Golden State gümbür gümbür / İSMAİL DURLANIK
15.11.2021 - 11:29

Beş NBA finali ve üç şampiyonluğun ardından sakatlıklar, ayrılıklar ve hayatın gerçeği yaşlanmayla dibe vuran Golden State Warriors bu sezon adeta anka kuşu gibi küllerinden doğdu. Savaşçılar için görkemli hanedan geri döndü diyemeyiz ama favorilerin bocaladığı sezona 11-2’lik parlak bir başlangıç yaptılar. Transfer döneminde çoğu takım için cazip olmayan rol oyuncuları kadroya dahil edildi. Bu isimler yaşlı, ciddi sakatlıklar yaşamış ancak Warriors’un oyun zekâsı, dış şut, pas yeteneği ve hızlı düşün, çabuk uygula sistemine uygun isimlerdi. Golden State bu tercihinden kârlı çıktı. Örneğin 33 yaşına gelmesi ve atletizm eksiği nedeniyle Avrupa’ya döneceği konuşulan Nemanja Bjelica. Sırp basketbolcu belki fiziken Warriors’un hızlı oyununa ayak uyduramıyor ama basketbol zekâsıyla açığı kapatıyor. Şut ve elit seviyedeki pas yeteneğiyle Warriors’un top dolaşımına önemli katkı yapıyor ayrıca kısa beşin 5 numarası maç başına bulduğu 1.2 üç sayıyla gömülen savunmaları cezalandırıyor. Bjelica bütün bunları 15 dakikaya sığdırıyor. Az zamanda çok katkı. Son iki sezonu salmış halde geçiren Andre Igoudala, Warriors’la beraber yeniden hayata dönen bir diğer isim. Efsane kadronun önemli isimlerinden olan ve 2015 şampiyonluğunda finaller MVP’si seçilen 37 yaşındaki basketbolcu skor anlamında düşük kalsa da ribaunt, asist ve agresif savunma katkısıyla istatistik kağıdının çoğu yerini doldurmayı başarıyor. Yaşını göz önüne aldığımızda önemli katkı. Son iki yılda 100 maç kaçıran Otto Porter JR, Golden State formasıyla hayata döndü. Dış şut ve ribaunt katkısıyla boyalı alanda iyi iş çıkarıyor. Kısa beşin pivotu olarak da oynayabilir ama Koç Steve Kerr şimdilik o rolde kullanmıyor. 10 günlük ve kalıcı olmayan kontratlarla NBA’e tutunmaya çalışan Gary Payton JR, diğer isimlere göre farklı bir katkı veriyor. Stephen Curry ve Jordan Poole’un fiziksel olarak zayıf olması nedeniyle gard pozisyonunda yaşanan sertlik sorunu Payton JR’ın rotasyona girmesiyle kısmen aşıldı. 1.91’lik basketbolcu asist ve şut açısından yetenekli sayılmaz. Daha çok deliciliğiyle skor buluyor ve kısa savunması için genetik bir zenginliğe sahip. Efsane “The glove”(Eldiven) Gary Payton’un oğlu olan Payton JR bu performansının ödülünü 1 yıl 1.6 milyon dolarlık kariyerinin en yüksek kontratıyla aldı. Payton JR savunma performansıyla Warriors’da kendine kalıcı bir yuva bulmuş olabilir

Eskilerden Jordan Poole bu sene önemli çıkış yakaladı. 17.5 sayı ortalaması ve mikro Curry performansıyla ilk 5’e yerleşen Poole takımın 2. skoreri olmayı başardı. Klay döndüğünde süresi ve top kullanma oranı biraz düşecektir ama bençten gelerek benzer bir performans vermesini bekliyorum. Geçen sene takım kültürüne adapte olarak çift yönlü bir oyuncuya dönüşen Andrew Wiggins aynı istikrarı bu sezonda da gösteriyor. Wiggins 17.2 ortalamayla skora katkı yapıyor. Damien Lee çift haneli skor katkısıyla, Juan Toscana Anderson ise çok yönlü oyunuyla rotasyonda yer bulan diğer isimler. Efsane kadrodan miras kalan Draymond Green takımın savunma bakanı durumunda. Zaman zaman kontrolden çıkarak teknik fauller almaya devam ediyor ama yüreğini ortaya koyarak boyalı alanı savunuyor. 7.9 sayı, 8.3 ribaunt ve 7.2 asist ortalamaları Draymond’ın ne kadar değerli bir oyuncu olduğunun istatistiksel izahı. Ve Stephen Curry…Egosuz süper star. MVP standartlarında oynayan 33 yaşındaki basketbolcu maç başına 28.4 sayı, 6.3 ribaunt ve 6.4 asistle takımın her şeyi. Curry’nin rakamlarla açıklanamayan bir etkisi daha var. Rakip savunmalar üzerinde büyük tehdit unsuru. Top onda olsun veya olmasın, ikili hatta üçlü sıkıştırmalarla Curry üzerine yoğunlaşıyorlar. Bu durum Bjelica, Poole, Wiggins, Lee, Porter, Igoudala gibi isimlerin boş şut imkânı bulmasına yol açıyor. Curry’nin sadece varlığı bile rakip savunmalar üzerinde büyük tehdit. Bütün bunlara % 40 yüzdeyle maç başına 5.3 üçlük attığını düşünürsek Curry’e karşı oynamanın nasıl bir çaresizlik demek olduğunu daha iyi anlarız. 

