EuroLeague takımlarımız ve oyuncularımız ne kadar verimli?
04.02.2017 - 16:59

Geride kalan 21 haftada EuroLeague takımlarımızın yerleri şekillenmeye başladı. Gelecek haftalarda Fenerbahçe play-off’lara saha avantajını alarak girmeye çalışacakken, Anadolu Efes ve Darüşşafaka Doğuş play-off’a girme mücadelesi yapacak gibi görünüyor. Galatasaray ise en azından prestij için mücadele etmeye devam edecektir.

Peki bu zorlu ligde oyuncularımızın ve takımlarımızın genel verimliliği ne durumda?

Önce takımlarımızın genel hücum ve savunma verimliliği ile başlayalım:

 

(İlk 20 maçlık performansı kapsayan bu görsel için kaynak: @overbasket verilerinden derleyen Savaş Birdal - @savasbdl)

“Offensive rating”: Ortalama olarak 100 pozisyonda bulduğunuz sayı, “deffensive” rating ise aynı şekilde 100 pozisyonda yediğiniz sayı anlamına gelir. Bu çerçevede sağ üst kısım verimli hücum dirençli savunma, sağ alt kısım verimli hücum dirençsiz savunma, sol üst kısım dirençli savunma verimsiz hücum, sol alt kısım ise verimsiz hücum ve dirençsiz savunma bölgesi. Kesik çizgiler ise lig ortalamasını gösteriyor.

Bu tabloya göre en verimli takımımız Fenerbahçe. Verileri yuvarlayarak okursak, 100 pozisyon başına 99 sayı bulan Fenerbahçe, potasında 100 pozisyon başına sadece 95 sayı görüyor. Galatasaray ise 100 pozisyon başına 98 sayı bularak hücumda oldukça verimli. Ancak 100 pozisyon başına 101 sayı yiyerek savunma direnci konusunda sınıfta kalıyor. Darüşşafaka ise oldukça sınırda. 100 pozisyon başına 95 sayı bulan Daçka potasında 100 pozisyon başına 96 sayı görüyor. Gelelim Efes’e, en verimsiz takımımıza. 100 pozisyon başına sadece 94 sayı bulabilen Efes potasında 100 pozisyon başına 100 sayı görüyor! Tüm bunlar bir takımın yetenek seviyesi kadar hücum ve savunma kurgusu ile takımın genel IQ seviyesinin de bir göstergesi sayılabilir. Zira verimli oynamak doğru tercihler ve doğru düzen gerektirir.

Peki Efes bu kadar verimsizken nasıl play-off potasında yer alabiliyor veya Galatasaray kısmen iyi durumdayken neden Efes ve Daçka’dan geride? Cevabı aslında basit: Efes ligin en tempolu oynayan takımı. Çok fazla şans ürettiği için verimsiz de olsa skor bulabiliyor. Galatasaray’da ise tersi geçerli. 21. Hafta sonunda takımlarımızın karakterini gösteren bu tempo göstergesine de bir bakalım: Takımlarımızın 40 dakika başına ürettiği pozisyon sayıları şöyle: (Tabloyu oluştururken overbasket.com ve http://advanceprobasketball.com/ verilerini derledim.)

Takım

Tempo: Pozisyon Sayısı/40 dk (Pace)

Anadolu Efes

87,3

Darüşşafaka Doğuş

83

Fenerbahçe

78,4

Galatasaray

81,3

 

Bu tablodan ve geçen senelerdeki final-four takımlarının oyun yapılarından da çıkarabileceğimiz sonuç, tek başına tempolu oynamanın sizi bir yere götürmeyeceğidir. Örneğin; ligin en temposuz takımlarından biri olan Fenerbahçe bugün zirveyi zorluyorsa bunun nedeni hücumdaki doğru tercihleri/seçiciliği ve savunma direncidir. Keza ligin en tempolu iki takımı Efes ve bu tabloda olmayan Milano, istediği seviyede değilse temel neden savunmadaki direnç eksikliğidir.

