2 Nisan 2026, Perşembe
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVDjedovic Galatasaray taraftarına övgü yağdırdı

Djedovic Galatasaray taraftarına övgü yağdırdı

- Advertisement -
- Advertisement -

Galatasaray Medical Park’ın yeni transferi Nihad Djedovic; oynadığı iki derbideki duygularından, hedeflerine, Oktay Mahmuti ile geçmişe dayanan ilişkisinden taraftara kadar pek çok merak edilen konu hakkında Eurosport.com Türkiye’ye açıklamalarda bulundu.

Galatasaray’ın seninle ilgilendiğini duyduğun zaman ne hissettin? Sezon ortasında gelmek seni nasıl etkiledi?

Öncelikle çok şaşırdığımı belirtmem gerek. Roma’da oynarken fazla göz önünde değildim, ligde 12. sıradaydık ve Galatasaray gibi büyük bir takımın transfer isteği benim için sürpriz oldu. Buraya Josh Shipp’in yokluğunu doldurmak için geldim ve koç da benden bu konuda elimden gelenin en iyisini yapmamı söyledi. Onun takımdaki yokluğunu hissettirmemeye çalışıyorum, ekstradan da kendi özelliklerimi oyun planına dahil etme amacım var. Şimdiye kadar işlerin iyi gittiğini düşünüyorum. Burada bulunmak çok güzel.

Galatasaray formasını ilk kez Beşiktaş, ikinci kez de Fenerbahçe karşısında giydin. Derbi atmosferi ve diğer baskı oluşturan etmenler seni nasıl etkiledi?
Heyecan vericiydi. Roma’da 2000, şanslıysak 3000 kişiye karşı oynuyorduk çünkü. Siena maçları dışında tribünlerin tam dolduğunu hiç hatırlamıyorum. Zaten salonumuz da buraya oranla oldukça küçüktü. Sadece kendi ülkem, Bosna’dan bu görüntülere alışık olduğumu söyleyebilirim ama en son orada oynadığım zaman da ufaktım. Tam hatırlamıyorum bile (gülüyor). Özellikle Galatasaray-Fenerbahçe rekabetini biraz Barcelona-Real Madrid ile bağdaştırabilirim. En önemli fark taraftarların daha ateşli olması. Abdi İpekçi gerçekten harikaydı.

Önceki röportajlarının birinde Oktay Mahmuti’nin senin için bir idol olduğunu söylemiştin. Daha önce hiç beraber de çalışmadınız, nereden tanışıyorsunuz?
Aslında çalıştık. Oktay Mahmuti, Efes’in antrenörüyken Saraybosna’daki bir basketbol kampına gelmişti. Orada ben genç bir oyuncu olarak kendimi göstermek istiyordum, o da maçlar öncesinde çeşitli konuşmalar yapıyordu. Katkısını koçluk semineri şeklinde tanımlayabilirim. Oyuncuları tek tek izlemiş, onlara da tavsiyelerde bulunmuştu. Ben de o sıralar Efes’in büyük bir kulüp olduğunu biliyordum ve söylediğim gibi, kendimi kanıtlama amacım vardı. Kulaklarımı açıp dediği her şeyi dinlemiştim.

Peki şimdi Oktay Mahmuti ile ilişkin nasıl?
Harika bir koç. Özellikle benim gibi genç oyunculara çok yardımcı oluyor. Aynı dili konuşmamız harika çünkü benden tam olarak ne istediğini hemen anlayabiliyorum. Yanlış yaptığım şeyleri daha çabuk düzeltmemi sağlıyor. Mesela, onlar altı aydır beraber çalışıyorlar ama ben sadece bir aydır buradayım. Her geçen gün yeni bir şey öğreniyorum ve koçla aynı dili konuşmak kuşkusuz süreci hızlandıran en önemli etken.

Yine Türk Basketbolu’na uzun süre hizmet etmiş biri, Bogdan Tanjevic’i soralım. Virtus’e transferinin gerçekleştiği ilk gün “Tanjevic belki bizi çalıştırmayacak ama aynı koridorda yürüyeceğiz, aynı yemekleri yiyeceğiz. Beni Roma’ya istemesi kendi adıma büyük bir onur” demiştin…
Tanjevic benim ikinci babam. Kişiliğimin ve basketbolumun gelişmesinde en önemli role sahip insanlardan birisi. Neler yapabileceğimi bana göstermiş, gelişimimin en üst limitlerini hep zorlamıştır. Onunla iletişimimin hep devam etmesini umuyorum. Bosa’nın kalbimde her zaman bir yeri olacak.

