Sırbistan maçına birden çok handikap ile başladık. Öncelikle bir gece önce maksimum efor sarfederek kazandığımız Almanya maçından sonra yeteri kadar dinlenemeden erken saatte maç oynamamız oyuncularımızı olumsuz etkiledi. Bununla birlikte maçı kaybettik ama bana göre Cedi Osman’ı bir kez daha kazandık. İlk periyodda sadece Cedi’nin gençlik enerjisi ve Ersan’nın direnci ile ayakta kalmaya çalıştık ama yeterli olmadı ve maç genelinin nasıl şekilleneceğinin sinyalini aldık.
İkinci dezavantajımız ise jenerasyon değiştiriyor olmamız. Yıllardır büyük başarılara imza atan milli takımımızda kadro hemen hemen baştan aşağı yenileniyor. Böyle dönemler gerçekten zordur ve kadronun tecrübe kazanıp yeniden başarılara imza atması için zamana ihtiyaç vardır.
Üçüncü ve en önemli handikapımız ise altıncı oyuncumuzun yeterli katkıyı vermemesi oldu. Milli Takımımızın 15 yıllık tarihine bakacak olursak, ne zaman seyirci desteği ile şampiyona oynasak başarılı olmuşuz. Seyircisiz oynadığımız şampiyonalar ise hüsran ile sonuçlanıyor. Bu da gösteriyor ki, oyuncularımızı altıncı oyuncu ile oynamaya alıştırmışız. Ama ne yazık ki Berlin’de seyircimizden beklediğimiz desteği göremedik. Oysa maçları Berlin’de oynayacağımız belli olduğunda ne kadar sevinmiştik. Kimse bana bunun gerekçesinin maç ücretleri olduğunu söylemesin sakın. Diyebilirsiniz ki, Sırbistan’nın seyircisi bizden daha azdı. Haklısınız ama Sırbistan kadrosundaki 12 oyuncu da kendi ülkesi dışında oynuyor ve hemen hemen hepsi birer yıldız. Oysa bizim iki oyuncumuz yurt dışında oynuyor. Dolayısı ile biz sadece seyircimizden enerji alınca coşuyoruz, onlar ise yurt dışında oynadıkları takımlarda süre aldıkça coşuyor, bilmem anlatabildim mi..!
3. periyod da Ergin Ataman’nın istifası:)) ile her coach değişikliğinde olduğu gibi oyuncularımız yeni coach Ufuk Sarıca ile bir ivme kazansalar da maalesef güçlü rakibimizin bileğini bükemedik. Herşeye rağmen yolumuz açık, devam çocuklar…