Anadolu Efes, Olympiakos karşısında kendi adına sezonun düne kadarki kısmının özetini ‘film şeridi” gibi yaşattı izleyenlere…
Birbirinden ak ile kara kadar farklı ilk iki periyodu izlerken, aklıma çocukluğumda okuduğum efsane roman ‘Dr.Jekyll ile Mr. Hayde’ın tuhaf hikayesi’ geldi. İçinde son derece nazik, iyi huylu bir doktorun (Jekyll) ve bazen de canavara dönüşen başka bir karakteri (Bay Hyde) barındıran çift kişilikli bir insanın öyküsünün anlatıldığı bu roman dünkü Efes’le yeniden vücut buldu sanki!..
15 sayı geriye düştüğü ilk periyotta, sahaya ‘nasıl olsa kazanırım’ modunda çıktığında, yeterince motive olmadığında, bireysellikle çözüm arayışına giriştiğinde ve buna paralel olarak da savunmada vidaları gevşek tuttuğunda ne kadar ‘sıradan’ bir takım görüntüsü verdiğini gördük. Bu ‘yavan’ basketbolla, özellikle de iç sahada kaybettikleri çok maç oldu.
11-26 kapanan ilk çeyreğin ardından ikinci periyotta ise tam aksine, geçen haftaki Barcelona maçında da bize hatırlattıkları, savunmada yoğunlaşan, hatta rakibi boğan, müthiş yardımlaşan, hücumda paylaşan, neredeyse ilk periyottakinin tamamıyla tersi bir Efes vardı sahada… Dunston, Anderson ve Larkin’in kenardan gelip oyunun iki yönünde de takıma kattığı enerji bir anda maçın seyrini de tamamıyla değiştirdi. Dunston’ın boyalı alandaki caydırıcılığı, Larkin’in durağan hücuma getirdiği enerji ve takım arkadaşlarına yaptığı müthiş servisler, Anderson’ın da yardım savunmasındaki gayretleri, ilk periyotta sahada istediği gibi at koşturan Olympiakos’un duvara çarpmasına neden oldu. Larkin, hücumda Dunston ile birlikte Beaubois’yı da devreye sokarken, açığa çıkan 24-2’lik seri öyle kolay kolay görülecek cinsten değildi. İlk periyotta Dr. Jekyll karakteriyle potasında 26 sayı gören Efes, kalan 3 periyotta Mr. Hayde’a dönüşüp ‘canavar gibi’ savunma yaparak (8,9,10), tam 30 dakikada potasında sadece 27 sayıya izin verdi.
Üçüncü çeyrekte de zaten arayı iyice açıp, rakibin direncini de kırdılar. Ve kabus gibi ilk periyoda rağmen ‘kolay’ denebilecek bir galibiyetle Play-Off hedefi doğrultusunda bir kritik galibiyeti daha cebe koydular.
Kadro derinliği, özellikle de sona yaklaşıldığında Anadolu Efes’in en büyük artısı olmaya devam edecek gibi görünüyor.