Tanjevic, Emir Preldzic’in Türk Milli Takımı’nda oynamasını sağladı. Bosna Federasyonu da geçtiğimiz aylarda Aaron Jackson’a pasaport vererek Henry Domercant’in yanına bir ABD’li oyuncu daha ekledi. Konu hakkında ne düşünüyorsun?
Bu konuda herkesin fikri farklı olabilir. Ben ülkemi seviyorum ve üzerinde taşıdığı formayı sevmeyen bir insanın da milli takıma gereken katkıyı verebileceğini düşünmüyorum. Aaron Jackson ve Henry Domercant, aynı Bo McCalebb gibi birer örnek. Bana göre Amerika’dan gelen bir oyuncu parkede, bir Boşnak’ın yüreğiyle oynadığı gibi oynayamaz. Olayın basketbol tarafından bakarsak da daha kaliteli oyuncuların kadroya katılıp sizi güçlendirdiğini görüyorsunuz. Ancak büyük resimde bence bu iyi bir fikir değil.

Milli takımdan bahsetmişken, Bosna’nın büyük turnuvalarda bir türlü beklenilen performansı ortaya koyamamasını konuşalım. Sence sorun ne?
Şubat ayında federasyon göreve Aco Petrovic’i getirdiğini açıkladı biliyorsunuz. Belki de aradığımız farklılık onda vardır. Kendisi harika bir insan ve büyük bir koç. Şimdiye kadar parasal konular hep büyük bir sorun teşkil etti, umarım daha ilerisi için farklı şeyler konuşabiliriz. Aco ile mevcut düzenin değişeceğini düşünüyorum.

Eski Efes Pilsenli Zoran Savic, 2007’de Barcelona Genel Menejerliği görevini üstlenirken seni çok küçük bir yaşta yüksek bir bedelle İspanya’ya getirdi. İşlerin orada yolunda gitmeyişini neye bağlıyorsun? Hâlen hedefin Barcelona’da kalmak mı?
16 yaşındaydım; Barcelona, TAU ve İspanya’dan iki-üç takım daha bana teklif yapmıştı. Savic’in de etkisiyle Barcelona’yı tercih ettim çünkü o takım Dejan Bodiroga’nın takımıydı! Her zaman Barcelona’yı izlemeyi sevdim ve oranın bir parçası olmayı istedim. Hayalim Palau Blaugrana’da oynamaktı ama bana hiçbir zaman bu şansı tanımadılar, kendimi göstermem için bir sezon bile vermediler. Barcelona açısından şimdiye bakarsak, ne olacağını bilmiyorum. Geleceğim hakkında bir fikrim yok. Kira kontratım bu sene bitiyor ve yazın oturup onlarla konuşacağım.

Türkiye’deki yaşantımdan oldukça memnunum. Elbette kalmak isterim. Burası, Bosna’ya düşünce yapısı anlamında da yakın ve herhangi bir problemim yok. Ancak dediğim gibi, kariyerimi henüz netleştiremedim. Sezonu burada bitirmeye odaklandım, sonrasını hep beraber göreceğiz.

Kişisel sorulara geçelim, boş zamanlarında neler yapıyorsun? Video oyunları?
Her gün antrenmanımız olduğu için günümün büyük bir kısmı dinlenmekle geçiyor. Takvim açısından önemli bir noktadayız, Play-Off’lara az kaldı. Geri kalan vakitlerde şehri tanımaya çalışıyorum ve bu da oldukça keyifli. Ek olarak, Playstation’da futbol ve basketbol oyunlarıyla vakit geçiriyorum. Benim için keyif verici bir uğraş.

Futbol demişken, Pazar günü Galatasaray-Fenerbahçe maçı var?
İzleyeceğim. Umarım Galatasaray kazanır (gülüyor). Derbinin kulüpler için ne ifade ettiğini ve rekabetin tarihiyle ilgili hemen hemen her şeyi biliyorum zaten. Taraftarlar maç gününü çok özel kılıyor, bu sefer de harika geçeceğinden hiç şüphem yok.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler