Ana SayfaEUROLEAGUESorun yenilgilerde değil, nasıl yenildiğinde / Gökhan Türe

Sorun yenilgilerde değil, nasıl yenildiğinde / Gökhan Türe

- Reklam -

Fenerbahçe Tarfin, çift maç haftasının ikinci ayağında Madrid deplasmanında da umduğunu bulamadı, Valencia’dan sonra Real Madrid’e de şutörlerinin tutukluk yaptığı gecede farklı kaybetti.

Sarı-Lacivertli takım, dördüncü ve yine ilk üçü gibi zor bir deplasmanda kaybetmesi doğal karşılanabilir… Belki Valencia deplasmanı bu açıdan 4 dış saha mücadelesinin ‘kazanmaya en uygun olanı’ idi ama galibiyet gelmedi. Bu gibi yenilgilerin sezon başında yaşanıyor olması, ‘telafi edilebilir’ olması açısından olumlu… Fakat daha önemlisi, Kanarya’nın saha içinde hangi noktada ‘eksik kaldığını’ görmesi açısından ‘net gösterge’ oldu bu dört karşılaşma da…

Birincisi, Fenerbahçe’nin, Khem Birch’le son 2 sezonda bir şekilde örtülemeyi başardığı ‘5 numara sorunsalı!’.. Her ne kadar coach Jasikevicius’un sistemi, iki pota altına da sertlik getirecek, kısa ile eşleştiğinde kolay geçilmeyecek, hücumda da üretime katkı verebilecek, blok özelliği olan ‘iri kıyım’ bir net pivota gerek olmadığı tezine paralel işlese de, realitede bunun, özellikle bu tarz uzunu olan rakiplere karşı ‘elzem’ olduğu da ‘tekrar tekrar’ deneyimlendi bence…

Yani elinizde, Saras’ın istediği tarzda, ana özelliği ‘dış şut tehdidi’ olan, atletizm, çabukluk, savunma sertliği olarak ise birbirinden farklı özelliklerde, ancak net bir 5 numara olmayan bir uzun rotasyonuna sahip… (Not: Bu anlamda eldeki en kalıplı uzun olan Sertaç’ın da ribaund, savunma ya da sırtı dönük oyun gibi detaylarla var olmadığını da unutmamalı) Dolayısıyla yine aynı tarz bir uzun eklemesi yaparak bu açığı minimize etmek akla yatkın değildi.

BEKLENEN HAMLE GELİYOR

Saras’ın, Chris Silva’dan katkı alamayacağını anlayıp, O’nu gözden çıkardıktan sonra yerini ‘beklentileri bu kez karşılayabilecek’ bir uzunla doldurmayı hedeflediğini görmek güzel… Nitekim Sarı-Lacivertliler’in, Dallas Mavericks’in kısa bir süre önce serbest bıraktığı Kanadalı pivot Dwight Powell’la anlaştığı yönündeki haber, bu adımın atıldığını gösteriyor. Her ne kadar yaşı ilerlemiş yeni bir oyuncu (35 yaşında) kadroya katılmış gibi görünse de oyuncunun profili öyle demiyor… Pota altında boğuşmayı seven, switch’li savunmaya yatkınlığı olan, ribaund özelliği olan, kısacası, hali hazırda mevcut uzunlardan farklı bir profilde olan net bir 5 numara… Fazlasında gözümüz yok; Birch kadar katkı verse baş tacı olur… Dileriz adaptasyon sürecini de çabucak aşar ve Saras’ın sistemine uyum sağlar…Lessort, Tavares, Milutinov, Donta Hall, Kabangele gibi kalıplı uzunların olduğu, özellikle de F4’ü hedefleyen rakiplere karşı elde böyle bir silah da olmalıydı.

