Yerli Oyuncu Paradoksu
14.09.2016 - 21:24

Basketbol Süper Ligi’nde takımların bütçelerinin büyümesi ve kadrolarında bulundurabileceği yabancı oyuncu sayısındaki artış ile Türk oyuncuların aldıkları dakikalar tarihsel olarak dip yapmış durumda. (Yaklaşık 20 yıllık gelişim için tabloya bakınız.) Sinan Güler ve Cedi Osman dışında hedefi olan bir takımda kendi pozisyonunun net olarak birinci oyuncusu olabilecek veya üst düzey bir Euroleague takımında ana parça olabilecek bir oyuncumuz yok. (Semih Erden, Furkan Aldemir ve Göksenin Köksal gibi ideal yan parçaları ve devşirme Bobby Dixon’u saymıyorum.)

Pasaportun değil hak edenin oynaması gerektiğini düşünenlerden biri olduğumu baştan belirtmek isterim. Bu konuda “Yabancı sınırlaması gelsin – Türk oyuncular süre alma şansı bulamıyor.” ya da “Çalışkan olmayan Türkler sırf pasaportu nedeniyle hak etmediği paraları kazanıyor ve takımlarımızın kalitesi düşüyor – çözüm kısıtlamak değil” şeklinde çatışan iki düşünce mevcut. İki düşüncenin de haklı yanları var. Nitekim bir fikir birliğine varılması için geçenlerde TBF yine bir konferans (Sapanca Arama Konferansı) düzenledi. Umarım gerçekten faydalı olmuştur. Fakat bu tip konferansların ülkemizde sonuç vermişliğine pek rastlamadım. Geleneksel olarak böyle oturup tartışılır ancak kararlar genelde birkaç kişinin inisiyatifine kalır. (“Ne kadar çok toplantı yapılıyorsa o kadar az iş yapılıyordur.” sevdiğim bir sözdür.)

Kaynak: Twitter - @tblstat (http://basketbol.tblstat.net/)  - Bu güzel derleme için teşekkürler.

Tartışmalar sürerken 90’larla yükselişe geçen Erkek Basketbolunun A Milli Takım düzeyinde artık gerileme dönemine girmiş durumda olduğu bir gerçeklik olarak masada duruyor. Soruna 90’lardan bakarak çözüm bulmamız da olanaklı görünmüyor. Zira basketbol piyasamız çok büyümüş durumda. Bu nedenle yeni soruna yeni çözümler üretmeliyiz.

10-12 sene takımı sürükleyen ‘79 jenerasyonunun yerine büyük yıldızlar koyabilmiş değiliz. Bunun tabii ki birçok nedeni var. NCAA’den mezun olup NBA kontratı şansı elde edemeyen veya NBA’de gözden çıkartılan birçok kaliteli oyuncu var ve bu oyuncular Avrupa’da rahatlıkla oynayabilecek kapasiteye sahip. Ayrıca Avrupa’nın en zengin kulüpleri arasında ülkemizden de takımların adı geçiyor. Haliyle oyuncu almak yetiştirmeye tercih ediliyor. (Ek olarak altyapı yatırımları finanse edilse bile Euroleague için hazırlanan oyuncuların hemen NCAA veya NBA’e gitme gibi bir durumu da oluyor.) Bu nedenlerle Türkiye, yabancılar için güçlü birer çekim merkezi haline geldi ve kulüplerimizin Avrupa’daki başarı seviyesi yükseldi. Bir başka ifadeyle sürecin olumlu çıktısı “kulüp başarıları” oldu.

Ancak sürecin olumsuz çıktısı da “milli takımda oynayabilecek oyuncu havuzu darlığı” oldu. Üstelik alt seviyelerde gelen Avrupa ve Dünya madalyalarına rağmen! (Örneğin; Ersan İlyasova’nın olimpiyat elemelerine gelmemesi ile çift pivotla sahada yer alan bir Milli Takım seyrettik.) Altyapıda kulüp ve Milli Takımlar düzeyinde büyük başarılar elde eden oyuncuların zamanla ikinci lig seviyesine kadar gerilediğine yıllardır şahit oluyoruz. Bu gençleri “Çalışmıyorlar!” diye suçlayarak bir yere varamayız. Evet, genç oyuncularımız gerçek birer profesyonele dönüşmek istiyorlarsa çok çalışmak zorunda. Fakat bu durum sadece oyunculara bırakılamayacak kadar kritik. Bireysel gelişim, ancak oyuncuları doğru yönlendiren antrenörlerin, ailelerin ve hatta onlara psikolojik destek verecek uzmanların varlığı ile bir anlam kazanabilir. Menajerin “pazarladığı” 18-19 yaşındaki Anadolulu bir gencin hayatındaki büyük değişimlere ayak uydurması kolay değildir.

Kısa vadeli yaşayan bir ülke olduğumuz için yıllar alan oyuncu yetiştirme süreci bize çok zor geliyor. Altyapı antrenörleri bile kazandıkları maç sayısı ile sınanırken, Avrupa’da mücadele eden takımlarımızın antrenörleri de yönetimin koyduğu hedeflere kısa vadede ulaşmak için yetiştiricilik yerine yarışmacılığı tercih ediyor. Bunu üç senedir ülkemizde olmasına ve kontratı garanti olmasına rağmen Obradovic’in hamlelerinde bile görebiliriz. Avrupa’nın en iyi koçunun davranış kalıbı bile ülke gerçeklerinden çok fazla farklılaşamıyor. Yine de maç veya kupa kazanmak yerine oyuncu yetiştirmeyi hedeflersek o kupaları zamanla zaten kazanacağımızdan şüpheniz olmasın. (Real Madrid – İspanya örneği gibi...) Böyle bir durumda Milli Takım da rahatlayacaktır. Ayrıca Euroleague şampiyonlarının çoğunun ana parçalarının yerli oyunculardan oluştuğunu unutmamak gerekir. Yoksa oyuncu devşirerek bir yere varmamız kolay değil.

Peki sonuç olarak neler yapılabilir?

  1. En temel olarak spor ve eğitimin birlikte yürüyebileceği MEB – TBF ortaklığında bir yapıya (ve tabii diğer branşlar için de) geçilebilir.

  2. Almanların futbolda yaptığı gibi tüm ülke çapında altyapı akademileri kurulabilir. Yabancı oyunculara milyonlarca dolar – avro harcayan kulüpler için bu bir zorunluluk haline getirilebilir.

  3. Yerli oyunculara çok süre veren veya yabancı hakkını doldurmayan takımlara federasyon ciddi teşvikler verebilir.

  4. Takımlarımız, NBA’deki gibi, oyuncuların eksik yanlarını gidermek için özel koçlar ile anlaşabilir. Ayrıca gençlerin gelişimi, ileri seviye bilgisayar programları ile takip edilebilir.

  5. Gençlerimizin kişisel gelişimini belirleyen unsurlardan biri olan kariyer planları sadece menajerlere bırakılmamalıdır. Genç oyunculara hayatlarındaki büyük değişikliklere adapte olmalarını sağlayabilecek psikolojik destekler verilebilir.

  6. Yetenekli ve başarılı genç oyuncularımız federasyon aracılığıyla NCAA’e yönlendirilebilir. Gençlere eğitimini orada  tamamlama karşılığında TBF bursları sağlanabilir.

  7. Milli Takımlar ile her turnuvaya madalya amacıyla gitmek yerine 1999 Eurobasket’te Erman Kunter’in yaptığı gibi yetenek tavanı yüksek olan – potansiyelli gençler gelecek turnuvalara hazırlanabilir.

Dikkat ederseniz “Yabancı hakkı şu kadar olmalıdır.” gibi bir önermem yok. Düzenlemeler kısıtlayıcı değil yol gösterici olmalıdır. Öte yandan düşünce üretmek tabii ki önemlidir ama eyleme geçmek daha önemlidir. Sonuçta, eğer kısa ve uzun vadeli almaşık düzenlemeler – radikal hamleler yapılmazsa Milli Takımlar düzeyinde daha da yıkıcı sonuçlarla karşılaşmamız sürpriz olmayacaktır.

