Fenerbahçe BEKO, evinde 88 sayı yiyerek kaybettiği serinin ilk maçı sonrası üst üste 3 maçta da savunmada oyunu kendi standartlarına çekerek istediğini alıp 3-1’le üst üste üçüncü toplamda da 13. şampiyonluğa ulaştı.
Toplamda 86 maç oynadı sezon boyunca Sarı-Lacivertliler… Bazen haftada 3, üst üste 2 haftada 6 maç, neredeyse 2 günde, 3 günde bir maç yaptığı evreyi bir F4 ve 3 kupa ile taçlandırdılar… Kadrosunda, başka bir takım olsa üstesinden gelemeyeceği oynamalar olmasına karşın sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın bile ‘istikrar’ açısından örnek gösterilen kulüplerinden biri olmaya devam ediyor Fenerbahçe BEKO…
Beşiktaş Gain karşısında Ülker Arena’da 88 sayı yedikleri ve de kaybettikleri maçın ardından, mücadele seviyesini yukarı çekmeye ve bu sayede fiziksel artılarını ön plana çıkarmaya karar veren Sarı-Lacivertliler, bu sayede de kazanmaya giden yolu açtı. Takım halinde formda olmasalar da, direnç seviyesinde gel-gitler yaşasalar da, kısacası sezon ortasında yakaladıkları form seviyesinden çok geride kalsalar da bir şekilde galibiyete giden yolun anahtarını budular. Bazen Melli, bazen Tarık, bazen Horton Tucker ve çokça da Baldwin’le kilidi açmayı başardılar. 88 sayı yedikleri ilk maç sonrası 3 maçta da yedikleri sayı ortalama 71,3 oldu.
Son maçın son periyodunda 11 sayı geriye düşseler de tekrar geri gelip, maçın son topunda, Baldwin’in olağanüstü asistinde gelen Tarık’ın üçlüğü adeta sezonun özeti gibiydi. Böylece, Beşiktaş’a karşı üst üste 5. kez bir finalde kazanan taraf yine Fenerbahçe BEKO oldu.
Beşiktaş Gain de son yıllarda Fenerbahçe BEKO-Anadolu Efes final serilerinde Efes’in rolünü elinden alıp, Türk basketboluna yeni bir soluk getirmeyi başardı. Onlar da, sezon içinde Kamagate’yi, yarı finalde önce Zizic, ardından da Lemar’ı ve final serisinde de Mathews gibi takımın ana unsur isimlerinden birini sakatlığa kurban vermiş olsa da Fenerbahçe BEKO’ya karşı müthiş bir direnç koydu. Ancak serinin ilk maçını deplasmanda kazansalar da daralan rotasyonda oyuncuların üzerine binen yük, onları belki de büyük bir sürprizi gerçeğe dönüştürmekten alıkoydu. Yine de gerek seyirci atmosferi ve gerekse ortaya koydukları karakter itibarıyla tebriği fazlasıyla hak ettiler.
İKİ COACHA DA TEBRİKLER
Kısa bir süre önce ‘cadı kazanına’ dönüşen Yunan Ligi finalinde Olympiakos ile Panathinaikos arasında kavgaların, gürültülerin koptuğu, söz düellolarının havada uçuştuğu ‘çirkin ve gergin derbinin’ ardından Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nde son derece centilmence geçen bir final serisi ilaç gibi geldi… İki takım oyuncuları da hiçbir gerginliğe yol açmadan, son derece centilmence ‘sadece kazanmaya’ odaklı kalmayı başardılar. Hele de iki coachun birbirlerinden, rakiplerinden övgüyle söz etmeleri takdir edilecek cinstendi. Fenerbahçe coachu Saras’ın Beşiktaş tribünlerine, oyuncularına ve coach Alimpijevic’e yönelik övgü dolu sözleri, Alimpijevic’in de O’na ‘Saras Avrupa’nın en büyük coachu’ diye yanıt vermesi hem ezeli rekabete hem de basketbol adına çok güzel bir detaydı.




Basketbol adına güzel bir yazı. Tşk.