Basketbol Süper Ligi ve EuroLeague gündemine damga vuran Fenerbahçe transferi sonrası Shane Larkin, kendi YouTube/podcast kanalı Off The RECourt programında merak edilen tüm detayları paylaştı. Šarūnas Jasikevičius ile yıllara dayanan iletişiminden Anadolu Efes’teki koç-kadro değişimlerine kadar samimi açıklamalarda bulunan yıldız gard, “Derdim para değil, tarih yazmak” dedi.
Jasikevičius İtirafı: “5 Yıldır Bunu Konuşuyorduk”
Transferin arkasındaki en büyük etkenlerden biri olan başantrenör Šarūnas Jasikevičius ile ilişkisini detaylandıran Shane Larkin, Litvanyalı çalıştırıcıyla iletişimlerinin eskiye dayandığını belirtti:
“Saras ile bu konuşmayı yaklaşık 5 yıldır yapıyoruz. Barcelona’yı çalıştırırken de benimle ilgilenmişti. O dönem transfer gerçekleşmedi ama o zamandan beri hep iletişim halindeydik. Saras şu an Avrupa’nın en iyi koçlarından biri, hatta bazılarına göre en iyisi. Çalıştığı her takımı (Zalgiris, Barcelona, Fenerbahçe) Final Four’a taşıdı.”
“Saras Benden Yetenek Değil, Sisteme Bağlılık Bekliyor”
Saras Jasikevičius’un oyun anlayışı ve saha içi beklentileri hakkında konuşan ABD asıllı Türk yıldız, koçluk ilişki dinamiğini şu sözlerle anlattı:
- “Saras bana hiçbir zaman ‘Şunu yapabilir misin?’ diye sormadı. Neler yapabildiğimi zaten biliyor. Asıl önemsediği şey çalışmaya açık olmam ve koçluk edilebilir bir oyuncu olmamdı.”
- “Bana saha içinde bağırdığında bunu kişisel algılamayacak, sistem için gerekeni yapacak biri olup olmadığımı görmek istedi.”
“Fenerbahçe Transferi Para İçin Değildi”
Hakkındaki yüksek kontrat iddialarına ve maddi gerekçe eleştirilerine sert bir yanıt veren Larkin, hırsı ve kariyer hedefleri doğrultusunda bu kararı aldığını vurguladı:
“Fenerbahçe’ye transferim hiçbir zaman paranın peşinden koşmakla ilgili değildi. İsteseydim gider 10, 12, hatta 15 milyon dolar kazanırdım. Ferrari’mi alır, her gün antrenmana onunla giderdim. Ben sadece gelmiş geçmiş en iyi basketbolculardan biri olmak ve iz bırakmak istiyorum. Fenerbahçe, Avrupa basketbolundaki en istikrarlı yapılardan birine sahip.”
“Anadolu Efes’e Asla Saygısızlık Etmem”
Anadolu Efes’e duyduğu minneti dile getiren yıldız oyuncu, kulübü karalamak gibi bir amacının olmadığını söyledi:
“Efes bana karşı her zaman harika davrandı. Maaşlarımı ödediler, birlikte kupalar kaldırdık ve ömür boyu sürecek dostluklar kazandım. Çıkıp herhangi bir platformda Efes hakkında kötü konuşmam söz konusu olamaz. Ancak alınan kararları ve yaşananları taraftarların bilmesi gerektiğine inanıyorum.”
Koç ve Kadro İstikrarsızlığına Eleştiri: “Ya Kadroyu Tutarsın Ya Koçu”
Efes’in son dönemdeki kadro mühendisliğini ve sakatlık süreçlerinde yaşanan bilgi kirliliğini değerlendiren tecrübeli oyun kurucu, şunları kaydetti:
“Başarıyı sürdürmek istiyorsanız ya kadroyu korursunuz ya da koçu. En azından bunlardan birini elde tutmanız gerekir. Ama biz hem koçu gönderdik hem de kadroyu dağıttık, ardından sıfırdan başlamak zorunda kaldık. Final Four’a 2 dakika kalmışken çekirdek kadro korunmalıydı.”
Sakatlık sürecine de değinen Larkin, “Ameliyat olduğumda 6-8 haftada dönerim sanıyordum ama 4-4.5 ay sürdü. Kulüplerin dönüş süreleriyle ilgili yaptığı açıklamalar bazen oyuncular üzerinde haksız bir baskı ve spekülasyon yaratıyor” dedi.




Bu da İcardi gibi 1 sene yatıp, sonra kendisine sözleşme teklif edilmeyince geldiği yere laf sokan tayfadan..Ama yok İbrahim Kutluay şimdi kendisi hakkında farklı cümleler kurmaya başlamıştır.. Al gülüm ver gülüm misali..yok o parti kötü ben aslında diğer partinin elini öpmeliyim veya biz kandırıldık misali !;=)
Larkin , Ataman gittiğinden beri yönetime ne dediysek onu yazmış ki her yerde yönetim eleştirildi kadro mühendisliğinden tut sözleşmeler veya tüm alınan kararlar için…
Eh kişi, kendinde kusur bulmayı sevmediğinden “bizim” İsmail Şenol’un dediği gibi aslında klişeler dışında pek fazla birşey anlatmamış.
Hatta bence Laso dışında kendisine gereğinden fazla saygı gösteren, yukarıda saydığı koçlara bol bol teşekkür etmiş!!!
Sorunda burada!!! Mesela E.Can klasik Türk erkeği gibi “üstü” Larkin’e ses çıkarmıyor amma velakin saçma sapan bir hazırlık maçında “altı” E.Gazi’ye “Ben Ataman değilim” deyu bağırıyordu!!! Bu psikoloji zaten herşeyi açıklıyordu!!!
Dolayısıyla Atamanfobikler inim inim inlese de Larkin şunu diyor dominant bir koç yoktu, menajerler herşeyi eline yüzüne bulaştırdı. Son örnek milli takımdan gelsin; Larkin; Ataman’ın onayı ile verilen -her ne kadar suçlu olmasa da (bana göre) Wilbekin tek başına ceza alıp federasyondakı yapının üzülmemesi için – cezaya rağmen yine aynı Ataman ile geçen yaz mükemmel bir biçimde çalışması bunun bir örneği… At sahibine göre desek ayıp olmaz değil mi?!?!?!?!