Bireysel istatistiklerin parlak olduğu Warriors takım olarak da ligin zirvesinde. Savaşçılar savunma verimliliğinde lig lideri, hücumda ise 2. sırada. Rakibi en düşük şut yüzdesinde tutma istatistiğinde açık ara zirvede. Maç başına 16 üçlük isabeti Golden State’nin ilk sırada olduğu bir başka alan. Oyunu sürate dayalı bir takıma göre top kaybı oranları makul seviyede.

Golden State bütün bunları Klay Thompson ve James Wiseman’dan yoksun, yetenekli çaylaklar Jonathan Kuminga ve Moses Moody’nin rotasyona dahil olamadığı bir kadroyla başardı. Klay Thompson yarı kapasiteyle bile dönse Golden State sınıf atlar. Hele James Wiseman geçen sene yapamadığı boyalı alan savunmayı bu sene az da olsa becerebilirse; Lakers’ın tökezlediği, Phoenix’in bocaladığı bir sezonda yeni bir final hayal olmaz. Hele bir de Doğu’dan Nets gelirse Curry-Durant düellosu izleyecek olmak heyecan verici olur.

O artık lider!

Indiana Pacers günlerinde beri Paul George’u izlerim ve çok beğenirim. 2.06 boyuyla 2,3,4 oynayıp savunabilmesi, bir oyun kurucu gibi oynayabilmesi ve şutör, delici, driblig üstü skor yapabilmesiyle çok ama çok özel bir yetenek. Bu kadar yetenekli olmasına rağmen play-off döneminde ortadan kaybolması, kriz anlarında sorumluluk almaktan kaçınmasıyla baskıyı kaldıramayan, kolay anların büyük oyuncusu oldu benim için. Geçtiğimiz sezon Kawhi Leonard’ın sakatlanmasının ardından play-offlarda bütün sorumluluğu alarak takımı sırtlanmasıyla baskı altında da etkili olabileceği konusunda fikir vermişti. Bu sezon o fikrin kalıcı olacağını gösterircesine etkili oluyor. Sezona 1-4’le başlayan Clippers üst üste 7 maç kazanarak yarışta varım dedi. Bu çıkışta başrol Paul George’a ait. Maç başına 26.4 sayı, 7.9 ribaunt, 5.3 asiste bütün bu alanlarda takım lideri olan George, oyun kurucu gibi hücum yönlendirme görevini de yapıyor. Los Angeles Clippers, Kawhi’nin yokluğuna ve boyalı alanı savunacak oyuncunun olmamasına rağmen hâlâ iddialı olabiliyorsa bunu Paul George’a borçlu. O artık kritik anların lider oyuncusu.

Bir ergen kavgamız eksikti!

Nikola Jokic ve Markieff Morris arasında yaşanan gerginlik sonrasında kardeşlerin olaya karışmasıyla karşılıklı tehditlerin helmesi geçtiğimiz haftaya damga vurdu. Saha içinde yaşananlar sıkça rastladığımız durum. Bu kadar büyümesinin nedeni sosyal medya üzerinden kardeşlerin tehditleşmesi ve NBA Başkanı Adam Silver, tehditleri görmezden gelerek Jokic’e 1 maç, Butler ve Markieff’e para cezası vermekle yetinmesi. Bu kayıtsızlık olayın rövanşist bir hal almasına yol açabilir. Kısa bir süre sonra Denver-Clippers maçında Marcus ve Jokic karşı karşıya gelecek. Hemen ardından Miami-Denver maçında Markieff-Jokic mücadelesi izleyeceğiz. Başkan Silver, bu maçlar oynanmadan Markieff kardeşler ve Jokic arasında yeni bir gerginlik yaşanması halinde ağır cezalar vereceği konusunda uyarmalı. Maçta olan maçta kalsın. Ergen kavgasının yeri basketbol sahaları değil.  

Resim

Saygı

NBA'i dünyanın en önemli organizasyonu yapan çok sayıda etken var. Bunların en önemlisi rakibe olan saygı. Dün gece Staples Center’da oynanan ve Lakers’ın 114-106 kazandığı maçın ardından sezon sonu koçluğu bırakması beklenen Gregg Popovich’in Anthony Davis’le fotoğrafı Lakers resmi twitter hesabından “sonsuz saygı” başlığıyla paylaşıldı. Batı şampiyonluğu için defalarca Lakers’a karşı mücadele eden Sırp asıllı koç özellikle Shaq ve Kobe’nin oynadığı kadrolarla gerginlik seviyesi üst düzey çok sayıda kritik maçta takımını yönetmişti. Kazanmak da kaybetmek de oyunun bir parçası. Önemli olan bunun bir spor olduğunu unutmamak. NBA bu anlayışa sahip olduğu için dünya markası.

Hafta sonu oynanacak Galatasaray-Fenerbahçe maçında Fatih Terim ve İrfancan Kahveci benzer bir an yaşasa FB resmi hesaptan "saygı" başlığıyla yayınlar mı? Ya da Kerem Aktürkoğlu, maçın ardından muhtemelen hayranı olduğu Mesut Özil’le forma değiştirse GS resmi hesaptan "saygı" başlığıyla paylaşır mı? Bu sorulara “evet” cevabı verebildiğimizde Türk sporu için kısır çekişmeleri aşmışız demektir. Ancak bugün o noktanın kilometrelerce uzağındayız.  

 

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın


Tweetlerimiz