rastlantı değil - GÖKHAN TÜRE
28.03.2022 - 23:28

Kadın basketbolunun yükselen değeri Çukurova Basket Mersin Yenişehir Kulübü, kısa zamanda sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gıpta ile baktığı bir marka haline geldi. Kuruluşunun 5. yılında Fenerbahçe’yi devirerek Türkiye Kupası’nı müzesine götüren ÇBK, şimdi de gözünü 5-7 Nisan’da Fransa’daki Eurocup Final-Four’unda şampiyonluğa dikti

70’li 80’li yıllarda İstanbul kulüplerine kök söktüren efsane Çukurova erkek takımından sonra bu kez de kadınlarda rekabetin içine oldukça iddialı biçimde giren ÇBK’da bu sıra dışı başarı hiç de tesadüf değil. Türkiye’de, hatta Avrupa’da pek de görmeye alışık olmadığımız bir düzene ve muhteşem tesislere sahip olan ÇBK’yı yoktan var eden kulübün sahibi ve Başkanı Serdar Çevirgen, bu olağanüstü hikayeyi basketdergisi.com’a anlattı

Çukurova Basket’i çocuğu gibi gördüğünü, daha önce menajerlik yapıyor olmanın tecrübesiyle oyunculara akıllı yatırım yaptığını dile getiren Çevirgen, aynı zamanda müteahhit de olması dolayısıyla kulübün muhteşem bir salonu kavuşmasına da öncülük etmenin de haklı gururunu yaşıyor.


 

GÖKHAN TÜRE/ÖZEL RÖPORTAJ

‘ALTINORDU’DAN ESİNLENDİK’

“Bir kulüp yaratma hedefimiz vardı. Türkiye’de futbolda Altınordu ne ise, basketbolda da örnek bir kulüp yaratalım diye yola çıktık. Banvit de bu anlamda güzel bir örnekti. Benim alt yapı ile ilgili çok büyük hayallerim vardı. Hep şöyle dedim. Menajerlik yaparken de hayalim, ‘A Milli Takım’ın 10 oyuncusu benim olacak’ idi. Menajerliği bıraktığımda 9 oyuncusu benimdi. Çocukluğunda 15, 16, 17 yaşında aldığım oyunculardı bunlar. Türkiye Süper Ligi’nde bir ara yabancılarla beraber 60-65 oyuncum vardı.”

‘HİDAYET AĞABEY VESİLE OLDU’

“Kulüp işine girmeme de şu anki TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu vesile oldu. Kendisi ile başkan olmadan önce Gloria Otel’deki bir kampta tanıştım. Onlar da spor okullarının kampını yapıyorlardı. Hidayet ağabey orada bana, bir menajer olarak işimi çok iyi yaptığımı söyleyerek ‘Bir kulüp organizasyonu da yapsana’ demişti. Ben de ardından durum değerlendirmesi yapıp bu işe soyundum.”

‘BAKIŞ AÇIMIZ FARKLILAŞTI, HEDEF DEĞİŞTİRDİK’

“Girne’de Yakın Doğu kulübü kapatıldığı zaman onlarla da ilişkimi kullanıp bir girişimde bulundum. Buraya getirelim, Mersin’de bir takım olsun dedim. 500 bin TL gibi sembolik bir ücretle bunu yaptık. Birkaç borcu vardı, kapattık. Aslında menajerlik kafasıyla girilmiş, Avrupa’da örnekleri olan, genç oyuncuları oynatıp, sonra değer kazandırıp satarız diye girdik. Ama sonraları bakış açımız farklılaştı. Hiçbir başarı hedefi olmayan, ligde kalalım, Play-Off oynayalım mantığıyla hareket ederken, bir hedef olsun, kulübün bir başarısı olsun diye hedefi değiştirdik. Altyapıda başarı için de bunun şart olduğunu gördük. Kulüp olmadıktan sonra hiçbir şey oluşmuyor. Bu seneye kadar hiçbir başarı hedefi olmayan bir kulüp olarak ilerliyorduk…”

‘MENAJERLİKLE BU İŞ BİR ARADA YÜRÜMÜYOR’

“Menajerlikle bu işin bir arada yürümeyeceği ortaya çıktı. Sonunda bir karar verdim. Ben bu takımı şampiyon yapmalıyım dedim. Menajerliği bıraktım. Oyuncuları serbest bırakıp, menajerliği bırakıp, ilk kez bu sezon şampiyonluk hedefiyle yola çıktık.”

