Anadolu Efes, çift maç haftasında bu sezon hiç görülmediği kadar yukarı çektiği ‘savunma çıtasını’ Virtus Bologna karşısında bir tık daha yukarı taşıyarak üst üste üçüncü kez kazanmayı başardı.
Lacivert-Beyazlılar, tıpkı geçen yıl alt sıralardan önce Play-Inn, ardından Play-Off yaptığı ve hatta Final-Four’unkapısından döndüğü o müthiş ivmelenmenin bir benzerini, gecikmeli olsa da yakalamış durumda… Hem de bunu, ‘en büyük kozu’ Shane Larkin henüz devreye girememişken yapıyor…
Sezon başında, kurduğu kadro ile en azından ‘kağıt üzerinde’ şampiyonluk adaylarından biri olarak gösterilse de çokça sakatlıklar, biraz da yeniden yapılanmanın getirdiği sancılarla bu beklentinin altını dolduramamıştı Lacivert-Beyazlılar… Bu kadronun verim sağlamasına katkı veremeyen (daha doğrusu veremeyeceği daha önceki Fenerbahçe deneyimi ile net olan) Kokoskov’un gönderilmesi ile yaşadığı sarsıntıdan çıkması da zaman aldı Efes’in… Yerine gelen Pablo Laso’nun takıma, takımın da Laso’ya ‘ısınması’ elbette zaman alacaktı; aldı da… Laso’nun arayışları sürecinde ard arda kayıpları gelmesi de şaşılacak bir durum değil, tüm bu gelişmeleri doğal sonucuydu. Herhalde İspanyol coach da geldiğinde elinde bir ‘saatli bomba’ bulacağının farkındaydı. Her ne kadar ilk maçında Zalgiris deplasmanında kazandıysa da ardından 9 maçlık yenilgi serisinin önüne geçemedi Laso… Kayıplarla süren arayış ve deneme evresinin sonunda sorunun kaynağına inip, kafasında belirginleşen şablonu hayata geçirmeye başladı. Oyuncuların rollerini ve buna paralel olarak sürelerini netleştirdi ilk olarak… Eş zamanlı olarak oyun içindeki gel-gitlerin temel nedeni olan savunma direncindeki devasa iniş çıkışların sonlanmasını sağladı.
Geçen haftaki Valencia ve Zalgiris maçlarında tam olmasa da en azından kırılma anlarındaki ‘kırılganlığı’ ortadan kaldırdı Laso… Efes’in klasikleşmeye doğru giden maç sonu düşüşlerinin yerini ‘direnç’ aldı… İşte dün de Efes’in işini kolaylaştıran, diğer taraftan hücumun da daha akışkan olmasına net biçimde etki eden ‘savunma disiplini ve sürekliliği’ ile Virtus, geçen hafta 32 farkla kaybettiği Olympiakos deplasmanının ardından İstanbul’dan sezonun en ağır 2. yenilgisini 31 farkla alarak ayrıldı.
İkinci yarıda Virtus’a topu topu 25 sayı üretme şansı tanıdı Efes… İyi savunmanın hücumu da olumlu anlamda tetiklemesi, Virtus’un da üçüncü çeyrekte teslim bayrağını çekmesiyle zoru kolaya dönüştürdü Lacivert-Beyazlılar…
Dünün en ilginç istatistiği, takımın olumsuz açıdan ‘sivrilen’bir numaralı ismi olan Cole Swider’ın performansıydı. 22 dakikada 6/7 üçlük isabetiyle 22 sayıya imza atarken, 4 ribaund ve 2 top çalma ile tek bir olumsuzluğa dahil olmadan ve işin ilginç yanı, savunmada da hiç sırıtmadan maça damgasını vurdu. Ha gönderildi, ha gönderilecek dedikoduları yükselirken bir nevi, küllerinden doğdu Swider!.. Şu aşamada ihtiyaç duyacağı en önemli şey de istikrar…
İstikrar demişken, Saben Lee de geldiğinden bu yana Efes’in sahadaki ‘en istikrarlı ismi’ olmayı sürdürüyor… Weiler-Babb da 3 sayı, 5 ribaund, 9 asistle dünkü maçın Efes adına en verimli isimlerinden biri oldu.
Efes’in kalan 10 maçının 7’si deplasman… Artık Euroleague’in kalan haftalarında ‘kader belirleyici’ takım olmak dışında bir hedef hayalden öte… Ancak yakın zamanda Türkiye Kupası ve uzun vadede lig şampiyonluğunda ‘söz sahibi’ takımlardan biri konumuna geldikleri de bir o kadar net…




Ha gönderildi, ha gönderilecek dedikoduları yükselirken bir nevi, küllerinden doğdu Swider!.. Şu aşamada ihtiyaç duyacağı en önemli şey de istikrar… HAYIR HAYIR HAYIR BU ADAMIN SAHADA HER DAKİKASI TÜRK BASKETBOLCUSUNA HAKARET…