Basketbolda geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan konusu İlkan Karaman'ın Galatasaray Medical Park'tan olaylı bir şekilde Fenerbahçe Ülker'e transfer olmasıydı.
Konuyla ilgili yaşananları Fanatik Basket mercek altına aldı. Sitemiz editörü Can İşbakan yaşananları özetledi, Milliyet gazetesi ve Fanatik Basket yazarı Ümit Avcı yorumuyla perde arkasına ışık tuttu.
İşte satırlara yansıyanlar:
Geçtiğimiz hafta gündeme bomba gibi düştü İlkan Karaman… Hiç beklemediğimiz bir anda, tam da transferler artık bitti, kadrolar oluştu; yavaş yavaş parkelere dönüp neler olacağını konuşuruz derken tepetaklak oldu basketbol camiası…
Herkesin Galatasaray Medical Park ile sezona başlayacak ve Macvan-Ersin rotasyonunda 5-10 dakika koparacak gözüyle baktığı İlkan Karaman, bir sabah ansızın Fenerbahçe Ülker’in oyuncusu oldu. Şaşkına döndü herkes… Sosyal medya alabora oldu, İlkan’ın ismi en çok konuşulan isimler arasına girdi ve belki de en fenası iki güzide, iki ezeli, iki asırlık çınar Galatasaray ile Fenerbahçe yine gerginleşmek için fırsat kollayan gündemde karşı karşıya geldi.
Çok şey yazıldı, çizildi… Gelin İlkan Karaman olayına biraz kronolojik, biraz da perde arkasından bakalım ve anlayalım neler olupbitti şu kısa sürede…
TOFAŞ’ta gelecek vadeden bir gençti İlkan Karaman… Oktay Mahmuti’nin takımı gençlerden oluşan bir çekirdekle güçlendirmek istediği Galatasaray Medical Park’ın radarındaydı başarılı uzun forvet… Sarı – Kırmızılılar, birçok genç isim gibi ona da çengelini attı ve 5 yıllık kontratla renklerine bağladı İlkan’ı… Ancak dediğimiz gibi genç bir çocuktu İlkan ve tecrübe kazanmalıydı. İlk yıl TOFAŞ’ta devam ettikten sonra ikinci yıl kiralık olarak kariyerine devam etmeliydi. Ne var ki kiralık kontratla gönderilen Sertaç Şanlı ve Melih Mahmutoğlu bildirilmişti TBF’ye… 2 oyuncu hakkı dolmuştu Sarı – kırmızılıların…
Ne yapacaktı Galatasaray Medical Park? İlkan’ı kadrosunda tutsa bench’i ısıtacaktı genç oyuncu, havlu sallayıp duracaktı. Oysaki oynaması gerekiyordu. Bu yüzden Furkan Aldemir transferi sırasında Pınar Karşıyaka ile masaya oturuldu. Dendi ki: “İlkan’ı kiralık veremiyoruz. Sizinle 2 yıllığına anlaşalım.
Bonservisi sizde dursun. Ancak sözleşme bittiğinde bonservisi bize geri dönsün. Böylece kâğıt üstünde kiralık değil ama aramızda böyle anlaşılacak bir kontrat yapalım.”
Öyle de oldu… İlkan, Pınar Karşıyaka’da ilk yılını tamamladı. Genç oyuncu çok başarılı 2 sezon geçirip A Milli Takım kadrosuna girmeyi hem de bol dakikalar oynayabilecek seviyeye gelmeyi başardı. Karşıyaka-Galatasaray kontratının ilk yılı sonunda Ergin Ataman İlkan’ı kadrosuna katmaya karar verdi ve TBF kontratındaki özel maddeye istinaden Karşıyaka ile kontrat fesih edilip bonservis Sarı-kırmızılılara verildi. İşte o anda bir boşluk ortaya çıktı. İlkan, Galatasaray’la resmi kontrata imza atana kadar serbest duruma çıktı. Hâlbuki kulüp ve İlkan arasında iki sene önce imzalanan özel sözleşme vardı.