‘AVRUPA’DA WNBA TAKIMI KURDUK!’

“Basketbolda atletizme çok inanıyorum. Avrupa’da FIBA kuralları değiştiği için artık Avrupa pasaportlu yabancı oyuncuları, devşirmeleri yan yana oynatabiliyorsunuz. Yan yana oynayabilecek oyuncuların hepsini topladık. Zaten biz hepsini topladıktan sonra diğer ülkelerde de bu durumu fark eden kulüpler harekete geçti. Bu hamlemiz Avrupa ve Dünya’da ses getirdi. Herkes dedi ki ‘Avrupa’da WNBA takımı kurdular. WNBA’de olsa Play-Off oynayacak bir takım kurdular’ demeye başladı. Herkesin kafasında şu soru vardı. 8 tane siyahi oyuncu ile kimya oluşturmak zor olmayacak mı? Bizde biri Avrupalı 9 yabancı oyuncu var. Bir tane Avrupalı var, Nika Baric, o da Avrupa’nın en iyilerinden biri… Ancak o kadar karakterli, o kadar iyi niyetli ve dürüst bir oyuncu grubuna sahibim ki, çok mutluyum. Ne yaptığını bilen, dostluğu, arkadaşlığı ön planda tutan, fedakar bir oyuncu grubuna sahibim. Hiçbir uyarıda bulunmanıza gerek yok. Son derece profesyonel, ne yapması gerektiğini bilen çok uyumlu bir oyuncu grubumuz var. Tabii bunda çok iyi bir çalışma ekibine sahip olmanın da artısını yaşıyorum. Menajerimiz Aslı İnceer’in de bu mükemmel kimyayı oluşturmamızda büyük payı var. Sonuçta ilk kez hedef büyüttüğümüz, ilk kez kupa kazanma niyetiyle yola çıktığımız bir sezon bu sezon. Bu noktada Türkiye Kupası’nı kazanmak ilk hedefimizdi. Şimdi bunu başardık. Bundan sonraki ilk hedefimiz de 5-7 Nisan’da Fransa’da düzenlenecek olan Eurocup Final-Four’unda ülkemizi en iyi şekilde temsil edip, kupayı kazanmak olacak.”

‘BAHÇIVAN BİLE PRİM ALIYOR’

 “Kulüp, aile gibi olsun istedim hep… Bunu da başardığımızı düşünüyorum. Tesiste çalışan bahçıvan bile takımın galibiyetinden kendine göre bir prim alır. Öyle bir ortam var ki, bu hepimizi hem mutlu ediyor hem de başarılı olmak için kamçılıyor. Takım deplasmana gider, bütün çalışanlar dizilip, arkalarından su dökerler. Bu bizim planladığımız bir şey değil. Herkes içinden gelerek yapıyor bunu… Burada inanılmaz bir ortam oluşturduk. Nika Baric, ‘Bu, benim Avrupa’da bulunduğum en iyi organizasyon’ diyor. O’nun gibi tecrübeli bir yıldızın bu söylemesi bizim için çok önemli. Amerikalılar California’dan geliyor, buraları, tesisleri, ortamı görüntülüyor, arkadaşlarıyla, akrabalarıyla paylaşıyor. Normalde tersi olur. Tabii ki 5 senelik bir organizasyonuz. İlk başlarda acaba başarabilecek miyiz diye korkuyordum. Ama şu an gelinen noktada çok iyi iş çıkardığımızı ve çıkarmaya da devam ettiğimizi düşünüyorum.”

‘KADIN BASKETBOLUNDA HERKESİN ÖNÜNDEYİZ’

“Bence kadın basketbolu olarak herkesin önündeyiz. Örneğin Fenerbahçe çok büyük bir kulüp ve onlarca branşta yüzlerce sporcusu var. Ancak orada bir çok branş var ve her birine bizim kadar özen göstermeleri mümkün değil. Bizde tek branş var. Bizim şansımız bu… Tek bir noktaya odaklanabiliyoruz. Tesis, organizasyon, yönetim şekli ile Türkiye’nin değil, her şeyiyle Avrupa’nın en iyi organizasyonuyuz. Paraları zamanında ödüyoruz. Ama bunun da başarıyla direk doğru orantılı olmadığını düşünüyorum. Zaten çok büyük bir bütçemiz yok.”

‘EN İYİ ANTRENÖRLERİ BURAYA GETİRDİK’

“Yenişehir Belediyesi ile birlikte birkaç özel sponsorumuz var. Tabii ki benim de maddi katkım var. Bütçemizi planlarken, yüzde 20’lik dilimi altyapıya harcarız. Altyapıda, Halil Demirbilek ve Doğan Korkmaz gibi iki çok değerli antrenörü bünyemize dahil ettik. Milli Takım’a en çok oyuncu yetiştirmiş iki antrenörü buraya getirdik. Bunu yaparken de hem onlar hem biz fedakarlıkta bulunduk.”

‘KISA DEĞİL, UZUN OYUNCU YETİŞTİRİYORUZ’

“Altyapıda da BGL takımımız var. Çok genç çocuklarla oynuyoruz. Sürekli yeniliyoruz. Ama şöyle kriterlerimiz var. Kısa çocuk yetiştirmeyeceğiz. Basketbolda uzun oyunculara ihtiyacımız var. Avrupa’da fiziksel olarak uzun yıllardır büyük sıkıntı yaşıyoruz. Bunun üstesinden gelmeyi hedefliyoruz. Biz giyinip gittiğimiz zaman bu Çukurova diyecekler. Altyapı antrenörlerimize şunu diyorum. Maç kazanmanızı beklemiyorum. Bana sadece Milli Takım’a oyuncu yetiştirin. Her sene 2-3 tane oyuncu Milli Takım’a gitsin. 10 sene içinde 5-6 tane bizim oyuncumuz Milli Takım’ın iskeletinde olsun. Antrenörlerin de oyuncuların da bazen morali bozuluyor. Sürekli yenilmelerinden ötürü psikolojik olarak etkileniyorlar. Psikolojik destek de veriyoruz. İnşallah projemiz tutarsa, Türk kadın basketbolunda artık fiziksel olarak sıkıntı yaşamayacağız. Futbolda, basketbolda en büyük sıkıntı yaşadığımız şey fiziksel olarak küçük kalmamız.”

‘ALTYAPI BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ’

“Ülkemizde altyapılara oyuncu seçimlerini yanlış yapıyoruz. Altyapılardaki antrenörlere değer vermiyoruz. Hep ucuza, asgari ücretle çalıştırıyoruz. Bizdeki iki antrenörümüz de en pahalı altyapı antrenörleridir. Play-Off oynayan A takımların coachları kadar para kazanıyor bizdeki altyapı antrenörleri… İkisinin de milli takımlarda görevleri var. Onların kafasında böyle bir soru işareti kalmaması için ücretlerini yüksek tuttuk. Halil hocayı zor da olsa ikna ettik. A takım coachu da olabilirdi. Ancak biz O’nu bu misyona, maddi anlamda tatmin olacağı bir ücretle ikna ettik. Kafasını tamamen A takım coachluğundan soyutladık.”

‘A PLUS OYUNCU YETİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORUZ’

“İnanılmaz bir altyapı organizasyonumuz var. Kupa alamazsan, ikincilikler hiçbir zaman hatırlanmaz. Altyapıda hedefin kazanmaksa oyuncu yetiştiremezsin. Ancak oyuncu yetiştiriyorsan, Milli Takım’a oyuncu verebiliyorsan işte bu unutulmaz. Geldiler, burada olağanüstü bir altyapı oluşturdular dedirtebilirsen işte bu unutulmaz bir başarı olur. A plus oyuncu çıkması için her şeyi yapıyoruz. Oyuncularımızın iyi eğitim alması için de Toros Koleji ve İstek Vakfı ile birlikte çalışıyoruz.”

‘ORGANİZASYON KALİTELİ OLUNCA MALİYET DÜŞÜYOR’

“Organizasyonun kalitesi aslında uzun vadede maliyeti çok düşürüyor. Buraya yaptığımız tesisin, organizasyon kabiliyetimizin bunda payı büyük. İstersen bu seviyede kadro yap, 10 milyon euro harca, inan bana maliyet yüzde 50 düşer. Oyuncu maliyeti de kendiliğinden düşüyor. Oyuncu, ortamı, ciddiyeti, düzeni görünce bizi tercih ediyor. Aradığım her şey var. Hiçbir sıkıntım olmaz diye düşünen oyuncu da daha az paraya olsa da burayı tercih ediyor. Ben menajerlikten geldiğim için oyuncuların kendini nasıl değerli hissedeceğini biliyorum. Nerelerde problem yaşadıklarını da çok iyi biliyorum.”

‘DETAY DEYİP GEÇMEMELİ’

“Mesela fizyoterapistlerden genelde memnuniyetsizlikler doğar. İstediğiniz kadar iyi, işini bilen fizyoterapist getirin, oyuncular bazen memnun olmayacak bir sebep bulurlar. Hepsi olmasa da arada biri çıkıp şikayet edebilir. Ben de fizyoterapistlerimize onları serbest bırakmalarını, oyuncuların şikayetlerinden etkilenmemelerini söylüyorum. Mesela, İngiliz pasaportlu oyuncumuz Temi Fagbenle, bu konuda çok hassas. Hazırlık döneminde bir sakatlık yaşadı. Doktoruna sayfalarca mesaj atıyor. Tabii her doktorun bakış açısı farklı, fizyoterapistin farklı… Fenerbahçe maçımız öncesi bana geldi. Ben kendisine ‘Kesinlikle sağlığın bizim için çok önemli. Benim fizyoterapistim bunu diyor. Sağlığını riske atmayacaksan gel bu maçta oyna. Ağrı ile maçı çıkarabilecek durumda isen oyna. Yine sor doktoruna, eğer onay veriyorsa oynayabilirsin’ dedim. Yanımdayken doktoruyla mesajlaştı. Çıktı oynadı. Sorunu böyle çözdük. Bazı hassasiyetlerin de en iyi şekilde değerlendirilip en sağlıklı, olması gerektiği gibi çözülmesi için çabalamalı.”

‘AZİZ HOCA DA DÜZENE UYUM SAĞLADI’

“A takım coachumuz Aziz (Akkaya) hocanın, oyuncularıyla kendine özgü bir tarzı var. Oyuncularıyla sesini yükselterek diyalog kuran, uyaran bir isim. 30 küsür yıldır bu böyle… Bir anda değişmesi mümkün değil. Ancak O’nu da tatlı tatlı uyardık. 8 tane Amerikalı oyuncunun olduğu bir oluşumda problem olmaması çok zordur. Ama bizde en küçük bir sorun yaşamadan durumu çok güzel idare ediyoruz.”

‘HOLLINGSWORTH FEDAKARLIK YAPTI’

“Mesela Quanitra Hollingsworth, ameliyat oldu. ABD dönüşü Almanya’da havalimanında uzun bir rötara karşın beklemeyi tercih etti; sırf takım arkadaşlarını yalnız bırakmamaz için fedakarlık yaptı. Ve gelip burada Türkiye Kupası’nda kenardan takım arkadaşlarına destek verdi. Asena ve Esra da bizim için çok özel oyuncular. Takımı bütünleştiren önemli isimler. İkisi de milli oyuncularımız. Esra, takımı bir arada tutan anaç bir oyuncu. Karakter olarak her takımda olması gereken bir isim.”

‘SALONUN PİYASA DEĞERİ 100 MİLYON TL’

“Üç kupaya da gerçekten inanarak kurduk bu kadroyu… Kendi inşaat şirketim de olduğu için salonun tüm inşaatını kendimiz yaptık. Pandeminin başında gece-gündüz çalışarak 4 ay içinde inşa ettik. 2 milyon doların biraz üzerinde bir bedele inşaatı tamamladık. Şu an için piyasa değeri 100 milyon TL’nin üzerindedir.”

‘TAKIMLARIN SAHİPLERİ OLMALI’

“Paranın nereden bulunacağı başlıca konu… Takım sahiplerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Sürdürebilir olması için bunun olması gerekli. Bu, federasyonun da konusu değil bence… Ve devletin destek sağlaması gerekiyor. Bugün Spor-Toto’dan gelen 1,5 milyon TL Avrupa’ya yaptığınız 4 seyehatte ya da 3 tane Türk oyuncu ile ya da bir yabancı oyuncu ile bitiyor. Bu, üzerinde çalışılması gereken bir konu… Bu, nasıl sürdürülebilir olabilir? Mesela devlet diyecek ki, büyük şirketlerden sponsorluk alın. Ancak bu organizasyonların uzun vadeli olmasını istiyorsa, o sponsorları bize belirli kriterler altında, o sponsorları bize belirli sınırlar dahilinde verecek. Bizim gelir sağlayabilecek bir sürü şey yapmamız ve bunların kanunlarla korunur olması gerekiyor.”

