Son topların takımını son toplarla yendik. Hem de iki kez. Birincisinde Kerem Tunçeri turnikeyi attı ve son saniyede bizi öne geçirdi. Tam kutlamalar başlamıştı ki hakemler saniyenin yarısı kadar bir süre daha oynanacağına karar verdiler. İşte ikinci kez Sırbistan’ı orada yendik. Semih, deneyimli Sırpların çok doğru olarak kullandığı son topu blokla kesmese arifeyi görüp bayramı yaşayamayacaktık…
Bu maçın bence başka bir önemi daha var: FIBA ve hakemler Sırbistan’ın lobiciliğine kulak asmayarak ‘Türkler uçmayı sürdürsünler’ dediler. Yani.. Sahada ortaya koyduğumuz mücadelenin hakkı olan toleransı takımımıza gösterdiler. Eğer onlar sert savunmaya izin vermeseler ve saha dışından Ivkovic’in, saha içinden de Teodosic ve Krstic’in baskılarına boyun eğseler, hakkımız olan bu maçı söküp alamazdık… Neyse! Şimdi artık Dünya Şampiyonası’nın finalini oynayacağız. Karşımızda favori olarak ABD var ki bu da bizim için büyük şans. Sırbistan maçının başındaki gibi ellerimiz kasılmaz çünkü orada kaybedeceğimiz çok şey vardı. Böyle güzel oynanan bir şampiyonada alınacak dördüncülük başta oyuncular olmak üzere, kimseyi tatmin etmeyecekti. Oysa gümüş madalya büyük başarıdır. Gümüş cepte olunca altın madalyaya uzanabilirsiniz çünkü şimdi stres onlara yüklendi. Sırbistan’a belki; Rusya veya Yunanistan’a da belki ama tarihinde ilk kez finallere gelmiş bir Türkiye’ye kaybetmeyi hiç istemez Amerikalılar. Bu nedenle bence şansımız var. Haydi hayırlısı!