Galatasaray, son iki senede bonservisi ve 2 senelik transfer ücreti dâhil 1 milyon lira harcayıp henüz formasını terlettiremediği İlkan’ı aradı. Milli takım ve gelecek sezon hakkında sohbeti yapıldı. Daha sonra TBF’nin matbu resmi kontratına imza atmak için bir araya gelinmesi gerektiği hatırlatıldı. Bunun ardından İlkan, TBF’nin resmi sitesine Ergin Ataman’ı ve yeni takımını öven bir açıklama yaptı. Ama sonra bir anda iletişim koptu, İlkan’a ulaşılamadı.
Menajerleri Misko Raznatovic ile Ati Koç, İlkan’ı Galatasaray Medical Park ile resmi sözleşme için bir türlü masaya oturtamadı. ‘Neler oluyordu acaba?’ diye düşünmeye kalmadan Fenerbahçe Ülker’e İlkan’ın boşta olduğu, hukuksal bir sorunun belirmediği, Sarı –lacivertliler isterse genç oyuncuyu kadrosuna katabileceği iletildi. Tam da nokta atışıydı Fenerbahçe Ülker için… Forvette ağır ayaklı uzunlar vardı, çabuk isimleri savunabilecek bir isim yoktu ve rotasyon artık iyiden iyiye yaşlanıyordu. ‘Tamam’ dedi Fenerbahçe Ülker, ‘biz devreye girebiliriz.’ Ortaya çıkan boşluk kullanıldı ve TBF’de yer alan Pınar Karşıyaka sözleşmesi feshedildiği için serbest kalan İlkan, Fenerbahçe Ülker ile 3 yıllık sözleşme imzaladı. Galatasaray Medical Park ayağa kalktı. Ergin Ataman, ‘Bizim oyuncumuz. Bu milli takıma yapılan bir sabotaj’ dedi. Sarı – Kırmızılılar kulüpten, “ Bir kulübün resmi sitesinde, basketbolcumuz İlkan Karaman ile 3 yıllık sözleşme yapıldığı açıklanmıştır. Sporcu ile tam bilgi sahibi olmadan ilgilenen bazı kulüplerin konunun hem ahlaki hem de hukuki boyutlarının neticesini bilmemesi tehlikesine karşı bu duyuruyu yapma zorunluluğu doğmuştur. Haziran 2011 tarihinde Kulübümüz ile İlkan Karaman arasında 2011-2016 dönemini kapsayan sözleşme imzalanmıştır. Sporcumuzun bonservisi 2011-2012 sezonunda Karşıyaka Spor Kulübü’ne bir sezonluğuna verilmiş ve Türkiye Basketbol Federasyonu nezdinde yapılan sözleşme uyarınca bonservisi 12 Temmuz 2012 tarihinde tekrar Kulübümüze intikal etmiştir. Konu ile ilgili gerekli bildirim Türkiye Basketbol Federasyonu ‘na da yapılmıştır gibi sert bir açıklama yaptı.
Gözler TBF’ye çevrildi. Ankara’da olağanüstü bir toplantı yapıldı. Genel Sekreter Ali Özsoy, “Galatasaray bazı dökümanlar getirdi. Fenerbahçe Ülker de başvurusunu yaptı. Gözüken tabloda Karşıyaka ile yapılan iki senelik kontrat feshedilmiş ve oyuncu boşa çıkmış. Galatasaray’ın İlkan ile yaptığı bir sözleşme var. Ama bu sözleşme özel gözüküyor ki zaten bize ibraz da edilmemiş” dedi ve bir anlamda noktayı koydu. İşte tam burada aslında TBF tarafı haklı, çünkü özel sözleşme imzalanırken, KSK ve GS yönetimi arasındaki kontrata oyuncunun da imza atması sağlansa, ayrıca gelecek sezonun kontratları da birbirini de bağlayacak şekilde federasyona teslim edilse tüm suiistimal ihtimali engellenmiş olurdu. Ancak yine de eskiden yapılmış bu önemli teknik hata şu anda oyuncu ve menajerinin iyi niyeti ve özel kontrattaki imzalarına sahip çıkmasıyla çözülebilirdi.
