Fenerbahçe Tarfin, geçen hafta Virtus Bologna karşısında rakibinin sert ve sürekliliği olan savunması karşısında hücumda bocalamış, son 15 dakikalık dilimde ise kendi doğasında olan sertlik dozajını yukarı çekip, adeta rakibi ile giriştiği bilek güreşinden galip çıkmıştı.
Dün ise Bayern Münih karşısında, biraz da hafta sonu Bahçeşehir Koleji’ne farklı kaybettikleri maçta aldıkları ‘soğuk duşun’ da etkisiyle bu kez baştan işi sıkı tutarak rahat kazandı Sarı-Lacivertliler…
Savunmada motivasyon yukarıda olunca, bunu hücuma da etkisi benzer oluyor… Virtus karşısında yüzde 20’lerde kalan dış şut isabeti dün (15/30, % 50) hem de 3 uzun Bingham, Melli ve Sertaç’la (7/12, % 58) kırılınca Fenerbahçe’ye kısalarda sahip olduğu zenginliği de açığa vurma fırsatı doğdu. Uzunlardan dış tehdit bu kadar yüksek olunca, kısaların potaya gitmesinin de önü açılıyor… Uzun demişken; şut tehdidi açısından bir diğer büyük silahı Braxton Key’e bu anlamda iş düşmemesi gibi bir ‘lükse’ dahi sahipti dün Kanarya!.. Durum ve hal böyle olunca, Fenerbahçe Tarfin daha ilk çeyrekte Bayern karşısında maçı kopardı. Bingham’ın ilk maçından bıraktığı olumlu izlenim ve özellikle hırsı, Juzang ve Sargiunas’ın uyum sürecini çabuk aşacağına dair maça bıraktıkları izler, Melli, Baldwin ve Horton Tucker’ın omuzlarındaki yükün nispeten hafiflemesi önemli detaylar… Geçen hafta Sofya’da ligin en yüksek bütçeli takımlarından Hapoel Tel Aviv’i yenen Bayern’i hafife almadan ciddiyeti elden bir an olsun bırakmamak da öyle… Tabii Cuma günkü Dubai mücadelesi, ardından haftaya Panathinaikos deplasmanı, bizlere bazı detayları daha iyi gözlemleme fırsatı sunacak…
EFES BU KEZ SONUNU İYİ GETİRDİ
Anadolu Efes, geçen hafta Barcelona deplasmanında müthiş başlayıp 15 sayı öne geçtiği mücadelede rakibinin gösterdiği dirence cevap veremeyip, o son yıllarda hep eleştirilere maruz kaldığı ‘kırılganlık’ yüzünden kazanabileceği maçı kaybetmişti. Çift maç haftasında daha zor bir rakibe, Real Madrid’e karşı saha avantajını en iyi şekilde kullanırken, kırılma anlarında bu kez ‘kırılmadan ayakta kalmayı’ başardı Lacivert-Beyazlılar… Barça deplasmanında Saric takımın tüm yükünü ilk yarıda ve üçüncü çeyreğin bir kısmında sırtlayınca son periyotta savunmada da enerjisini yitirmişti. Bu kez takım halinde üretkenlik düzeyi ve savunma gayreti, özellikle de kırılma anlarında daha yukarıdaydı. İki ana unsur Saric ve James maç sonunda daha diri kaldılar. Bunda PJ Dozier’le birlikte geçen maçın hayal kırıklığı Loyd’un katkısı önemli bir faktördü. Efes bu ikiliden 30 sayı, 5 ribaund 4 asist çıkardı. Strazel de James ile birlikte standartları koruyunca, uzunlarda eli daha güçlü olan Real’e bu parametrede kurulan üstünlük sonuca direkt etki etti.
Real Madrid gibi sezona Süper Kupa ile girmiş bir rakibe karşı alınan bu önemli galibiyet, iç sahayı korumak, özgüveni yukarı çekmek için de çok önemliydi. Kızılyıldız deplasmanında da rotasyonun Real karşısında olduğu gibi daha ‘akılcı’ bir kurgu ile oyuna yayılması büyük önem taşıyor… Hafta sonu Beşiktaş karşısında farklı kazanırken de bunun işaretlerini vermişlerdi. Tabii coach Pablo Laso’nun, kötüde ısrar etmeyip farklı senaryoları, isimleri devreye sokmayı denemesi de…



