Galatasaray Liv Hospital, tıpkı normal sezonda iki takım arasında Abdi İpekçi'de oynanan maçın bir kopyası gibi sanki 300 Spartalı filmini izleyip gelmişti salona…
Pocius sakatlandı, Micov hastaneye kalktı, Sinan'ın başı yarıldı ve ortaya yine gişe rekorları kıran Hollywood yapımı bir film çıktı.
Galatasaraylı oyuncuların cansiperane mücadelesi ve kazanma azmi yine alkışlanacak cinstendi. Yine güçlerinin sınırlarını zorlayıp, özellikle Sinan ve Young başta olmak üzere insanüstü çabayla ezeli rakiplerine “Durum ve hal ne olursa olsun Abdi İpekçi'de geçit yok” mesajını verdiler. Saha eksildikçe çoğaldılar ve kendilerinden kat kat güçlü, geniş rotasyonlu dev rakibi yenerek basketbolda “çığır” açtılar, adını da “Eksilsek de biz bize yeteriz” koydular!..
Şurası bir gerçek ki Fenerbahçe Ülker, ezeli rekabetin yarattığı stresle başetme konusunda yaşadığı sıkıntının üstesinden gelemiyor. Sanki onlar için Abdi İpekçi bir “öcü”!.. Durum öylesine “vahim” ki daha iki gün önce rakibini 26 sayı farkla “güle oynaya” yenen takımdan eser yok. Herkesin eli titriyor. Anlamsız bir gerginlik, korku!.. Rakiplerinden 22 ribaund fazla aldıkları, neredeyse 20 top fazla kullandıkları maçı kaybettiler; pes!.. Final-Four oynamış, çok daha stresli ortamlarda kazanma becerisi olan bir takımın 2 günde böylesine 2 farklı görüntü çizmesi hiç ama hiç hoş değil.