‘ALTYAPIDA 350-400 OYUNCUMUZ VAR’

“Altyapıya para harcayabilmek için biz spor okulu oluşturduk. Spor okulumuzda 350-400 oyuncumuz var. Altyapı için ayırdığımız bütçemizin tamamını spor okuluna harcıyoruz. Ve tek kaygımız sadece altyapının yaşaması… Altyapımıza ayırdığımız bütçe 1 milyon TL. Burada da bütçemiz doğal olarak şaştı. Ancak yine de bireysel çabalarla organizasyonu ayakta tutuyoruz, tutmaya devam edeceğiz.”

‘KRİZ PATLADI, KASA BOŞALDI!’

“A takımı kurduğumuzda bütçemiz 7,5 milyon TL’ye tamamlanmıştı. Kasamızda sponsorluktan gelen belirli bir paramız vardı. Normalde gelecek olan diğer katkılarla kendi kendimizi döndürebilecektik. Hatta kasamızda para bile kalacaktı. Ancak kriz baş gösterince Ocak ayında paramız bitti. A takım seviyesinde sürdürülebilirlik için başka çözümler üretmemiz şart. A takım olmadan alt yapıda hedef göstermek ve tutunmak çok da kolay değil.”

‘SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN MADDİ DESTEK ŞART’

“Şehirlerdeki firmalar ve belediyelerin, organizasyonun doğruluğuna inanarak katkı vermesi gerekiyor ki sürdürülebilirlik olsun… Devletin salonuna biz kendi cebimizden para harcıyoruz ki taraftarlar için daha cazip hale gelsin. Salonu boyattık. Locaları satmak için daha cazip hale getirmeye çabalıyoruz. Gelen insanların, aileleriyle birlikte keyif almalarını hedefliyoruz. Bayan basketbolunda çok büyük paralar yok aslında. 1 milyon dolar bir para harcayarak üç kupayı birden hedefleyebiliyorsunuz. Erkek basketbolu ile kıyaslamak mümkün değil.”

‘ERKEK BASKETBOLU NEDEN OLMASIN?’

“Erkek basketboluna da el atma hedefi olur mu? Ben böyle bir kadın organizasyonu varken, erkek basketbolunun da olmasını isterim. Ki Çukurova’da uzun yıllar önce erkek takımımız vardı ve son derece başarılıydı. Ancak bu hep maddiyatla ilgili… Bir kişinin çabası ile olacak iş değil. Bizim Spor-Toto gelirlerimiz daha önceleri 800 bin dolarmış. Şu anda 100 bin dolar etmiyor. 30 kişilik kafile, Fransa’ya gidiyoruz. 350-400 bin TL masraf çıkıyor. Ne olursa olsun, bedava oyuncu da oynatsan, Avrupa’ya gidecek para yok.”

‘KADIN MAÇLARI AÇIK KANALDA İZLENEBİLMELİ’

“Mesela THY devletin… Avrupa’da başarılı olmuş kulüplere devlet vasıtasıyla THY’nin destek çıkması gerekiyor. Ulusal kanalda birkaç program yapıp, görünür olması gerekiyor. TRT Yıldız’da basketbol nasıl olmaz? Olsaydı belki bugün daha farklı sponsor kalemlerinden bahsediyor olabilirdik. Dolayısıyla televizyonda görülmek, daha çok izleyiciye ulaşmak bizim için elzem. Bunun için de açık kanallarda görünmemiz, izlenmemiz gerekiyor.”

 

En ince detay

düşünülüyor!

Yapımı pandemi sürecinin hemen başında gerçekleştirilen ve inşası 4 ayda tamamlanan antrenman salonu, yerin altında. Tavan yüksekliği 30-40 metre civarında olan ve şu anda piyasa değeri 100 milyon TL’yi aşan salonun içinde 7-8 oyuncunun aynı anda fizyoterapi görebileceği Türkiye’nin en geniş tedavi salonu, yine Türkiye’nin en kapsamlı fitness merkezi, en modern soyunma odaları, sağlık odaları mevcut… Oyuncular için sosyal dinlenme alanları, konferans salonu da bulunan salonun üzerinde ise içinde barbekü de yer alan bir sosyal tesis de bulunuyor.