Kim haklı, kim haksız… Ahlaki mi, değil mi… Doğru mu, yanlış mı?
Veya soruyu daha doğru soralım… Acaba Misko Raznatovic, Oktay Mahmuti ile sözleşme yapıp vazgeçen Galatasaray’dan rövanş mı aldı? Ya da İlkan yaptığı açıklamada olduğu gibi, “Uzun süredir Fenerbahçe’den Semih Özsoy ile görüşüyordum, benimle devamlı ilgilendi. Sürekli kendisiyle konuşuyorduk, bir derdim olduğunda da benimle ilgilendi, oturduk, dertlerimi paylaştı, yardımcı oldu. Başkan Aziz Yıldırım da benimle ilgileniyordu, ben zaten orada olmak ve oynamak istiyordum. Fenerbahçe’ye imza attığım için çok mutluyum. En başından beri Fenerbahçe’de oynamak istiyordum, gerçekten çok istiyordum” sözlerini doğrularcasına kalbindeki kulübe gitmek için kendisini hazırlamıştı?
Ya da gerçekten Galatasaray yönetimi yaptığı 5 yıllık özel kontratı lig sözleşme-transfer yönergeleri sebebiyle resmileştirip TBF’ye bildiremediği için bedel mi ödüyordu?
Ya da hepsi mi? Karar sizin…
ETİK DEĞERLER DE OLMALI / ÜMİT AVCI
İlkan Karaman transferi, sadece basketbolun değil, sporun her alanındaki etik yozlaşmanın bir örneği. Kâğıt üzerine bakıldığında Fenerbahçe Ülker suçlu değil. Çünkü oyuncunun menajeri kapınızı çalmış, “Bu oyuncuyu alır mısınız?” diye bir soru sormuş. Zaten Türk uzuna ihtiyacı olan Fenerbahçe için bundan daha iyi bir fırsat olamazdı. Ancak burada sorun, İlkan’ın ve de menajerinin ne yaptığı!
Eğer bir kulüple 5 yıllık sözleşme imzalamışsanız, o kulüp sizi iki yıl kiralık olarak başka takımlarda oynatmış ve sizin için masraf yaptıysa, büyük sayılabilecek oranlarda ücretler harcadıysa, siz de o kulübe karşı sorumluluğunuzu yerine getirmeli ve zamanı geldiğinde formayı giymelisiniz. Normal şartlarda bu bir kural olmalıdır ama sadece hukuk kurallarıyla sporu yönetmek, bunun için sakıncalıdır. Etik değerler de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun için mevcut bir etik kurulu var. Etik kurulu bu ve benzeri durumlarda artık elini taşın altına koymalıdır. Çünkü bu bir başlangıç olur ve artık büyük takımlar arasında herkes tabiri caizse diğerine ‘kazık’ atmaya çalışır, görüntü çok çirkin bir hal alır.
Fenerbahçe Ülker başta da söylediğim gibi hukuk dışı bir hareket yapmamıştır. Ancak belki de menajer oyunlarından en çok canı yanan, genç oyuncularını menajerlerin kandırarak NBA’e götürdüğünü ve onlara yaptıkları yatırım karşılığını alamadıklarını, ‘haklı olarak’ savunan, özellikle Enes olayında ortalığı ayağa kaldıran bir kulüp, kendisine yapılmasını istemediği şeyi, başkasına da yapmamalıydı diye düşünüyorum. Galatasaray’ın hatası burada insanlara fazlasıyla güvenmek olabilir. Ancak profesyonel hayatta ‘etik’ değerlerin çoktan rafa kaldırıldığını da bilmeleri gerekir.




