Siz hiç spor bahislerine katıldınız mı?
Cevabınız evet ise, hem ülkemizin Maliyesi’ne, hem renklerine gönül verdiğiniz spor kulübünün kasasına, hem de amatör sporlara önemli sayılacak boyutta katkı yapıyorsunuz.
Karşılığında heyecan yaşamak ve bahis kombinasyonunun zorluk derecesine göre değişen boyutta ikramiye kazanmayı hedefliyorsunuz.
Bunun için belirli bir ödeme yaptığınıza göre aslında siz bir “tüketicisiniz”.
Bahis konusunu abartarak paranızı “tüketmenizden” bahsetmiyorum elbette.
Bu sizin probleminiz. Ne de olsa bu oyun 18 yaşından büyük aklı başında kişiler tarafından oynanıyor.
Yoksa Türkiye’de öyle değil mi ?
Yoksa bahis oynama yaşı 12-13'lere çoktan yayıldı mı? İşin orası şimdilik bu “İDDAA”lı yazının konusu değil.
Evet ne demiştik yukarıda? İDDAA Oyunu için bir ödeme yapıyorsanız aslında siz bir “tüketicisiniz”.
Türkiye’de bir kanun var. Tam sizin için. Adı 6502 Sayılı Tüketici Haklarına Dair Kanun.
Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.
Nasıl? Yukarıdaki paragraf biraz kitabi oldu değil mi?
Elbette olur. Çünkü Resmi Gazete’den alıntı. Koskoca kanunun amacını anlatan 1. Maddesi.
Bir de 2. Maddesi var. Kapsamı açıklıyor; Bakın kapsam da şöyle ;
“Bu Kanun (6502), her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.”
Şimdi, Ülkemizde On binlerce kişi belki daha fazlası bu bahislere katılıyor mu? Evet.
Peki bu bahislere katılanların tümü kararlarını alırken eşit ve adil şekilde ya da en azından eşit ve adil bir seviyeye en yakın şekilde bilgilenme hakkından yararlanıyor mu?
Cevabı siz daha iyi biliyorsunuz. Peki neden?
Mesela basketbolda, bu bilgiler, bahislere konu spora çok yakın ve aşina bir “azınlığın” erişimine açıkken, büyük çoğunluk bu bilgilere erişimi olmadan bahislere katılıyor.
Sonuçta spor bahislerine katılan tüketicilerin ekonomik çıkarları korunmuyor, aydınlatıcı bilgilere erişimi bulunmuyor.
Bu da uzun vadede sektöre hedeflerinden geciktiriyor. Tüm paydaşların alacağı katma değeri azaltıyor.
Gelişmiş ülkelerde bahis sektörüne konu liglerin büyük çoğunluğunda düzenli yayınlanan resmi sakatlık ve eksik sporcu listeleri var.
Bu listeler ilgili düzenleyici kuruluşlar tarafından (federasyonlar NBA vb.) periyodik olarak güncelleniyor.
Bu şekilde bilgi daha adil ve eşit şekilde paylaşılıyor. Bahislere katılan “tüketiciler” daha adil ve sağlıklı olarak bilgi ile tüketim davranışlarını sergiliyor.
Mesela bahislere katılanlar, “tüketime geçmeden önce” A Takımında oyunun kaderini etkileyecek oyunculardan birinin sahaya çıkmayacağını bilse tercihlerini farklı şekilde kullanabilirler.
Avrupa basketbolunun zirvesi Euroleague resmi sakatlık listesi uygulamasını başlattı bile.
Neden biz de bu ülkemizde basketbolda başlatmayalım. Hiç zor bir şey değil.
Basit bir yönetmelik ile takımlar federasyona periyodik olarak sakat ve eksik oyuncuların listesini göndermekle yükümlü kılınır. Federasyon da bu listeyi paylaşır.
Takımların sırları rakiplere filan gider diye kimse endişelenmesin.
Benim 30 yılda gördüğüm kadarı basketbol camiasında bu türlü bilgiler ışık hızına yakın bir sürat ile yayılıyor.
İşte bu fark yaratan bilgilere yalnızca camiaya yakın az sayıda kişinin ulaşması haksız rekabet yaratıyor.
Oysa bu konuda gelişme sağlarsak hem tüketiciler haksızlığa uğramayacak hem de artan güven ve şeffaflık ile kulüplere gelen gelirler daha hızlı artacak.
Bence olabilir. Gerçekleşirse de gayet iyi olur.
Ne dersiniz?




