1952 Helsinki Olimpiyat Oyunları… 32 yaşındaki genç avukat, iflah olmaz spor merakıyla yerli-yabancı gazeteleri, ajans bültenlerini tarar, oyunlardaki rekabeti, rekor getiren yarışları, basketbol milli takımımızın maçını, güreşçilerimizin madalya mücadelesini bir görgü tanığı edasıyla öyküleştirerek yazar.
O yazıları unutmakta olduğumuz zarf-kağıt formunda mektuplarla Kore’de yedek subaylığını yapan bir arkadaşına gönderir. Savaş koşulları içinde o bilgiler genç teğmen için bir hazinedir.
Rastlantıya bakın… Milliyet’in ölümsüz Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi de okur mektupları.
Göndereni, yıllar sonra, Milliyet’e davet eder. Tam da 1956 Melbourne Olimpiyat Oyunları başlarken. Bu defa arkadaşına değil, Milliyet okurlarına yazar genç avukat.
* * *
O avukatın adı Kahraman Bapçum’du. Milliyet Spor’da Namık Sevik- Necmi Tanyolaç ekibinin usta yazarı, spor adına yaşanmış ne varsa tarihe aktaran Kahraman Bapçum.
Bilgiyi en yüksek değer olarak kabul eden, bilmeden ahkam kesip “bana göre, bana göre” diyerek papağan felsefesi yapanları fena halde haşlardı (!)
Özel tv kanallarının hayatımıza girdiği yıllarda onun hukuka dayalı görüşlerini dinleyip “Bana göre yanlış” dediydim. Küplere bindi, köpürdü… Bana hukukun nasıl bir bilim ve kavram olduğunu çok sert ifadelerle anlattı. Dersimi aldım.
Başka şeyler de öğrendim ondan. Moskova Olimpiyat Oyunları’nda hepimizin başöğretmeniydi. 7 olimpiyat izledi. TSYD’yi kuran öncülerimiz arasında yer aldı, başkanlığımızı yaptı. Kalem, hitabet ve polemik ustasıydı.
Onunla laf kavgası yaptığım da oldu. Ama en çok saygı duyduğum insanlardan biriydi.
Kahraman Bapçum öldü. Her ölümlünün kolay ulaşamayacağı yüksek bir performansla aramızdan ayrıldı.
Saygıyla!.
Kaynak: milliyet



