Anadolu Efes, seri şekilde maç kaybederken ‘göze batan’ en olumsuz detay ‘rollerin netleşmemiş olmasıydı’… Net olan bu zaafın yarattığı ‘kakafoni’ çoğu zaman, özellikle de kırılma anlarında baş ağrıtmaya devam ediyordu.
Taa ki, Valencia maçına kadar… Valencia karşısındaki ‘kararlılık’, bu kez sürekliliği sağlamak adına gösterilen çaba ve oyuncuların sorumlulukları en akılcı şekilde ve istikrarla yerine getirmeleri galibiyetin de anahtarı olmuştu.
Dün de Zalgiris Kaunas karşısında zaman zaman önceki maçları anımsatan (çift haneli önde iken bir çırpıda geriye düşmek gibi) ama sonunda direncini yukarıda tutup hücumda en sağlıklı tercihleri yapma konusunda ‘titizlik’ gösteren bir Efes vardı sahada… Beaubois dışında, süre alan tüm oyunculardan irili ufaklı katkı aldı Efes… Coach Laso da oyuncuların sürelerini verimliliğe ve ihtiyaçlara göre şekillendirdi. Rol derken, bunun en olumlu yansıması Saben Lee ve Jordan Loyd gibi ‘topu seven’ iki şutörün gösterdiği uyumda görülüyordu. Lee, neredeyse ürettiği sayı (10) kadar asiste (8) imza atarken, Dozier ve Loyd’a yaptığı servisle galibiyetin kilidini açan anahtar oldu. Zaten Loyd, Dozier ve Lee’ye Weiler Babb ve Şehmus da eklenince kısalardan gelen üst düzey katkı, uzunların da üzerindeki yükü aldı.
Efes dün, tıpkı Valencia karşısında olduğu gibi savunma sertliği açısından zaman zaman aksamasına karşı genel olarak iyi iş çıkardı. Özellikle son periyotta rakibi hataya zorlayan baskı meyvesini verirken, Zalgiris’in son bölümde geri gelmek için gösterdiği çabayı da boşa çıkardılar.
Sonuçta Anadolu Efes, çift maç haftasını çifte galibiyetle noktalarken, sezonun kalanında Play-Off artık çok zor olsa da, Play-Off, Play-Inn adayları açısından ‘kader belirleyici takım’ kimliğini kazanmış oldular.



