Gaziantep’te düzenlenen Royal Halı Türkiye Kupası’nı kazanan, Türkiye Basketbol Ligi ve Euroleague’de de yoluna kararlı adımlarla devam eden Anadolu Efes’in milli forveti Birkan Batuk, sakatlık ve tedavi süreci ve geleceğiyle ilgili TBL.org.tr'ye özel açıklamalarda bulundu.
Ağır bir sakatlık dönemini geride bıraktınız. Öncelikle tedavi süreciniz ve mevcut form durumunuz hakkında bilgi verir misiniz?
Bu tip süreçler operasyon ve operasyon sonrası süreçler olarak ikiye ayrılıyor. Ben her iki aşamada da çok şanslıydım. Gerek operasyonda, gerek sonrasındaki tedavi sürecinde çok iyi isimlerle çalıştım. Bunun iyileşmemdeki katkısı büyüktü. Aynı dönemde başta ailem ve takım arkadaşlarım olmak üzere herkes çok destek oldu. Moralimi yüksek tutmaya çalışıyordum ve onlar bunu kolaylaştırdılar. Her şey planladığımız gibi gelişti diyebilirim.
Tedavi süreciniz, Anadolu Efes’in Başantrenör Dusan Ivkovic yönetiminde yeniden yapılandığı döneme denk geldi. Kulüp bu süreçte, birçok yeni transfere rağmen kısa zamanda önemli bir hava yakaladı. Bu süreci takımdan ve basketboldan ayrı geçirmek sizi nasıl etkiledi?
Takımdan çok da ayrı kaldığım söylenemez aslında. Saha içinde onlarla birlikte olamasam da, performans anlamında herhangi bir katkı veremesem de her idmanda onlarla birlikte olmaya çalıştım. Beni çok da etkilediğini söyleyemem. Antrenmanlara ve maçlara başladığımda takıma katkı vermeye başladım, zira süreç boyunca onlarla birlikte olduğum için herhangi bir uyum problemi yaşamadım.
Rehablilitasyon süreci boyunca kendinize edindiğiniz bir felsefe, model aldığınız biri ya da motive edici bir durum oldu mu?
Sakatlık sporcunun aktif olduğu alanın dışında kalmasına yol açsa da kendine daha fazla zaman ayırmasını sağlıyor. Bu zaman geçirme hali insanın kendine sorular sormasına, aynı zamanda sorduğu sorulara cevaplar bulmasına fayda sağlıyor. Bu süreçte bol bol kitap okudum. Var olan kitap okuma alışkanlığımı pekiştirdim. İlk dönemde yürüme durumum dahi yoktu ve bol bol kitap okuyarak kendimi mental anlamda geliştirme şansı buldum. Aktif ya da emekli sporcuların kariyerlerini nasıl daha ileriye taşıdıklarını araştırdım. Bunların bana çok şey kattığını söyleyebilirim.
Sakatlığının hemen dönüşünde Türkiye Kupası’nı kazandınız. Kırılma noktalarında da kritik katkı vermeyi başardınız. Gaziantep’teki bu başarının sakatlığın hemen sonrasında gelmiş olması size nasıl hissettirdi?
Geri dönüşüm gerçekten inanılmaz oldu. Takım arkadaşlarıma tek tek teşekkür ediyorum, bu benim için çok anlamlıydı. Hayatım boyunca unutamayacağım bir an oldu. Tahsin Beyzadeoğlu ve Murat Çağlar’la plan yaparken, her zaman şöyle düşündük: Sahaya adım attığım an sakatlığımdan hiçbir eser kalmamış, aklında hiçbir korku ve endişesi bulunmayan bir Birkan olsun. Bu yönde çalıştık. Gaziantep’te de böyle oldu. Maç ritmim yeni oluşmaya başlıyor. Bundan sonraki süreçte daha fazla maç oynayıp daha fazla süre aldıkça takıma verdiğim katkının da artacağını düşünüyorum.
