Eurolig’de istikrar ve başarı için kendi evini rakip için çıkılması zor bir kale haline getirmek kilit kriterlerden biri. Bugün Avrupa basketbolunda hangi basketbolcuya, koça ya da yöneticiye sorsanız Tel Aviv Nokia Arena, Belgrad Pionir, PAO OAKA Arena gibi yerlerden He-Man’in Titrek’i misali bir ses tonuyla bahsederler. Geçmişte bu Bologna’nın Palamalaguti’si için de geçerliydi. Hatta Fenerbahçe Ülker’in bu hafta yenildiği Caja Laboral’in yıllardır rakiplerini korku tüneline soktuğu asıl salonu Fernando Buesa Arena’dan tadilat nedeniyle biraz uzak kalması bile onları etkilemiş durumda. Anadolu Efes ve Galatasaray MP ise kendi evlerini zor gedik açılan ve korkulan bir kale haline getirmeye bu hafta elde ettikleri ilk galibiyetlerle başladılar. Şimdi sıra bunu alışkanlık haline getirmekte.
‘Gemi’ sağlam
Geçen hafta Efes ile ilgili Matisse’in ‘Le Bateau’ (Gemi) tablosunun başından geçenlerden dem vurmuştum. “Gemi’ bu hafta hem de kendi karasularında güverteye su almamayı başardı. Savunmada, bilhassa da 3. çeyrek süresince müthiş bir konsantrasyon ortaya koyuldu. Partizan’ın dönüş üçlük sortisinde, Savanoviç akıllıca kullanıldı. Vujaçiç geldiğinden beri en verimli maçlarından birini oynarken, bunda Kerem Tunçeri’nin 8 asistlik kontrollü saha komutanlığının rolü büyüktü. Lakin Kerem’in 6 maç sonunda hâlâ tek serbest atış denemesi olmaması ise hücum düzeneğinin aksayan yönü. Koç Ufuk Sarıca zaten en güzel şekilde durumu özetliyor: “Savunma kimliğini kazanmak önemliydi. Şimdi bazı halihazırda var olan kötü alışkanlıkları kırmanın yolunu arayacağız.”
Aslan ilk kez
Prokom geçen yıl ilk beş maçını kaybettikten sonra 6. maçta, o dönem Top 16 hedefleyen Khimki’ye çelme takmıştı. Aynısını Galatasaray da yaşar mıydı acaba? Top 16 yolunda hedef maç olması, evinde kazanamamak, Furkan’ın son dakika sakatlığı derken maça da hücumda dağınık, savunmada panikle başlanmıştı. Çılgın koç Pacesas’ın öğrencileri iç-dış dengesini tersine oturtan bir takım olarak müthiş bir şut yüzdesi tutturmuştu. Fark son bölümde 13’e kadar çıkmışken seyircinin olağanüstü desteği Abi İpekçi’yi bir kaleye çevirdi. Oktay Mahmuti’nin her şeyi denediği maçta özellikle Zaza, Songaila, Lakoviç, Tutku ve Gordon’ın önderliğinde müthiş bir geri dönüşe imza atıldı. Son 6 dakikada sadece 3 sayı yendi. Oktay Hoca’yı stresten yogaya yöneltecek bir sondu ama bazen kötü günde bulduğun şansı da böyle kullanmayı bileceksin.
İstikrarsız Kanarya
A grubu gerçekten de Arthur Miller’ı kıskandıracak kadar büyük bir cadı kazanı halini aldı. Fenerbahçe Ülker ne kadar istikrarsız gidiyorsa rakipleri de ona ayak uyduruyor. Ya da tam tersi. Fenerbahçe grubun bu istikrarını! istemiyormuşçasına öncesine nazaran çok daha iyi oynadığı Caja Laboral deplasmanında maç içi istikrarsızlıklarıyla yenik düştü. Spahija “Biz iyi oynadık ama istikrarsızdık. Karar anlarında konsantre olamadık” diyerek ahvali net özetledi. Lakin duruma müdahale edecek olan da kendisi.
Haftanın Oyuncusu:
Dimitris Diamantidis – Panathinaikos (İkisi son 2 dakikada olmak üzere 7/11 üçlükle takımını galibiyete taşıdı, Obradoviç’in çizdiği oyunlar da cabası)
Haftanın Beşi: Vasilis Spanoulis, Dimitris Dimantidis, F. San Emetario, Josh Heytvelt, Nenad Krstiç
Özel Ödül: Henry Domercant ve Unics Kazan
Haftanın Notu: J.C. Navarro Union Olimpija karşısında attığı 14 sayıyla kariyerinde 2716 sayıya ulaşarak Euroleague sayı rekorunu kırmış oldu.




