Çok şıksın Fenerbahçe! / GÖKHAN TÜRE

Fenerbahçe Beko, çift maç haftasını iki çok kritik deplasman galibiyetiyle kaparken, “başarıya aç” yıldızlarının ellerinde yükselmeye devam etti.

Genelde “başarıya aç” tanımlaması, genç, kariyerinin başında, kendini ispatlamaya ve oynadığı takımı zirveye taşımaya odaklanmış genç ve yetenekli oyuncuları anlatır… Fenerbahçe BEKO’da ise durum farklı… Itoudis, üst düzey yeteneklere sahip olsa da kariyerinde hiçbir zaman ya da uzun zamandır Euroleague şampiyonluğu yaşamamış, bazen yaklaşsa dahi o seviyeyi görememiş, yakın ya da uzak geçmişi “hayal kırıklıklarıyla” bezeli ama “kariyerli” isimleri bir araya getirerek yarattı; dün Milano’nun, iki gün önce de Monaco’nun üstesinden gelen, 10 maçta 9 galibiyet ve +115 averajla zirveye yerleşen Fenerbahçe BEKO’yu…

Mesela Nigel Hayes-Davis… Ya da Nick Calathes… Barcelona’da umduğunu bulamayan bu iki yıldız, Sarı-Lacivertliler’in yükselişindeki “ana unsurlar” olmayı sürdürüyorlar… Ya da Scottie Wilbekin… Darüşşafaka ile Eurocup şampiyonluğu sonrası Maccabi’de “yerinde sayıp” Fenerbahçe ile yeniden doğan… Kadrodaki mevcut yapıda Guduric, Booker, Pierre, Motley, Jekiri, Melih, Samet, İsmet ve hatta Metecan için de benzer bir durum söz konusu… Onlar da uzun yıllardır bekledikleri hedefe ulaşmaya yakın olduklarını hissediyorlar… Şehmus ve Edwards’da ise başarıya aç genç yıldızların “kararlılığı” var…

Itoudis’in, takım kimyasını gözetirken, teknik verilerin yanında yukarıda anlattığım detaya da azami özen gösterdiğini ve bu tercihi, “başarıya aç” kariyerinde yeni bir sayfa açmak için yanıp tutuşan isimleri özellikle tercih ettiğini düşünüyorum… Zaten takımda topu paylaşmaktan tutun da, savunmadaki yardımlaşmaya, özveriye, oyuna karakter koyma seviyesine bakınca da bunu görmek mümkün…

Milano’da, iki gün önce Anadolu Efes’e 29 farkla kaybettikten sonra karşısına “can havliyle” çıkan, olanca gücüyle kaderini değiştirmek için Fenerbahçe BEKO maçını hedef gören Armani’nin oyuna çok sert başlayacağını tahmin ediyorduk. Öyle de oldu… Sarı-Lacivertliler’i bolca hataya (5 dakikada 7 top kaybı) zorlayan, 15 dakikada 19 sayıda tıkanmasına, 16 sayı geriye düşmesine neden olan bu başlangıcın ardından geri gelmek için oyuna karakter koymak, güçlü durmak gerekiyordu… Kanarya bu anlamda çok zor bir sınavı daha aklının akıyla verdi.

Nigel Hayes-Davis, Monaco maçında bıraktığı yerden devam etti yine… Takımın sıkıştığı anlarda yine hep o vardı sahnede… Euroleague’deki 109 maçlık kariyerinde ilk kez arka arkaya 20 sayı barajını aşarken, kariyer ortalamalarını da Sarı-Lacivertli forma altında ikiye katladı Hayes-Davis… 22 sayı, 5 ribaund, 1 asist, 3 top çalma ve 1 blokla 31 verimlilik puanına ulaştı… Şehmus ve Metecan kenardan gelip hem savunmaya enerji kattılar hem de hücuma destek… Guduric kırılma anlarında köşeden yolladığı iki üçlükle Armani’nin direncinin kırılmasında büyük pay sahibiydi. Motley’nin erken faul problemine girdiği oyunda Jekiri de kenardan gelip bu açığı kaparken, Wilbekin’le Calathes kötü başladıkları maçı unutturan bir son periyot oynadılar… Ve belki daha çok erken ama Fenerbahçe BEKO, Euroleague’deki tüm rakiplerine “aşılması güç bir engel” olduğu mesajını büyük bir kararlılık ve özgüvenle vermeye devam etti…

Yolun sonu nereye varırsa varsın vazgeçmeyeceğini, hedeflerinin peşini bırakmayacağını gösteren Fenerbahçe BEKO’yu keyifle izlemeye devam ediyoruz…