Bu yazıyı yazmaya başlarken karşımda Işıl Alben’in resmi ve onun Rusya’ya transfer olduğunu yazan haberler var. Işıl Alben’in bu transfer haberi Galatasaray için kötü ama Türk Basketbolu için fevkalade gurur verici bir durum. Hiçbir erkek oyuncumuzun yabancı kulüplerden teklif almadığı bir dönemde pırıl pırıl genç bir kızımızın Avrupa’nın en iyi kulüplerinden birine transferi çok onurlandırıcı. Üstelik Işıl boyu posu için değil, basketbol yeteneği, beraber oynadığı oyuncuları daha iyi oyuncu yapacağı için teklif alan bir oyun kurucumuz. Daha ne olsun!
Ama bu bardağın dolu tarafı. Bardağın boş tarafında ise aynı şeyleri tekrarlayamayacağımız hiçbir erkek oyuncumuzun olmaması çok ama çok düşündürücü ve üzücü. Bu konuya çare bulmak için yıllardır uğraşıyoruz. Sonuna kadar da uğraşacağız.
Bugün isterseniz önce spor okulları konusuyla başlayalım. Türkiye’de genç ve küçük çocuklarımız için yüzlerce basketbol okulu var ama maalesef bu okulların çoğunun amacı para kazanmak. Tabii içlerinde saygıdeğer olanları da var. Bunların başında Güler ailesinin “Güler Legacy” adlı okulları geliyor. Eski basketbolcu, kıymetli basketbol adamı Necati Güler ve oğulları Muratcan ile Sinan bu okulların başındalar. Tabii böyle bir kadronun kampa katılarak çocuklara iyi basketbolcu olmak yolunda ilk adımı attıracakları muhakkak, üstelik bu kamplara Amerika’dan gelen tecrübeli basketbol adamları da katılıyor. Necati Güler’in oğullarının fiziksel yeteneklerinin ne kadar güçlü olduğunu bilmeyen yok. (Not: Necati Güler bana sık sık Türkiye’de smaç vuran oyuncu benim der ama bu ne kadar doğru ben bilmiyorum. Oğullarının ise fizik yeteneklerini görmemek imkansız) Türkiye’de smaç vuran en kısa boylu oyuncular arasında ikisinin de yeri var ama ikisinin de orta ve uzak mesafeli şutları yetersiz. Muratcan Ankara’da oynarken psikolojik olarak da kafası karışıktı. Beşiktaş’ta ise konsantrasyonu gelişti ve siyah-beyazlı takımın temel taşlarından biri oldu. Sinan Güler’in de savunması, drive’ı, smacı mükemmel ama şutu yetersiz olduğu için onu savunanlar, “Bu nasıl olsa sokamaz” diye üzerine gitmiyorlar ve çoğunlukla da haklı çıkıyorlar. Bu yüzden ben Necati Güler’den rica ediyorum. Bu kurslara Amerika’dan getirdiğiniz basketbol adamlarını, “şut doktoru” olanlardan seçin. Genç çocuklara oyunu tanıtırken ve öğretirken onların ileride iyi şutör olmalarını da sağlayın.
Hep söylüyoruz, Türk çocuğunun eli hassas, gözleri keskin ama bu yetenekleri birleştirip çok iyi şutör olan oyuncumuz yok denecek kadar az. Necati, TBF Eğitim kadrosunun başında idi. Getirdiği şut doktorlarının Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki seminerlerde görevlendirirse Türk Basketbolu kazanır. Şut doktoru Sinan ile de özel çalışabilir. Bu gelişmelerin ispatı Sinan Güler ile olacaktır. Eğer Sinan önümüzdeki yıl iyi bir şutör olduğunu gösterirse Güler Okulları’nın Türkiye’ye büyük hizmet için ne kadar elverişli olduğunu ispatlayacaktır.
Bugün NBA’de Minnesota Timberwolves’ta oynayan İspanyol oyun kurucu Ricky Rubio var. Rubio’nun saha görüşü, pas yeteneği inanılacak gibi değil ama onun da şutu yetersiz. Bu yüzden onu tutan oyuncular üzerine gitmiyorlar ve Rubio pas yeteneğinin tümünü kullanamıyor. Eğer siz google’da “Ricky Rubio’nun şut problemi nedir, nasıl çözülür?” diye yazarsanız, şut doktorlarının onunla ne kadar uğraşıp çözüm aradıklarına inanamayacaksınız. Sinan Güler’in de gelecek şut doktorları ile Rubio gibi şutunu geliştirme şansı olabilir.
İsterseniz başka birkaç örnek üzerinde konuşalım. Beyaz oyuncuların şut yeteneklerinin, siyahilerden daha iyi olduğu tartışılmaz ama siyahilerin atletik yetenekleri de beyazların çok önünde. Daha hızlı koşup, daha yükseğe sıçrıyorlar. Dikkatini çekmek için bir kere daha tekrarlıyorum. Basketbol Amerika’da siyahilerin sporu olmak yolunda hızla ilerliyor. NBA maçlarını izliyorsanız, sahada beyaz bir oyun görmek için çok uğraşmak zorunda kalıyorsunuzdur. Beyaz oyuncuların hemen hepsi Amerika dışından gelen oyuncular. Peki, “Blake Griffin için ne düşünüyorsun?” diye sorarsanız, onun da babası siyahi, annesi beyaz. Bugün Amerika’da beyazlar için basketbol devri kapanmıştır diyebiliriz. Bu gelişme yabancı sayısının sınırsız hale gelmesi ile Avrupa’ya ve Türkiye’ye de yayılacaktır.Bu yüzden Türk çocuğunu sahalarda görmek istiyorsak, ona şut yeteneğinin tümünü kullanma şansını vermeliyiz.
Bir diğer örnek de Berk Uğurlu. Berk, Fenerbahçe’de Bo McCalebb ile oynamanın faydalarını görüyor, topu iyi kullanıyor, driplingi çok iyi, her fırsatta adamını geçiyor ama onun da şutu yetersiz. Şutu yetersiz siyah oyuncuların en güzel örneği Bo McCalebb. Eğer Bo McCalebb iyi şutör olsaydı bugün oynadığı takım bir NBA takımı olurdu.
Gelelim Doğuş Balbay’a… O da fiziki yetenekleri çok üst düzeyde bir oyuncu. Türkiye’nin en saldırgan savunma yapan oyuncularının başında geliyor. Oyun kurucuların yeteneklerinin hücum silahları ile ölçüldüğünü hepimiz biliyoruz. Hücumda çok iyi, üstelik rakip oyun kurucuya baskılı savunma ile hayatı dar edecek oyuncu sayısı yalnız Türkiye’de değil, dünyada çok az. Üstelik Doğuş adamını geçtikten sonra smaç da vurabiliyor. Potaya smaç vurabilen, savunmada tuttuğu adamı perişan eden başka bir beyaz oyun kurucu biliyorsanız bana yazın. Ben böyle birisini bilmiyor, hatırlamıyorum. Ama onun da şutu yetersiz. Bu yetersizlik onun tüm yeteneklerini kullanmasının önünü tıkıyor. Biz Doğuş gibi yeteneği şutör yapıp, dünyaya tanıtamıyorsak sadece Işıl Alben ile gurur duymaya devam ederiz.



