Fenerbahçe BEKO’nun yeni bir coach ve yepyeni oyuncularla donanmış kadrosuyla 8 maç sonunda geldiği nokta gerçekten de takdir edilecek cinsten…
Panathinaikos karşısında da oyun kalitesini yine daha yukarı çekerek 30 sayı farkla beklenenden çok daha kolay kazandı Sarı Kanarya… Az zamanda çok iş başaran ve üzerine koymaya devam eden Sarı-Lacivertliler, takım kimyası açısından eşine “en azından yakın geçmişte” pek de rastlanmayan bir başarı hikayesini yazmaya devam ediyor…
8 maç geride kalırken 5’i çift haneli farklarla gelen 7 galibiyet, son topta kaybedilen bir maç, +102 averaj ve son olarak da Panathinaikos karşısında 107 sayıyla Euroleague kulüp rekorunun egale edilmesi tesadüflerle açıklanamaz… Maç başına 86,4 sayı ortalaması ile ligin en skorer takımı konumuna gelen, 73,6 sayı ile yine Milano’dan sonra ligin en savunmacı (72,5) takımı olarak sivrilen Fenerbahçe BEKO’da yeni coach Itoudis’in dokunuşlarını hissetmek mümkün… Motley, Hayes-Davis, Edwards, Wilbekin transferleri tam tabiriyle Sarı-Lacivertli takımın kimyasına “cuk” oturdu. Melih, Booker, Guduric, Şehmus, Metecan gibi mevcut oyuncuları parlatıp vitrine çıkarma konusunda da deneyimli antrenörün hakkını vermeli… Ama Calathes’e de ayrı bir parantez açmalı kesinlikle… Yunan guard, vatandaşı Itoudis’le Fenerbahçe BEKO’da “yeniden doğdu” adeta…
Calathes, dün de Avrupa’da ilk kez parladığı eski takımı Panathinaikos’a karşı Sarı-Lacivertliler’in saha içindeki orkestra şefiydi… Ve takım kimyası bu kadar çabuk meyve verdiyse eğer, sebebi de ta kendisidir… Fenerbahçe BEKO, Euroleague’de zirve yarışında piste çıkmak için O’nu buldu, o da kendini!..
Dün Fenerbahçe’nin – hem de Pierre’in sakatlanıp, Motley’nin de erken faul problemine girip kenara geldiği senaryoda – ikinci çeyrekten itibaren sahada “akıp gittiği” sürede direksiyonda Calathes vardı… Yine üçüncü periyotta rakibin fişini çektiği, aranın açıldığı zaman diliminde, geçiş oyunlarında sahayı “radar gibi” gören, oyunu nakış gibi ören isim O’ydu… O Fenerbahçe BEKO, Fenerbahçe BEKO da O’nun için büyük şans…
Nigel Hayes-Davis de sakatlanıp kenara gelen Pierre’in yokluğunu aratmadan oyunun iki yönünde de önemli katkı verdi dün…
Maçı kazanacağını gördükten sonra önce Jekiri, ardından da Edwards’ı kazanmaya çalıştı coach Itoudis… Tempolu oyunda çok fazla topa giremese de Motley kenarda iken bazen Booker bazen de Hayes-Davis’le çok da sırıtmadı bu kez Jekiri… Edwards ise yine korkusuzca potaya gidip, bazen de 3 sayı çizgisinin gerisinden bulduğu isabetlerle farkın açılmasını, takımının rahatlamasını sağladı. Ama bunun da ötesinde savunmaya verdiği enerji, kaptığı 2 top, 6 savunma ribaundu ve 2 asistle takımı için daha fazlasını yapabileceğini ortaya koydu. Melih’in formu, Guduric’in fazla ortalarda gözükmeden 8 sayı, 4 ribaund, 4 asistlik katkısı, Wilbekin’in 19 sayıyla Panathinaikos’un geri dönüş çabalarını savuşturması, Şehmus’un penetreleri derken 107 sayıya ulaştı Kanarya…
Elbette sezon daha uzun… Köprünün altından daha çok sular akar… Ama 8. maç sonunda, enerjisi, sinerjisi yüksek bu takım çok şey vaad ediyor, geldiği nokta da takdiri fazlasıyla hak ediyor… En önemlisi de izlemesi büyük keyif veriyor…