Oyuncular cephesine de göz atmakta fayda var. Bu noktada bir oyuncunun sahadayken takımının neler yaptığına (oyuncu parkedeyken takımı önde mi geride mi yoksa oyuncu etkisiz eleman mı?) bakabiliriz. Bir başka ifadeyle +,- istatistiğine. (Bu noktada oyuncunun hangi oyuncularla birlikte oynadığı önemli bir etken olsa da +,- istatistiği tek başına bile bir oyuncunun verimi için çok şey söyler. (Burada yine overbasket.com verilerini kullandım.) Takımlarımızın bu konudaki en iyi ve en kötü oyuncuları şöyle:

Takım

Oyuncular

Anadolu Efes

B. Dunston: +42

J. Granger: -73

Darüşşafaka Doğuş

A. Moerman: +50

B. Batuk: -82

Fenerbahçe

L. Datome: +91

M. Mahmutoğlu: -24*

Galatasaray

A. Daye: +29

A. Tyus: -120*

 

*Tyus aynı zamanda ligin de en kötü +,- istatistiğine sahip oyuncularından. Bu noktada oyuncuların aldıkları sürelerin de etkili olduğunu belirtmek isterim. Fakat listedeki oyunculardan M. Mahmutoğlu hariç hiçbiri istatistiki olarak yanıltıcı derecede az süre alan oyuncular değiller. Mahmutoğlu yerine ondan sonra gelen ve çok daha fazla süre alan K. Sloukas’a bakarsak, toplamda -7 ile karşılaşıyoruz.

Bu tabloda dikkat çeken ilk istatistik, takımın anahtarı elinde olan J. Granger’ın Efes için felaket derecesinde kötü performans göstermesidir diyebiliriz. Yine son haftalara kadar formsuz diye (haklı olarak) eleştirilen Datome’nin toplamda Fenerbahçe adına oldukça faydalı oynadığını da görebiliriz. Daçka cephesinde ise oyun gardlara yıkılmışken en yüksek +,- istatistiğinin bir uzun forvetten çıkması ilginç gelebilir ancak Moerman şu an Daçka’nın alternatifsiz oyuncusu durumunda. Galatasaray cephesinde ise savunmada temel görevlerini yaparsa Daye’in hücum gücü ile faydalı olabileceği açık.

Tüm bu istatistiklerin yanında EuroLeague takımlarımızda en çok top kullanan oyunculara (düzenli olarak süre alan oyuncular bazında) ve  bu oyuncuların ne kadar verimli şut attığına bakalım. “Usage percentage” (oyuncunun sahadayken topların % kaçını kullandığı – şut, top kaybı vs.) istatistiği ve “true shooting percentage” istatistiği bize yardımcı olacaktır: (ilk 20 maçı kapsayan bu veriler için basketball-reference.com)

 Takım

Oyuncular

Usage (%)

True Shooting

Anadolu Efes

D. Thomas

26,5

0.498

T. Heurtel

25,3

0.569

Darüşşafaka Doğuş

W. Clyburn

26,3

0.495

J. Anderson

23,7

0.508

Fenerbahçe

J. Vesely

24,1

0.596

B. Dixon

22,6

0.556

Galatasaray

A. Tyus

22,4

0.655

B. Fitipaldo

22,4

0.688

 

Yukarıdaki tablo Fenerbahçe ve Galatasaray’da topun daha çok yayıldığını, Efes ve Darüşşafaka’da ise tablodaki oyuncular sahadayken topu potaya atma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Yine bu kadar çok top kullanan W. Clyburn ve D. Thomas’ın bu şut yüzdeleri ile takımın verimini düşürdüğünü de söyleyebiliriz.

Bilindiği gibi NBA’deki gibi ayrıntılı ve ileri verilere EuroLeague için ulaşamıyoruz. Bu verimlilik göstergeleri başka verilerle çok daha anlamlı olabilir. Yine de yukarıdaki verilerin gösterdiği Fenerbahçe’nin gerek oyuncu gerekse genel olarak takım bazında oldukça verimli oynayarak fark yarattığıdır. Diğer takımlarımız ve oyuncularımız ise oyunun her iki tarafını birden verimli oynayamıyor. Belki de bu nedenle bu üç takımımız için de Pisagoryen Beklentiler çerçevesinde averajlara göre türetilen “beklenen galibiyet-mağlubiyet sayısı” mevcut galibiyet-mağlubiyet sayıları ile aynı. Fakat Fenerbahçe beklenen galibiyetin bir üstüne çıkmış durumda. (Bu noktada mutlak rekor beklentilerin üç galibiyet altında olan Brose’de.)

Toparlamak gerekirse; EuroLeague’de hala savunma direnci başarının temel anahtarı konumundadır. Sadece tempo anlayışıyla/hücumla ligde tepeyi zorlamak neredeyse imkansızdır. Dirençli savunma mutlaka akıllı hücum ile birleşmelidir.

Yorumlar


rim Sevgili Togan, herşeyden önce goygoy değil de analiz yapmaya çalıştığın için teşekkürler. Yalnız şunu da söylemek lazım, Fenerbahçe düşük tempoda hücum etmiyor, az ve öz hücum ediyor, süreyi kullanıyor. Yanlış anlaşılma olmasın burada. Zaten tembel hücum eden takımların işi çok ama çok zor.
05-02-2017 10:57

Yorum Yazın