FORREST’TAN KATKI ÇOK SINIRLI

İkincisi, Real Madrid maçında da bir kez daha görüldü ki Sarı-Lacivertli takım, rakibini hataya zorladıkça tempoyu yükseltip ivmelenen, karşı taraf hata adedini minimize edip, biraz da savunmasına çeki düzen verdiğinde resmen ‘stop eden’ bir takım haline bürünüyor… Bunun da en büyük nedeni ‘sorun çözücülerin’ formsuzluğundan çok, oyuna yön veren isimlerden gelen (ya da gelemeyen) katkının çok sınırlı kalması… Tamam, Fenerbahçe uzunlar üzerinden de oyunu döndürebilen kalibrede ve kalitede bir takım… Ancak neresinden bakarsanız bakın, bir 20 (Larkin), diğeri 17 dakika sahada kalmış iki guardınızdan (Real Madrid maçında) tek asist dahi gelmiyorsa bu işte bir sorun var demektir. Larkin’in, Olympiakos maçındaki kıpırdanışına karşın hala zamana ihtiyacı var. Zaten O’na ağır bir sorumluluk yükleme gibi bir derdi de yok Saras’ın… Ancak Forrest’tan yeni bir Devon Halletkisi alma ihtimali her geçen hafta zayıflıyor… İşin hücum kısmı bir kenara, Fenerbahçe’de var olma sebebi savunma olan bu oyuncunun en aksadığı yönünün bu olması ise trajik… İşin kötüsü, işler yolunda gitmedikçe hırs ve enerjisini yukarı çekmek yerine giderek daha da düşüyor… Pivot pozisyonu derken, oyun kurucu katkısı anlamında da Sarı-Lacivertli takımın ciddi bir sıkıntı yaşıyor olması, beraberinde yeni arayışları getirebilir. Getirmeli de…

Sonuçta, 4 deplasmanda 4 zor rakibe karşı alınan 3 yenilgiyi çok da kafaya takmaya gerek yok… Ama kaybediş şekli hoş değildi… Maçlar içinde yaşanan iniş-çıkışların, gel-gitlerin, kötü başlayıp, dağılıp, sonra toparlanmak için debelenmenin ‘alışkanlığa dönüşmeden’ önünü almak gerekiyor.

GÖKHAN TÜRE

Fenerbahçe Tarfin, çift maç haftasının ikinci ayağında Madrid deplasmanında da umduğunu bulamadı, Valencia’dan sonra Real Madrid’e de şutörlerinin tutukluk yaptığı gecede farklı kaybetti.

Sarı-Lacivertli takım, dördüncü ve yine ilk üçü gibi zor bir deplasmanda kaybetmesi doğal karşılanabilir… Belki Valencia deplasmanı bu açıdan 4 dış saha mücadelesinin ‘kazanmaya en uygun olanı’ idi ama galibiyet gelmedi. Bu gibi yenilgilerin sezon başında yaşanıyor olması, ‘telafi edilebilir’ olması açısından olumlu… Fakat daha önemlisi, Kanarya’nın saha içinde hangi noktada ‘eksik kaldığını’ görmesi açısından ‘net gösterge’ oldu bu dört karşılaşma da…

Birincisi, Fenerbahçe’nin, Khem Birch’le son 2 sezonda bir şekilde örtülemeyi başardığı ‘5 numara sorunsalı!’.. Her ne kadar coach Jasikevicius’un sistemi, iki pota altına da sertlik getirecek, kısa ile eşleştiğinde kolay geçilmeyecek, hücumda da üretime katkı verebilecek, blok özelliği olan ‘iri kıyım’ bir net pivota gerek olmadığı tezine paralel işlese de, realitede bunun, özellikle bu tarz uzunu olan rakiplere karşı ‘elzem’ olduğu da ‘tekrar tekrar’ deneyimlendi bence…

Yani elinizde, Saras’ın istediği tarzda, ana özelliği ‘dış şut tehdidi’ olan, atletizm, çabukluk, savunma sertliği olarak ise birbirinden farklı özelliklerde, ancak net bir 5 numara olmayan bir uzun rotasyonuna sahip… (Not: Bu anlamda eldeki en kalıplı uzun olan Sertaç’ın da ribaund, savunma ya da sırtı dönük oyun gibi detaylarla var olmadığını da unutmamalı) Dolayısıyla yine aynı tarz bir uzun eklemesi yaparak bu açığı minimize etmek akla yatkın değildi.

