Kaybetme kültürü / İSMAİL DURLANIK

New York Knicks'in son 20 yılını birkaç kelimeyle anlat deseler cevabım 'yap boz' olur. İsimler değişse de sonuç hep aynı. Sürekli saha içi liderini arayan, bu uğurda yıldız oyunculara talip olan ancak hiçbirinden yüz bulamayan. Bir sistem oluşturmayan, vasat isimlere ederinin üstünde kontrat verip ardından onlardan kurtulmaya çalışan ve sürekli tıkanan bir yapı. Bu sezon da umut vermiyor takım. Hücumda ve savunmada yetersiz, en fazla play-in oynayacak görüntüleri var. Oysa başarılı olmak için her türlü imkana sahipler. Önemli bir tarihi, geniş bir taraftar kitlesi, medya gücü, reklam ve sponsorluk imkanlarıyla NBA'in en değerli kulübü. Salonu bile ayrı bir değer. Madison Square Garden'de oynamak, o atmosferi solumak rakip oyuncuların dahi önemsediği bir durum.

Yanlışta ısrar

Buna rağmen Knicks yıllardır aynı hataları ısrarla yapıyor. Takım oluşturulurken aynı tip oyuncular tercih ediliyor ve birşey hep eksik kalıyor. Örneğin üç sene önce Knicks gardları Elfrid Payton, Dennis Smith Jr ve Frank Ntilikina'ydı. Ortak özellikleri topa çok iyi baskı yapmaları, savunmada iyi ancak hücum ve yaratıcılıkta yetersiz kalmaları. Öyle ki onların yön verdiği Knicks hücumunu izlemek adeta kabustu. Geçen sene hepsini gönderip kısa rotasyonunu sadece atanlardan kurdular. Yeni gelen Kemba Walker ve Evan Fournier'e kadroda olan Derrick Rose ve Immanuel Quickley'i eklediğimizde ofansif olarak zengin ancak 'savunmayı kim yapacak' sorusunu beraberinde getiren bir takım izledik. Bu sene Jalen Brunson hamlesi geldi. Yeterli maaş boşluğu olmadığı için Kemba Walker ve Alec Burks beraberinde biri 1. tur olmak üzere iki draft hakkıyla Pistons'a gönderilmesiyle takıma katılan 185'lik oyun kurucu pahalıya mal olmakla beraber katkısı iyi oldu. 20 sayı, 6.5 asist, bitiriciliği ve hücum yönlendirmedeki başarısıyla takımın lideri oldu. Ancak bu durum Knicks'in hem hücum hem de savunmada NBA'in en kötü 7-8 takımından biri olmasını engellemedi. Çünkü Knicks savunma yapamayan ve pas vermeyen gardlar ve savunması iyi ancak yaratıcılığı olmayan pivotlardan kurulu.

Uzunlar atamıyor, kısalar tutamıyor

Çoğu takımın rotasyonunda önemli rol bulabilecek 6 gardları var. Bunlardan sadece Jalen Brunson oyun kurabiliyor. Derrick Rose 6. adam olarak çok iyi ama pas ve savunma lugatında olmayan kelimeler. Immanuel Quickley orta mesafeden net atıyor. Çok genç ve geleceği parlak ama o da pas ve savunma özürlü. Evan Fournier dış atıcı. Ondan pas beklenmiyor. Savunmayı da o yapmıyor. Quentin Grimes tecrübesiz. Sadece Cameron Reddish hücum ve savunma katkısı verebiliyor. O kadar gard arasında bütün yük Jalen Brunson'ın omzunda. Oysa bir ikisini gönderip Gary Payton türü baskı yapan, Tyus Jones gibi bençten gelip ne gerekiyorsa onu yapan bir kısa alınsa hücum savunma dengesi sağlanabilirdi. Benzer bir durum pivot pozisyonunda var. Takımın üç pivotu da iyi savunma potansiyeline sahip ama hiçbiri topu yere vurmayı veya şut atmayı başaramıyor. Üçünü 48 dakika boş bıraksan şut sokamazlar. Mitchell Robinson çemberi savunabiliyor,  iyi atlet ama şutu da oyun bilgisi de yok. Daima faul problemi yaşaması cabası. Ayrıca iyi bitirici değil. Jericho Sims çok ama çok iyi atlet ama başka artısı yok. Takımda P&R oynayan gard olmadığından atletizmi hücumda işe yaramıyor. Isaiah Hartenstein üçlü arasında topu potaya atabilen tek isim. Hatta üçlük isabetini görenler bile olmuş. Ancak o da çok ender oluyor. Hartenstein Avrupalı olduğu için temel basketbol bilgisi var. Pas istasyonu olarak iş yapar. Ancak Koç Tom Thibodeau onu böyle kullanmayı tercih etmiyor. Knicks aslında gard olarak da pivot olarak da çok kötü rotasyona sahip değil. Sorun aynı tip olmaları. Bu da hücumda ve savunmada  tıkanmaya neden oluyor. Gardların tutamadığı, pivotların atamadığı bir takımı savunmak haliyle kolay oluyor. 'Savunmada uzunu riske et, kısayı tut. Hücumda da kısanın üzerine git.' Knicks'i alt etmek bu kadar basit. Zaten rakipler de sıkça bu taktiğe başvuruyor.

Bu sartlarda New York Knicks'in gideceği yol en fazla vasata sıkışmak olur. Brunson her ne kadar iyi başlasa da taşıyıcı oyuncu olamaz. Doncic örneğinde olduğu gibi iyi bir liderin yanında 2. adam olur.

 Thibodeau soyunma odasını kaybetti

Knicks'in dertleri arasında Koç Tom Thibodeau'nun oyuncularla doğru iletişim kuramamasını da sayabiliriz. Thibodeau oyunculara fazla yüklenen bir koç. Sürekli bağırıyor ve onlara özgürlük tanımıyor. Otoriter tavır başlangıçta bir çıkış sağlıyor. Ancak devamında çöküş geliyor. Bulls ve Minnesota yıllarındaki gibi Knicks'de de benzer filmi izledik. Knicks Thibodeau ile ilk senede play-off yaptı. Ancak aşırı disiplinle oyuncuları boğunca son iki senede takım inişe geçti. Bu sene iniş yerini çöküşe bıraktı. Geçen sene çok iyi oynayan RJ Barret bu sene tanınmayacak halde. %27 ile üçlük atıyor. Yüzünde sürekli mutsuz ifade var. Thibodeau'nın problem çözmek için yaptığı hamleler, işe yaramadığı gibi başka soruna yol açıyor. Örneğin savunmayı güçlendirmek için keskin şutör Evan Fournier'i rotasyon dışı bıraktı. Savunmada en ufak bir düzelme olmadığı gibi bu defa spacing sorunu arttı. Bolca sıkışan Knicks hücumu izliyoruz. Koç artık takımına katkısı olmadığı gibi aşağı çekiyor. Soyunma odasını da kaybetti. Koçun kalan 2.5 yılın maaşını vererek yolları ayırmak en mantıklı hamle olur. Thibodeau'nun bundan sonra basketbola yapacağı en büyük katkı takım çalıştırmamak olmalı. Yeniden yorumculuk yapabilir. Ardından kadroda değişim için bir iki hamle olabilir. Zaten Rose ve Quickley için takas dedikoduları çıktı. Rose neyse de Quickley'i takaslamak hata olur. Knicks yönetimi GM değişikliğini de gündeme almalı. Leon Rose bugüne değin yaptıklarıyla umut vermedi.