NORMAL şartlarda kazanmamız işten bile olmayan bir 40 dakika sonunda “küçük detaylarda” kaybettik Litvanya'ya…
Oyunun ilk yarısında rakibin, beklentilerin üzerindeki yüksek yüzdeli şut isabeti bizi oyundan düşürür gibi olsa da, savunmayı diri tutmayı becerip kontrolü ele geçirdik. Turnuvanın başından beri patlama yapmasını beklediğimiz Ersan'ın maça iyi başlaması, uzunlarla pota altında kurduğumuz ezici üstünlük derken 2. çeyreğin ortasında da hatırı sayılır bir farka (31-23) ulaştık.
Ancak rakip hücumlarda çemberden seken topların büyük çoğunluğu boşa düşüp rakip kısalarla buluşunca ikinci şans toplarından yediğimiz sayılar, Litvanya'nın oyunda kalmasını sağladı. 3. çeyrekten itibaren ise sahada kazanmak için müthiş bir savaşım vardı. Devlerimiz, maçı koparmak için defansif direnişi sürdürürken, Litvanya da aynı karşılığı verip, seyircisinin de desteğiyle oyuna olabildiğince asıldı, durdu. Bu süreçte Ömer Aşık, Ersan ve Emirle pota altından skor bulmayı sürdüren Millilerimiz, dış Iatışlardaki yüzdesini bir türlü yükseltemeyince kırılma anlarında maçı söküp, götüremedi. Farkı 4-5 sayıya çıkardığımız sürede isabetsiz dış atışlar gelince, Litvanya da bu sayede oyuna tutundu. Son çeyreğe de önde girip moral hanesinde de artıya geçti.
Küçük detaylarda kaybettik dedik, açalım. Neredeyse 40 dakika boyunca maç içindeki bütün şans topları Litvanya lehine gelişti. Seyirci baskısı ve özellikle kıran kırana geçen son çeyrekteki panik atışlar ve de tabii ki arayı açtığımızda “ince ince” ev sahibi toleransını kullanan, Kerem in suratında patlayan dirseği es geçen Yunanlı hakem Spyridon Gontas faktörü ritmimizi kaybetmemize neden oldu.
Ancak bunları maç öncesinde zaten eksi hanesine koyup, hazır olmamız gerekiyordu. Tüm bu olumsuzluklara karşın kazanabileceğimiz maçın tek çarpıcı detayı ise 3 sayı yüzdemizdi. 3/18 isabetle etkili savunma yapan bir rakibe karşı tıkanıp boş atışları sokamayınca yenilgi kaçınılmaz oldu. Yine de karamsarlığa kapılmak için henüz bir neden yok. 2009 Polonya'da ilk turu 5'te 5 geçip, bir yenilgiyle madalyadan olduğumuzu unutmadan, turnuvanın henüz başındaki bu kaybı “nazar boncuğu” olarak eksi hanesine yazalım.




