Savunmaya evet, rehavete hayır / GÖKHAN TÜRE
15.12.2021 - 13:34

Fenerbahçe BEKO’nun üst üste kazandığı üç maça da baktığımızda fark yarattıkları en önemli detay mücadele düzeyi…

Gel-gitler Sarı-Lacivertli takım için sorun olmaya devam ediyor… Ancak Maccabi Playtika karşısında da hem takımca paylaşım hem savunma sertliğini maçın uzun bölümüne yaymaları ve hem de kırılma anlarında hataları asgariye indirme ve sakin kalma konusunda önemli aşama kaydettiklerini gösterdiler…

Djordjevic, kazanma gerekliliğinin farkındaydı ki süreyi de Biberovic’in 1,5 dakikası hariç 8 oyuncuda sınırlı tutarak, macera aramak yerine sonuca gitmeye odaklanmıştı. Ancak maçın son bölümünde 4 faulle kenarda oturan Vesely’yi “bıçak kemiğe dayanana kadar” kenarda tutması ise yine “günü hatasız kapamama” adına yapılmış özel bir hamleydi sanki!.. Maccabi’nin 25-9’luk seriyle, farkı 21 sayıdan 5’e kadar çektiği sürece müdahale konusunda “seyircinin” ötesine geçememek, molalardaki zamanlama yanlışları, oyunu okuma konusunda Sırp coach zaaflarını yine gözümüze soktu…

Henry ve Booker’ın son maçlarda yakaladığı çıkış, Pierre’in oyunun iki yönünde de takımın özgüvenini ve performansını yukarı çeken “artı değer” olması Fenerbahçe’nin üst üste üç maç kazanmasındaki başlıca faktör… Henry’nin ve zaman zaman da Şehmuz’un, De Colo’nun “elini rahatlatan” konforu saha içinde ona sunmaları, Guduric’in de oyuna yön verme ve el yakan topları kullanmadaki becerisi, skor özelliği olan oyun kurucu ihtiyacının en azından şimdilik “halının altına süpürülmesini” sağlamış durumda… Ancak maçlar ilerleyip, zorluk derecesi yükseldiğinde bu sorunun yine “hortlama” ihtimali göz ardı edilmemeli…

Sarı-Lacivertliler, Maccabi’yi 17 top kaybına zorladığı, 6 blokla potayı kararttığı maçta savunmada ne kadar agresif olabildiğini de gösterdi. Euroleague’de son söz hep savunmanındır. Bu önemli bir artı… Ama son periyodun başındaki rehaveti de kaldırmaz, bu da böyle biline…

Anadolu Efes Istanbul - EB21

EFES’İN BONUSU PLEISS OLDU

Anadolu Efes, anlaşılmaz bir durağanlıkla girdiği Bitci Baskonia karşısında yine “en değerli parçaları” ile kazanmayı başardı. Geçen hafta Bayern Münih deplasmanında kaybederken, kısaların üzerine binen yükün artık omuzlara ağır geldiğinden, Larkin, Micic, Beaubois, Simon dörtlüsünün bu yüzden yıprandığından dem vurmuştuk. Haftasonu ING Süper Ligi’ni Petrusev hariç deyim yerindeyse “pas geçen” takımın, maça bu kadar rölantide girmesi ilginçti. Neyse ki bu süreyi fazla uzatmadı Lacivert-Beyazlılar… Devrenin son bölümünde gelen Micic-Larkin bazlı 10-2’lik seriyle momentum Efes’e geçti.

Üçüncü periyoda ise kaldığı yerden devam ederek girdi temsilcimiz… 8-1’lik seriyle hem tribünlere hem de rakibe “bu maçı ben kazanacağım” mesajını vermeye devam etti. Pleiss’in, Efes’in “yumuşak karnı” pivotlardan katkı adına 17 sayı, 5 ribaund, 1 asist, 1 top çalma, 1 blokluk performansı önemliydi. O’nun bu performansı Moerman’ın istikrarlı katkısıyla birleşince Efes bu bölgede çokça yaşadığı sıkıntıyı hissetmedi. Geçen sezonun MVP’si Micic’le jokeri Larkin de ritmini bulunca, Simon, Beaubois ve Bryant’ın verimsizliğini hissetmeden son çeyreğin başında bir hamle daha yaparak 2 maç sonra yeniden kazandı Lacivert-Beyazlılar…

Efes’in ihtiyaç duyduğu şey, özellikle de çift maçlı haftalarda katkıda süreklilik… Geniş rotasyonda uzunların açığını kapamak – hele de araya formsuzluklar girdiğinde – kısaları bu denli yıpratmadan her maçta mümkün mü; çok kolay görünmüyor… Ancak transfer olmayacaksa da başka çare yok…

 

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın


Tweetlerimiz