Basketbol geleneğimizin en önemli yüzleriydiler, yazılmayan ve hala geçerliliğini koruyan basketbolumuzun amentülerini oluşturan kişilerdi onlar. Henüz Batur Abinin acısı bir nebze bile hafiflememişken Cavit Abi’yi de kaybettik. Eğer Cavit Abiyle oturuyorsanız sarsılmaya, düşünmeye, soru sormaya , hayal kurmaya, umut etmeye ve de yeni bir dünya kurmaya hazır olmalısınız.
“Her ilerleme ‘Progress’ önce beynimizde olur. Sonra da şuur altımıza yerleşir.”
“Frekans, Basketbolde, “ Gaz Pedalı “ gibidir. Sürat için bas pedala.”
“Haberiniz olabilir ama bilginiz olmayabilir.”
Eğer ki bu söylediklerine karşılık veremiyorsanız o zaman bunun sonuçlarına da katlanmak durumundaydınız (kafa geçerek).
Cavit Abi nasıl olur da nasıl olurda sosyal sigortanı yaptırmazsın, niye iki dersin varken okulu (TIP FAKÜLTESİ) bitirmeyerek basketbol antrenörlük yaparsın?
Bu soruları sorduğumda çok net bir cevap verdi. “Ben tuhafım!” dedi.
Ben de ona tuhafın tarifini, açıklamasını sordum.
Anlatacağımı can kulağıyla dinle diyerek söze başladı.
“Ali Uras tıp fakültesinde doçent ve aynı zamanda Galatasaray Basketbol Şubesi Sorumlusuydu. Gel doktor şu kalan iki dersin sınavına gir ve hemen seni mezun edelim dedi ve ben kabul etmedim. Çünkü basketbolu çok seviyordum! Şimdi anladın mı benim neden tuhaf olduğumu.”
Lakabı doktordu, Orenburg (Rusya)doğdu, doğum tarihi nüfus kağıdında yazıldığı gibi 1932 değil 1930 idi. Mezar taşında ne yazacak bilmiyorum ama mekanı cennet olacak onu biliyorum. Şimdi ki basketbol oynayan genç çocuklar ise bunu hiçbir zaman için bilmiyecekleri gibi Bir Avuç kişiye ne kadar borçlu oldukları akıllarından bile geçmeyecek



