Fransa bizim için her zaman zor rakipti. Bugüne kadar 43 kez oynamış ve 13 defa kazanıp, 30 defa kaybetmiştik. Tanjeviç Hoca ile istatistiği biraz düzeltmeye başlamıştık. 9 maç yapmış, 4'ünde kazanıp, 5'inde yenilmiştik. Tanjeviç, skora 5'te 5 ile denge getirdi.
İlk periyotta, rakip potaya iyi hücum ettik. Hido'nun üst üste üçlükleri ile Fransa'ya üstünlük sağladık. Baskılı savunma sonucu, 5 top çaldık. Fransızlara 7 top kaybettirirken, biz daha dikkatliydik. 3'te kaldık. Tek sırıtan tarafımız, ribauntlarımızdı. 6-11 ile 5 fark yemesek skorda farka bile gidebilirdik. 2. periyot oyunun temposu ve kontrolünü ele aldık. Ribaunt için savaşarak, bu açığı da kapatmaya başladık. Fark da böylece artmaya başladı. Devre sonunda 43-28 ile 15 farka ulaştık. 24.47'de 58-34 önde iken Kerem Tunçeri sol ayak bileğinden sakatlanınca yüreğimiz ağzımıza geldi. Ona buz tedavisi uygulanırken Ender yerine geçti. Başarılı oyun aynen devam etti. Fransa hücumlarını savunmada eritip, hücumda Hido, Ender ve Ömer Onan'la skor üretmeye devam ettik. Ribauntları artık lehimize çevirdik. Bu da, 3. periyodu 71-45'lik skorla ve 26 farkla önde kapatmamızı sağladı. Kısacası bu şampiyonanın, şu ana kadar 'En az sayı yiyen takımı' olan Türkiye'nin ölümcül savunması, Fransa'yı da bitirdi.
'Horoz duvarın altında kaldı!'