BEKLENEN HAMLE GELİYOR

Saras’ın, Chris Silva’dan katkı alamayacağını anlayıp, O’nu gözden çıkardıktan sonra yerini ‘beklentileri bu kez karşılayabilecek’ bir uzunla doldurmayı hedeflediğini görmek güzel… Nitekim Sarı-Lacivertliler’in, Dallas Mavericks’in kısa bir süre önce serbest bıraktığı Kanadalı pivot Dwight Powell’la anlaştığı yönündeki haber, bu adımın atıldığını gösteriyor. Her ne kadar yaşı ilerlemiş yeni bir oyuncu (35 yaşında) kadroya katılmış gibi görünse de oyuncunun profili öyle demiyor… Pota altında boğuşmayı seven, switch’li savunmaya yatkınlığı olan, ribaund özelliği olan, kısacası, hali hazırda mevcut uzunlardan farklı bir profilde olan net bir 5 numara… Fazlasında gözümüz yok; Birch kadar katkı verse baş tacı olur… Dileriz adaptasyon sürecini de çabucak aşar ve Saras’ın sistemine uyum sağlar…Lessort, Tavares, Milutinov, Donta Hall, Kabangele gibi kalıplı uzunların olduğu, özellikle de F4’ü hedefleyen rakiplere karşı elde böyle bir silah da olmalıydı.

FORREST’TAN KATKI ÇOK SINIRLI

İkincisi, Real Madrid maçında da bir kez daha görüldü ki Sarı-Lacivertli takım, rakibini hataya zorladıkça tempoyu yükseltip ivmelenen, karşı taraf hata adedini minimize edip, biraz da savunmasına çeki düzen verdiğinde resmen ‘stop eden’ bir takım haline bürünüyor… Bunun da en büyük nedeni ‘sorun çözücülerin’ formsuzluğundan çok, oyuna yön veren isimlerden gelen (ya da gelemeyen) katkının çok sınırlı kalması… Tamam, Fenerbahçe uzunlar üzerinden de oyunu döndürebilen kalibrede ve kalitede bir takım… Ancak neresinden bakarsanız bakın, bir 20 (Larkin), diğeri 17 dakika sahada kalmış iki guardınızdan (Real Madrid maçında) tek asist dahi gelmiyorsa bu işte bir sorun var demektir. Larkin’in, Olympiakos maçındaki kıpırdanışına karşın hala zamana ihtiyacı var. Zaten O’na ağır bir sorumluluk yükleme gibi bir derdi de yok Saras’ın… Ancak Forrest’tan yeni bir Devon Halletkisi alma ihtimali her geçen hafta zayıflıyor… İşin hücum kısmı bir kenara, Fenerbahçe’de var olma sebebi savunma olan bu oyuncunun en aksadığı yönünün bu olması ise trajik… İşin kötüsü, işler yolunda gitmedikçe hırs ve enerjisini yukarı çekmek yerine giderek daha da düşüyor… Pivot pozisyonu derken, oyun kurucu katkısı anlamında da Sarı-Lacivertli takımın ciddi bir sıkıntı yaşıyor olması, beraberinde yeni arayışları getirebilir. Getirmeli de…

Sonuçta, 4 deplasmanda 4 zor rakibe karşı alınan 3 yenilgiyi çok da kafaya takmaya gerek yok… Ama kaybediş şekli hoş değildi… Maçlar içinde yaşanan iniş-çıkışların, gel-gitlerin, kötü başlayıp, dağılıp, sonra toparlanmak için debelenmenin ‘alışkanlığa dönüşmeden’ önünü almak gerekiyor.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler