Micic Magic / Gökhan Türe
19.05.2022 - 22:17

Hiç ama hiç kolay değildi…

Euroleague’de geleneği olan, bu gibi maçları defalarca oynamış isimlerin yer aldığı, daha önce bu kupayı üst üste kazanma başarısı göstermiş ender takımlardan biriydi Olympiakos…

Üstüne üstlük bir de 15 binden fazla Olympiakoslu taraftar, Pire’deki “cehennemvari” atmosferi Belgrad’daki Stark Arena’ya taşımıştı…

Kolay olmayacaktı, öyle de oldu…

Ne varki, yukarıda saydığımız tüm faktörlerin ötesinde “yıldız farkı” Anadolu Efes’i üst üste üçüncü Final-Four’da da finale taşıdı…

Oyunun ilk üç periyodunda iki takımın da hücum yönünü ön plana çıkardığı bir maç izledik… Efes’in 7’de 1 üçlük isabetiyle, Pleiss’i işin içine hiç sokamadan, üstüne üstlük önce Fall, ardından da Martin’i boyalı alanda kullanarak oyunu önde götürdü. Efes’in tüm ilk yarı boyunca çoğu zaman, özellikle de Sloukas direksiyondayken savunmada aksaması, Bu noktada Efes’i oyunun içinde tutan hem “özgüven” hem de günün X faktörü Elijah Bryant’tı. Özgüven demişken, Larkin’in de, neredeyse her attığını kaçırarak başlayan Micic’in de bu anlamda “sıra dışı” iki oyuncu olduğunu ve en önemlisi de bu ikiliden “BAŞKA HİÇBİR TAKIMDA OLMADIĞINI” üzerine basa basa tekrar edelim… Micic’in yerinde başka bir yıldız olsa oyundan düşer, maça küser, soluğu kenarda alırdı. Ama bu noktada başka bir detaya da dikkat çekmekte fayda var… Anadolu Efes coachu Ergin Ataman da O’nun kötü oynadığı ilk yarının son bölümünde, Larkin’i kenara alıp, direksiyonu Micic’e teslim ederek iki yıldızın da bu özgüveni nereden bulduğunu ifade etmeli… Ataman da “YILDIZ YÖNETİMİNİ EN İYİ BECEREN COACH” olduğunu dün tekrar herkese gösterdi. Micic, en kötü haliyle geçtiği o direksiyonda üst üste iki üçlükle Olympiakos’un canla başla maça hükmetme, Efes’in direncini kırma girişimlerini boşa çıkardı.

Üçüncü periyoda savunmada beklenen sertliği ortaya koyarak giren, Singleton’dan 1, Bryant’tan 3 üçlük bulan Efes, 25.45’te Dunston’ın smacıyla 17-5’lik seriyle farkı da çift hanele taşıdı. Ancak Olympiakos, tıpkı daha önce bu tip maçlarda olduğu gibi “pes etmeyen” karakteriyle geri gelmek için müthiş bir çaba içine girdi. Efes’in farkla yeniden “düşen” savunma direncine bu kez Dorsey ile cezayı kestiler, son periyoda girilirken de farkı 3 sayıya (63-66) çektiler.

Son periyotta ise kartlar yeniden dağıtıldı. Efes, rakibe, maça göre “ergonomisini” sağlayabilen yapısıyla “Olympiakos’un istediği gibi” oynamayı kabul etti; tıpkı Armani Milano’yu Milano’da yendikleri Play-Off serisinin ilk maçında olduğu gibi… Singleton’ın, Dunston ile birlikte boyalı alanda gösterdiği direnişle birlikte iki takım da bu periyotta adeta birbirlerine duvar ördüler. Efes, 35. Dakikada Dunston’ı 5 faulle kaybetse de Pleiss’le bu direnişe devam etti. 44 sayının çıktığı 3. periyodun ardından maçın sonuna yaklaşılırken skor 7-7’ydi!...  Son bölümde Larkin ve Micic’in kaçan serbest atışları sonrası 39.41’de yine Sloukas’ın hazırladığı Martin basketiyle skor dengeye gelmişti (74-74). Büyük maçlar büyük oyuncularla kazanılır… İşte Efes de bu noktada “yıldız farkını” bir başka deyişle “joker hakkını” kullandı. Geçen yılın MVP’si Vasilije Micic, 19 saniye kala direksiyona geçip, bitime 0.2 saniye kala bulduğu inanılmaz üçlükle Olympiakos’un fişini çekti… İşin gerçeği, Efes 20 fark ile kazansaydı sonu bu kadar keyifli, bu kadar sevindirici olmazdı.

Dün Anadolu Efes, bu galibiyetin yanında bir şeyi daha ispat etmiş oldu. Geçen yıl pandemi nedeniyle Köln’de “seyircisiz” oynanan F4’te kupayı kaldırmıştı. Dün, tam 15 bin Yunan taraftarın müthiş baskısı da “vız geldi” Lacivert-Beyazlılar’a!.. Ve bu açıdan da en ciddi tehdidi bertaraf etmiş oldular…

Anadolu Efes’in önünde şimdi tarihi bir fırsat var… O da kupayı üst üste 2 kez kazanan “üçüncü takım” unvanını kazanmak…

Kucak dolusu tebrikler… Dün 19 Mayıs gibi anlamlı bir günde finale yükselen Anadolu Efes, dileriz cumartesi akşamı da kupayı ikinci kez müzesine götürerek Türk basketbol tarihinde yeni bir sayfa açarlar…

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın


Tweetlerimiz