Kısa ve uzun vadeli hedefleriniz nelerdir?
Orta ve uzun vadede plan yapmayı tercih eden biriyim. Zira her ikisinin de tek amacı basketbola maksimumunuzu verebilmek. Takımla birlikte Türkiye Kupası’nı kazanarak hedeflerimizden ilkini gerçekleştirdik. Şimdiki hedefimiz ligi lider tamamlamak, Play-Off sonrası ligi şampiyon olarak bitirmek ve Euroleague’te de Final Four başarısı göstermek olacak. Bunun için önemli bir şansımız bulunuyor, şayet Final Four yaparsak da oradan madalya ile dönmeyi isteriz.
Anadolu Efes’te ve Milli Takım’da birlikte forma giydiğiniz Cedi Osman’ın yanı sıra takımda Furkan Korkmaz, Okben Ulubay, Emircan Koşut gibi önemli genç yıldız adayları bulunuyor. Türk Basketbolu’nun ve milli takımların geleceğiyle ilgili öngörüleriniz neler?
Müthiş ve yetenekli bir jenerasyonumuz var. Emircan da, Okben de çok yetenekli gençler. Cedi, A Milli Takım’ın önemli yıldızlarından biri olabileceğini gösterdi. Furkan da henüz 17 yaşında olmasına rağmen çok yetenekli ve çok cesur bir oyuncu. Hepsi altyapılarda şampiyonluklar kazanmış oyuncular. Kendi yaş gruplarının en iyi isimleri arasındalar. Ben çok iyi yerlere varacaklarını düşünüyorum. Genelde genç oyuncular A Takım’a çıkmalarının ardından düşüşe geçiyorlar. Ancak burada ben ve Doğuş uzun yıllar forma giydik. Böyle bir problem yaşanacağını zannetmiyorum. Umarım hep birlikte kulübe ve Milli Takım’a uzun yıllar katkı sağlarız.
Başantrenör Dusan Ivkovic, gençlere şans tanıma konusunda son derece kararlı bir tavır sergiliyor. Geçtiğimiz hafta oynanan Galatasaray Liv Hospital maçının üçüncü çeyreğinde skor eşitliği varken aynı anda sahada Emircan, Cedi ve Furkan vardı. Koçun yaklaşımı ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Koç Ivkovic hepimizin bildiği gibi çok tecrübeli, kendinden çok emin biri. Oyuncuyu maça çok iyi hazırlıyor. Oyuncusunun sahada zor durumda kalabileceği hiçbir pozisyona ve duruma oyuncusunu sokmak istemeyen bir antrenör. Cedi diğerlerine göre daha tecrübeli zaten. Furkan ise maçı kazanmamızdaki etkenlerden biri oldu. Hoca hepimizi çok iyi hazırlıyor ve maçtan önce bizimle bunu açık açık konuşuyor. Hepimize güveniyor ve bunun faydalarını takım olarak görüyoruz. Genç bir kadromuz var, baktığınız zaman Fenerbahçe Ülker’in Andrew Goudelock gibi NBA olmuş, Ricky Hickman gibi Euroleague şampiyonluğu kazanmış oyuncuları bulunuyordu. Ancak biz genç bir ekip olarak takım kimyasına çok önem veriyoruz. Koç da sürekli takım oyunu vurgusu yapıyor. Bunun faydasını Gaziantep’te gördük. Galatasaray Liv Hospital, Darüşşafaka Doğuş ve Fenerbahçe Ülker gibi üç büyük takımı üç maç sonunda yenmeyi başardık.
Türkiye Basketbol Ligi’ne gerek oyuncu, gerek antrenör olarak çok önemli isimler katıldı. Ligin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ligimiz Avrupa’nın en iyi liglerinden biri diyebilirim. Çok kaliteli yabancı oyuncular ve antrenörler var. Oyuncular ve antrenörler arasındaki rekabet çok üst seviyede.
