Beş günde, biri, dönüşü ‘2 aktarma gerektiren!’ Baskonia deplasmanı dahil 3 ‘prime’ maçı da kazandı Fenerbahçe BEKO…
Gerçekten de ‘biyonik bir takım’ gibiSarı-Lacivertliler!.. Eksiklerini o günün şartlarına göre kendi içinde tamamlayan, müthiş bir ergonomiye sahip, birbirinden farklı yeteneklerin farklı özelliklerini ‘mükemmel’ bir düzen içinde sahaya sunmasına olanak sağlayan olağanüstü bir mekanizma olma yolunda da emin adımlarla ilerliyorlar…
Kuşkusuz, bu dinamiğin ‘yaratıcısı’ coach Saras Jasikevicius… Bu kez lafı fazla dolandırmadan, O’na getireceğim… Fenerbahçe BEKO’da bence oyunculuğundaki ‘prime’ dönemi aşmaya çok yaklaştı. Yakında, oyuncu Saras’ın pabucunu dama atacak!.. Taraftarların ve yöneticilerin ve camianın O’na olan sevgisi, saygısı arttıkça O’nun da verimi yukarı çıkmaya devam ediyor…
Oyunculara, teknik hazırlığının yanında mental dokunuşlarla da etki ettiğini açıkça görüyoruz… Hangi birinden bahsetsek ki?.. Melli ve Baldwin’in kariyerinin altın çağını yaşadığından mı, yoksa Horton Tucker’ın Euroleague’in yeni yıldız adayı olduğundan mı?.. Takımdaki tüm oyuncuların ‘rollerini benimsemiş ve bunu mutlu bir şekilde yerine getiriyor olmalarından’ mı?.. Saras’ın, takımdaki oyuncuların kapasitesini, enerjisini, öz güvenini, mücadele seviyesini yukarı çekmeyi ‘en iyi beceren coach’ olduğu bence artık herkesçe malum… Bunun en iyi örneğini Brandon Boston JR’da görüyoruz… Bir ara ‘acaba olmayacak mı?’ soru işaretlerini taşıyan ABD’li şutör, dün Morris’e yaptığı müthiş bloğun ardından geçiş hücumunda Baldwin’in nefis asistinde ürettiği 3 sayılık oyunla ‘gerçek Fenerbahçeli’ oldu…
Saras’ın dünkü maçta en çarpıcı ve ‘ürkütücü’ cesaretine en güzel örnek ise, Olympiakos gibi bir rakibe karşı, takıma daha birkaç gün önce dahil olan yeni transfer Chris Silva’yı sahaya sürmesiydi. Normalde lokal ligde, zayıf bir rakibe karşı olsa, Silva’nın oynatılması ‘ısınma turu’ olarak görülebilirdi. Litvanyalı coach, takımına ve kazanacağına o kadar güveniyor ki, Silva’yı böyle bir maçta sahaya attı. Bunu hem rakibe ince bir mesaj hem de Silva’yı ‘kazanma’ sürecini kısaltma gayreti olarak algıladım. Ama neresinden bakarsanız bakın cesurca bir gövde gösterisiydi.
İlk yarıda 0/13 (% 0) 3 sayı isabetinin ardından, ikinci yarıda 10/18 (% 55,5)’i yakalamak ve 52 sayının 30’unu çizgi gerisinden bulmak da ancak Fenerbahçe gerçekleriyle bağdaşabilir… İlk devredeki berbat şut yüzdesine karşın hiç panik yapmadan sahada ‘buz gibi’ kalmak, işini yapmaya devam etmek, sabırla ‘anın gelmesini’ beklemek de bu takımın ayrı bir özelliği ve de güzelliği…
Evet; mükemmel işleyen bu çarkın yaratıcısı ve kumandanı Jasikevicius… Ama arka planda o çarkın ‘kusursuza yakın’ bir şekilde dönmesini sağlayan isimleri de es geçmemeli… Deneyimleri ve birikimleri yaşlarının çok önünde iki isim Genel Menajer Derya Yannier ve Sportif Direktör Uğur Ozan Sulak… Her ikisi de Saras’la ‘yakın markaj’ halinde, saha içinin daha verimli olması adına saha dışında canla başla çabalıyorlar… Ve gelinen noktada, geçen seneki kadrodan onca elit isimin ayrılmış olmasına karşın, bu sene ‘el birliği ile’ oluşturdukları kadro ile geçen yılki başarının tekrarını sağlamaya çalışıyorlar… Geçen yıl şapkadan tavşanı McCollum trasferiyle çıkarmışlardı. Bu kez önce Chris Silva, ardından da Nando De Colo ile ‘dejavuya’ yelken açtılar…
Dünkü Olympiakos galibiyeti, Melli ve Baldwin’in liderlik misyonunu ‘deneyim, yetenek ve aklın’ bileşenleri olarak taşıyor olmaları, Fenerbahçe BEKO adına ‘tünelin ucuna tutlan’ bir ışık gibi…
Dileriz sezon sonuna kadar da sönmeden yanar bu Fener…
Not: Bir gecede 4 farklı dalda birden kazanan Dünya kulübü olmak da müthiş bir ayrıcalık!..
Gökhan Türe




Gökhan bey yazınızı ilgi ile okudum. Ancak Olimpiyakos karşısında son periyota kadar bariz bir üstünlük kurulamadığına değinmemişsiniz. Bu zafiyetin en önemli nedeni pota altı savunmasının iyi yapılamaması. Silva’yı uzun olarak (sadece 2.03 m) değerlendirmek, bu maçta da görüldüğü gibi pek de mümkün değil. Atıcıların çok iyi form tutması sonucu gelen galibiyetler çok önemli, ama çalışmayan noktalar da vurgulanmalı genel değerlendirme yaparken.