Öyle görülüyor ki tüm dünyayı etkisi altına alan Corona virüsünün (COVID-19) olumsuz yansımaları sadece insan sağlığına, hayatına verdiği ve vereceği hasarlarla sınırlı kalmayacak.
Önce NBA yönetiminin lige ara verildiğini açıklaması, sonrasında FIBA’nın dünya genelinde tüm uluslar arası müsabakaları durdurma kararı alması ve hemen ardından ULEB’in, Euroleague Oyuncular Birliği’nin (ELPA) çağrısını karşılıksız bırakmayarak Euroleague ve Eurocup’ta müsabakalara geçici olarak ara vermesiyle virüs basketbolu da vurmuş oldu. Türkiye Basketbol Federasyonu da (TBF) nisan ayı sonuna kadar tüm profesyonel lig maçlarının seyircisiz oynanmasına, Gençler Ligi maçları, henüz başlamayan altyapı şampiyonaları, 12 DABO faaliyetleri ve yerel lig müsabakalarının ileri bir tarihe ertelenmesine karar verdi.
Zaten bir süredir Euroleague ve Eurocup’ta seyircisiz oynanan maçlar ve takımların seyahatlerde yaşadığı sıkıntılar olayın bu noktaya gideceğini işaret ediyordu. Sonuçta bu organizasyonlar ne kadar önemli ve değerli olursa olsun birincil öncelik İNSAN SAĞLIĞI… Dolayısıyla Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün de PANDEMİ olarak ilan ettiği Corona virüsünün Dünya genelinde insan sağlığını ciddi biçimde tehdit eden bir salgın olduğunu kabul etmesiyle birlikte müsabakaların askıya alınması yerinde bir karardı.
BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Tabii bu gelişmelerin ardından, yine futbol başta olmak üzere Dünya genelinde ulusal ve uluslar arası nitelikteki tüm spor organizasyonlarının akıbeti de belirsizliğini koruyor. Açıkçası, basketbol cephesinden bakacak olursak, futbolla birlikte dünyanın en popüler 2 branşından biri olan bu sporun, yaşanan gelişmelere paralel olarak tarihte görülmemiş bir krizin içine girdiği net… Bu noktada NBA’i ayrı bir yere koymak gerek. Amerikan Ulusal Basketbol Ligi, futbolun da önünde, milyarlarca doların döndüğü başlı başına dev bir organizasyon… Elbette NBA’e yönelik olumsuz yansımaların boyutları da ligin değeriyle doğru orantılı yani ‘devasa’ olacaktır.
Biz, işin bizi ilgilendiren boyutundan, yani ‘eski kıta’ penceresinden bakacak olursak da durum pek de iç açıcı değil. FIBA ile Euroleague arasındaki çekişme nedeniyle uğradığı hasarın yan etkilerini, daha doğrusu ‘pencere krizini’ aşabilecek mi diye sorgularken, şimdi kucağında daha büyük bir bomba ile oturuyor artık Avrupa basketbolu…
Yaklaşan olimpiyatlar (2020 Tokyo, 24 Temmuz – 9 Ağustos), onun öncesindeki olimpiyat elemeleri göz önüne alındığında, oluşabilecek zararın mali boyutlarından çok zamanlama ile ilgili kısım çok baş ağrıtacağa benziyor. Mevcut durum nedeniyle Euroleague, Eurocup, FIBA Şampiyonlar Ligi, Avrupa Kupası, kadınlar Avrupa Ligi, Avrupa Kupası gibi üst düzey organizasyonların sarkması ve sürecin ‘ucu açık’ olması en büyük sorun.
Örneğin, virüsün yarattığı tehdidin ortadan kalkması ve hayatın normale dönmesi bir ay aldı diyelim… Bu durum, Euroleague’de 22-24 Mayıs’ta Köln’de oynanması planlanan Final-Four’un da otomatikman bir ay ötelenmesi anlamına gelecek. Kaldı ki, aldığımız duyumlara göre, Euroleague’in F4’ü Çekya’nın başkenti Prag’a kaydırma durumu da var. Eğer Euroleague’de F4’ün düzenlenmesi bir ay atarsa, FIBA’nın olimpiyat elemeleri ile (23-28 Haziran) çakışacak. Bu durumun gerçekleşmemesi için Euroleague tarafından normal sezonun kalan maçlarının tamamını ‘sıkıştırılmış programla’ her hafta çifter çifter oynatılması ve hatta Play-Off sürecinin de kısa kesilmesi gibi seçenekler değerlendirilecektir. Ya da olimpiyat elemeleri 1 ya da 2 hafta kaydırılarak sorun aşılmaya çalışılacaktır. Ancak sıkıntı hangi yöntemle aşılırsa aşılsın, ucu yine sahada ter döken oyunculara ve teknik ekiplere dokunacağa benziyor… Sonuçta bir taraftan hayati tehlikenin yarattığı endişe ve tedirginlik, diğer yandan oluşacak boşluğun ardından müthiş bir maç trafiğinin içine girecek olmaları en çok onları yıpratacak. Süreci hep birlikte yaşayarak gözlemleyeceğiz.
Dileğimiz, tüm evrenin Corona virüsün etkisinden en kısa zamanda ve en az hasarla kurtulması…