Ankara’da düzenlenen All-Star Etkinlikleri büyük ilgi gördü. Neler söylemek istersiniz?
Şahsen ben imrenerek izledim. Daha önce orada bulunmuş ve ilk All-Star maçında MVP Ödülü kazanmış biri olarak yeniden orada bulunmayı isterim. İnsan ağır bir sakatlık sonrasında bunun kıymetini daha iyi biliyor. Yeniden o formayı giymek için sabırsızlanıyorum.
Euroleague’e dönersek… Şansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yalnızca ben değil, Koç ve tüm takım çok inanıyor. Hala 1’inci ve 2’inci olma şansımız var. Novgorod ve Laboral maçları çok talihsiz geçti ancak başta CSKA Moskova maçı olmak üzere tüm maçlarda rakiplerimizi sonuna kadar zorlayabildiğimizi gösterdik. Tüm takımlarla başa baş oynayıp kazanabileceğimizi ortaya koyduk. Daha önce yaptığımız küçük hataları önümüzdeki maçlarda yapmayıp daha tecrübeli, daha kontrollü bir oyunla grubu üst sıralarda tamamlamak istiyoruz.
Türkiye Basketbol Ligi, yeni sezonda ‘Efsaneler Yükseliyor’ söylemiyle öne çıktı. Ligin efsane olmuş isimlerinden hangileriyle yan yana oynamak isterdiniz? Hayalindeki beşi çıkartacak olsanız o listede kimler yer alırdı?
Ben tercihimi Türk oyunculardan yana kullanırdım. Oyun kurucu tercihim Kerem Tunçeri olurdu. Yıllarca Milli Takım’a hizmet etmiş biri ve eski bir takım arkadaşım olarak onu mutlaka koyardım. İbrahim Kutluay, Hidayet Türkoğlu, Kerem Gönlüm ve Mehmet Okur diğer tercihlerim olurdu.
Sahada en çok keyif aldığınız şey nedir?
Ben daha çok savunma yapmayı seviyorum. Savunma yaptığınız zaman rakibinize sayı şansı vermediğiniz için tatmin hissi yaşıyorsunuz. Bu takım arkadaşlarınıza da olumlu yansıyor. Sahada daha çok enerjimle var olmayı seven biriyim. Ayrıca rakip skor üretemediğinde moral olarak da çöküyor. Bu da bize hücumda da olumlu yansıyan bir şey. Aynı şekilde bana da sert savunma yapıldığında ister istemez düşünüyorum. Karşınızda Spanoulis gibi üst seviye bir oyuncu varsa ekstra bir motivasyon gerekiyor. Ben bu motivasyonla psikolojik avantajı ele geçirmeyi seviyorum. Bunun dışında köşelerden üçlük atmayı da seviyorum. Biz forvetler genelde dip çizgiyi kullanarak kat ettiğimiz için bu bölgeyi kullanıyoruz. Antrenmanlarda dahi o noktadan şut soktuğumda moral buluyorum.
Kariyerinizin en unutulmaz anı hangisiydi?
Michael Jordan’la tanıştığımız gün olsa gerek. Benim için bambaşka bir şeydi. Ben tribündeydim, kendisi içeri girdi ve ben heyecandan onu kaydettiğim kamerayı dahi elimde tutamamıştım. Ayrıca Gaziantep’te kazandığımız kupanın bende ayrı bir anısı oldu. Tabi katıldığım ilk All-Star maçında MVP olmam da unutamadığın anlardan biriydi. İnşaallah Milli Takım’da başarılar elde ederiz, zira ülkemizi temsil ettiğimiz, milli formayla elde ettiğimiz başarılar çok daha anlamlı oluyor. Bu açıdan bakıldığında 2005’teki Avrupa Yıldızlar Şampiyonası da benim için unutulmazdı.



