Düzeltmemiz basketbola, önerimizde voleybola ilişkin.
Altın set için öneri:
Voleybolda bu yıl altın set uygulamasına geçildi.
Uygulamaları görüldü ve tartışılıyor.
Örneğin Galatasaray ve Vakıfbank altın set ile elendi.
Arkas ise altın set ile dörtlü finale kaldı.
Altın set özetle;
İki takımın birer maçı kazanması durumunda, set averajına bakmadan, 15’de biten yeni bir set daha oynatan ve kazananı ödüllendiren bir sistem.
Avantajı, heyecanı sürekli kılması ve ilgiyi arttırması.
Örneğin Vakıfbank, Cannes’ı İstanbul’da 3-0 yendi.
Fransa'da 3-2 yenildi. Durum 1-1olduğu için altın set oynandı.
Ve Vakıfbank kaybetti.
Oysaki set averajına bakılsaydı.
Fransa'da Vakıfbank bir set aldığı anda maçın anlamı kalmayacak, televizyonlar farklı kanala dönecek ve Vakıfbank elemiş olacaktı.
Sonuç olarak altın set;
Heyecanı sürekli kılan ancak adil olmayan bir sistem.
Bu konuda herkes hemfikir.
*
Tartışma konusu ne yapalım?
Özetle sporun genel çelişkisi,
Adalet mi, ilgi mi?
Daha açık yazalım;
Adalet mi, para mı?
“Süper Finali” tartışacağız ya, bu tartışma da aynı ona benziyor.
Naçizane önerim:
Ne adaletten vazgeçelim ne de paradan.
Vallahi “ne şiş yansın, ne de kebap” gibi bir şey değil bu.
Oynanan iki maçın sonunda, her iki takımında birer galibiyet almış olması durumunda;
Toplam set sayıları arasındaki fark, bir ve birden az ise altın set oynansın.
Birden fazla fark var ise, bu farkı yapan takım kazanmış ilan edilsin.
Örnek:
Gene Vakıfbank örneğini ele alalım.
İlk maçı 3-0 kazanmıştı.
İkinci maç da;
3-0 yenilirse, altın set oynansın.
3-1 yenilirse, altın set oynansın.
3-2 yenilirse, oynanmasın, Vakıfbank tur atlasın.
Voleybolun, tek farkı kabul etmeyen bir geleneği vardır.
Bir takım iki farkı elde edene kadar oyun sürer.
Önerim voleybolun geleneğine de uygun gözükmektedir.
Öte yandan adalet duygusundan fedakârlık etmeden, heyecanın sürekliliğini sağlamaktadır.
Bence uygundur.
İlgililere iletilir.
Düzeltme:
Geçen hafta Galatasaray ve Fenerbahçe basketbol takımlarının aynı grupta yer almaları eleştirildi.
Federasyon, “masaya elini vurmalıydı” dendi.
Organizasyonu, ev sahibi sıfatı ile Galatasaray yaptığı için eleştirilerden payını aldı.
Turnuva bittiği halde eleştiri devam ettiği için düzeltmeyi tekraren yapalım.
Turnuvanın statüsü bir yıl önce açıklanmıştı.
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın aynı grupta yer aldığı ise eleme maçları bittiğinde, özetle bir ay önce belli oldu.
Konuyu biraz daha açarsak;
İlk turun sonunda takımlar, aldıkları puanlara göre birden 15’e kadar sıralandı.
Finale kalan son sekiz takım iki ayrı gurupta mücadele edecekti.
A gurubunda; 1, 4.5.8’nci sırayı alan takımlar.
B gurubunda; 2, 3,6 ve 7’nci sırayı alan takımların yer alacağı,
FIBA tarafından bir yıl önce ilan edilmişti.
Grup maçlarını;
Fenerbahçe 1, Galatasaray 5’ci sırada bitirdiler.
Ve A gurubunda yer aldılar.
İki Rus takımı, 6 ve 7’ci sırada bitirdi. B gurubunda yer aldılar.
İki İspanyol takımından Casares 2’ci, Rivas 4’ncü oldu. Farklı gurupta yer aldılar.
Ve final oynadılar.
Özetle, bu işin İspanya lobisi, bizim federasyonumuz ve de Galatasaray ile ilgisi yoktur.





