sporsergi.org / NECİP KAPANLI

sporsergi.org / NECİP KAPANLI
sporsergi.org / NECİP KAPANLI

Şimdiki bütün salonlar Spor Sergi'den modern ancak Spor Sergi'nin ruh güzelliği, oradaki insanların güzelliği, oradaki rekabetin ve dostluğun güzelliği, oradaki samimiyetin güzelliği bugün hiçbir salonda yok ve de olmayacak. 
 
Galatasaraylılarla Fenerbahçeliler maçtan sonra salonun yan tarafındaki bahçede ağaçlara dayanıp maçın eleştirisini yaparlardı. Bugünkü salonların etrafında o ağaçlar, o insanlar, o hoşgörü yok.
 
Eskiden Kadıköy-Karaköy vapurunda herkesin oturacağı yer belliydi. Spor Sergi'de de... Rahmetli Aydan Siyavuş'un annesi ve babası potanın arkasında yan yana otururlardı. İsmi yanlış hatırlamıyorsan Hakkı olan basketbolsever, mahalli küme maçları dahil hep aynı yerde otururdu. 30-40 kişilik şeref tribününün karşı sağında İTÜ'lüler konuşlanırdı. Giriş tarafındaki pota arkası, Sosyete Tribünü idi. Maç sırasında sigara içenler üçüncü kattan, yani balkondan maçları izlerlerdi.
 
Serdar Gürel, Spor Sergi ruhunu taşıyanlardan anıları topluyor... O kadar çok anım var ki...
 
Bir Galatasaray-Fenerbahçe maçının hakemiyim. Geç kaldığım için elimde çanta kapıya doğru koşuyorum. Giriş kapısındaki koca sütunların arkasından da bir Galatasaraylı taraftarın koşmakta olduğunu kafa kafaya çarpışınca farkettim. Hava atışını yapmadan önce oyunculara alnımdaki kocaman şişliği anlatırken, "Daha maç başlamadan sopayı yedik." dediğimi hatırlıyorum.
 
O tarihte İstanbul'da sadece bir salon var ve bütün yerel maçlar Spor Sergi'de oynanıyor. Takvim o kadar sıkışıktı ki erteleme şansımız yoktu, bu yüzden de kırık camlar yüzünden Ocak soğuğunda kazakla sahaya çıktığımızı hatırlıyorum. Salon kuş doluydu ve zaman zaman havadaki topun etrafında oyun yaparlardı.
 
Hakem odasının yanındaki iki oda Türkiye Basketbol Federasyonu idi. Bir odada Osman Solakoğlu, diğerinde Recep Ogan otururdu. Ankara'da da iki kişi çalışırdı. Bütün TBF o kadardı. Bazen yöneticiler hakem şikayeti için odasına girdiklerinde Osman Abi ya Balkan Şampiyonluğu'nu anlatıp lafı değiştirir, ya da lokum verip konuşmalarını önlerdi.
 
Spor sergi'de en zorlandığım an Efe Aydan'ı diskalifiye ettiğim maçtı. Diğer hakemle ilgili olarak ağzına acı biber sürülmesinin yetmeyeceği bir laf söyledi. Direkt diskalifiye ettim ama Efe kendisini kaybetmişti. Çıkmak istemedi. Amerikalı koçu "Mola alayım da kendisine geldin" dedi. Moladan sonra Efe yine sahada. Tam maçı tatil edeceğim sıdada "Abi sen beni attın mı?" diye sordu. Hayretle "Evet" deyince, "O zaman çıkmam lazım" deyip soyunma odasına gitti.
 
Bugün Spor Sergi'yi bu sayfalara getirmemizin nedeni sevgili Serdar Gürel'in "sporsergi.org" sitesini açması ve o günleri bilen bizlerin gözlerimizin dolmasına neden olması. Sanal da olsa artık Spor Sergide'yim. Üzüntülerin, mutlulukların, sevgilerin, tepkilerin düzeyli olduğu Spor Sergi'de... Eline, yüreğine sağlık sevgili Serdar... Emrindeyim...