Olympiakos’un‘eksik’, Fenerbahçe Tarfin’in ise hücumda ‘berbat’ bir çizgide seyrettiği ‘dev’ buluşmada Sarı-Lacivertliler, son bölümde ‘diri kalmanın’ avantajıyla Atina’dan çok önemli bir galibiyetle ayrılmayı başardı.
Evet; Yunan ekibinde kadro dışı kalan Tyler Dorsey ile sakatlık sıkıntıları bulunan Fournier ve Montero gibi kısa rotasyonunun ‘ana unsurları’ devre dışıydı. Fakat Fenerbahçe cephesinde de, belki de bu eksiklerin yarattığı denklemde ‘favoriye dönüşmenin’ yarattığı baskı ciddi biçimde hissediliyordu; en azından maçın ilk 18 dakikalık bölümünde… Zaten geçen haftaki Partizan maçında ‘alarm’ veren hücum performansı, sezonun en iyi hücum eden ikinci takımı olan Olympiakos’un‘odak noktasını’ savunmaya çevirmesiyle ‘durma’ noktasına gelmişti bile… 8 sayı ile geçilen ilk periyotta Fener hücumunun ‘3 saha içi isabette’ tıkanması, fizikli beşlerle ve müthiş bir baskı ile sahada kalan Olympiakos savunmasının istediği şeydi. İlk çeyrekte tam 7,5 dakika sayı üretemedi Kanarya!.. 8.57’de Larkin’in üçlüğüne kadar berbat tercihler ve top kayıplarıyla rakibinin ekmeğine yağ sürdü adeta…
İşin hücum kısmındaki sinir bozucu grafiğe karşın Fenerbahçe’yi maçın içinde tutan detay elbette yine savunmaydı. Hücumda işler yolunda gitmese de savunmada direncini aşağıya bir an olsun çekmedi Sarı-Lacivertliler… Normal şartlarda başka bir takım olsa, Olympiakos’un baskısında yelkenleri suya indirip teslim bayrağını çekebilirdi belki… Ancak, geçen yılkı Final-Four yarı finali sonrası ilk kez karşılaitığı rakibine karşı bu kez aynı yanlışı yapmadı Kanarya… İkinci periyottaBaldwin ve Shields’ın kıpırdanışıyla‘maça ortak olma’ adına ilk hamleyi yaptı Sarı-Lacivertliler…
Üç önemli silahının eksikliğinde tüm ilk yarı boyunca enerjisinin büyük kısmını savunmaya veren Olympiakos’un ikinci yarıda bunun sıkıntısını yaşayacağını tahmin etmek çok da zor değildi. Öyle de oldu… İkinci yarının hemen başında hücumdaki Horton-Tuckerbazlı kıpırdanış, ABD’li şutörün ilk yarıda yapamadığını yapıp ‘potaya giderek’ bulduğu basketler ve sonrasında Sertaç’ın üçlüğüyle gelen 10-2’lik seriyle Fener maçın içine ‘nihayet’ giriverdi. Ardından Olympiakos’unWard, Milutinov ve Vezenkov’la oyuna tutunmaya çalışması, ShaneLarkin’in de Fenerbahçe’yi maçın içinde tutmaya çabalamasıyla ‘düelloya’ dönüştü. Savunmaların böylesine yoğun olduğu bir maçta oyun kalitesinin aşağıda kalması çok da yadırganmamalıydı aslında… İki takım da geçen yılki F4 yarı finalinin rövanşını oynuyordu adeta…
Larkin’in son bölümüne damga vurduğu 3. çeyrek sonunda bulduğu üçlük belki de galibiyetin habercisiydi. Son çeyreğin başında Vezenkov, Jones ve McIntyre ile son bir hamle yaptı ev sahibi takım… Farkı 8 sayıya kadar tırmandırdı yine… Ancak 35 dakika o olağanüstü sert savunmayı aynı seviyede tutmaları olanaksızdı. Fenerbahçe adına belki de sahada doğru olanı yapmakta en çok güçlük çeken, daha doğrusu ‘yapamayan’Clyburn hala sahadaydı. Saras’ın O’na duyduğu güvenin boşuna olmadığını, farkı 3’e indiren üçlüğü ile kanıtlandı. 33.34’ü 59-51 geride geçtikten sonra, yorulan Olympiakos savunmasına karşı son bölümde kılıcı çekti Kanarya… Tam 6 dakika 26 saniyede 13-2’lik seriyle maçı kazandı… Kısacası son bölümde ‘pili biten’ Yunan ekibine karşı Clyburn, Larkin ve Baldwin’le darbeyi vurdu.
Bu mücadelenin Fenerbahçe açısından önemli olan bir diğer yanı ise bu sezonki ‘sansasyonel’ transferi ShaneLarkin’in ilk kez bu altın değerindeki galibiyette çok önemli bir etki yaratmış olmasıydı. Efes’te efsaneleşip, Fenerbahçe ile ‘yeni ufuklara’ yelken açma hedefiyle yola çıkan deneyimli guard, ilk kez ‘ana unsur’ olarak boy gösterdiği bir büyük maçta kadere etki etti.
Rakip, eksik de olsa kadro derinliği açısından Panathinaikos’tan sonra en geniş kadroya sahip Olympiakos… Üç kısasının eksik olduğu oyunda elinde McIntyre, Joseph ve Ward gibi üst düzey üç kısayı sahaya sürebilecek zenginliği elinde bulunduruyor… Dolayısıyla kimse kalkıp da ‘rakip üç kilit oyuncusundan yoksundu’ diye bu önemli galibiyeti değersizleştirmeye kalkmasın…
Fenerbahçe Tarfin açısından hem çok önemli bir deplasman galibiyeti hem de ShaneLarkin’in ilk kez böylesine sivrildiği bir maç olması itibarıyla çok değerli bir kazanımdı dünkü Olympiakos deplasmanı…
Ha, şunu da atlamamalı… Maç boyunca ev sahibi takım lehine öylesine düdükler çalındı ki, akla ziyan… Key’e çalınan iki faul düdüğü, Bingham’a çalınan bir faul, Baldwin’e çalınmayan iki faul derken hakemler ev sahibi avantajını Olympiakos için haddinden fazla bir şekilde kullanmışlardı. Dolayısıyla son bölümde terazisi şaşmayan adaletli kararları çok da abartmamalı…
Gökhan Türe




Bu güzel yorum için ( fb kazandığı için değil !) tşkler.