 

Yorumlar


semih Sen gider Doncic hayranı olursun ama Omerler gelir, ne kadar tarihten Türk markası silinmeye çalışılsa da, durduk yere karşına çıkıverir.
26-10-2016 00:04
Ertan Ürkmez Yerli oyucusuz f 4 yapsan ne olur demişler. Ağbi f 4 yapalım da yerli olmasın. Bıktım ben yerli oyuncuların tembelliğinden egolarından. 21. asıra geldik hala ırk millet bilmem ne. Sanki kendisi seçiyor herkes milliyetini falan. Bu anlayışa karşılık ben de diyorum ki yerli oyuncularla f 4 yapsan ne yapmasan ne...
15-09-2016 21:10
jojo Ne pahasına olursa olsun başarılı ol..." cümlesi de, BAŞARI ile Altyapı yatırımları arasında sanki bir ters orantı varmış gibi saçmasapan bir fikirden doğmakta ve sayın yazarın yanlış tespitlerini meşrulaştırmak arzusundan ileri gelmiş görünmektedir. Bakınız, savunduğunuz fikir "gençler pahasına Euroleage şampiyonu olsan ne yazar" gibi son derece ilkel bir düşünceyi içermektedir. "Ne pahasına olursa olsun Türk oyuncuları oynat" zihniyetinin yol açtığı sonuçları yıllarca gördük. Şunu demek istiyorsunuz, basketbolun seyir zevki dibe vurup seyirci sıkıntıdan patlasa bile, final four'un yanından geçemesek ve BAŞARISIZ olsak bile, ne pahasına olursa olsun, bizim akrabaları, eş, dost çocuklarını da, hak etmeseler de kadrolara alıversek, ceplerini dolarcıklarla dolduruversek... Eee? Bitti dostum o devirler bitti. Çalış, haket, Hezonja gibi, Doncic gibi, Arapovic gibi, Musa gibi Avrupa'nın her takımında formayı giy!
15-09-2016 19:38
rim Ataman sezona tamamen yabancı bir kadro ile de başlayabilir, benim için sorun yok. Ancak senin Türk milli takımının Türk koçu EL'de F4 hedefiyle başladığı sezonda 9+1 yabancı tercih ediyorsa, senin yerli oyuncu konusunda sözü en son getireceğin kişi Obradoviç. Bize uydu dediğin adam kulübe ilk defa F4, bir Türk kulübüne de ilk defa final oynattı. "Bize uydu" lafı aslı astarı olmayan bir iddia. Ülke basketbolu olarak Obradoviç ile "uyum" içinde olsan her sene F4'te farklı Türk takımları olur değil mi? Obradoviç'in Bjelica'yı parlattığı gibi Türk oyuncular da Türk koçlarla parlar, EL MVP'Si olurlar, değil mi? Yazarın niyetini okumaya çalışmayacağım, ancak lafı Obradoviç'e getirmesi en hafif tabirle "zorlamadır". Altyapı sorunları altta halledilir, Avrupa basketbolunun zirvesinde değil. Hem her sene üç kupa kazansın, hem bunu Türk oyuncularla yapsın, hem bir yandan genç oyuncu yetiştirsin, hem de bunların hepsini birkaç senede başarsın. Bunlar artniyetli değilse, cahilce beklentiler.
15-09-2016 19:20
denden Yazıda Obradoviç'in başına kabak filan patlamıyor. Yazar, Türkiye'nin kötü işleyen dinamiklerini değiştirmek için Obradoviç bile yetersiz kalıyor demek istemiş. 'Ne pahasına olursa olsun başarılı ol.' zihniyeti karşısında koskoca Obradoviç kifayetsiz kalıyor. Eleştiri yapmadan önce yazıyı tarafsız okumayı deneyin lütfen.
15-09-2016 16:36
semih Git koçum NCCA e/ durma buralarda / duranların hali ortada
15-09-2016 15:20
Mertbaba Mesele niye çözülmüyor: insanların yabancı/Türk problemini yazınca yapılan yorumlara bakmanız yeterli. 1-Bu yazıdan bile Atamanfobi çıkıyorsa bu iş düzelmez. 2-Euroligin para kazan+daha fazla para kazan sistemini ısrarla görmeyip bir de burda oyuncu yetiştirme hayali kuranlar oldukça düzelmez.Hele sırf burda yer alıp amaç kendini büyük zannederek tatmin olmaksa hiç düzelmez! 3-Obra akıllı adam; bulmuş "bana sadece bir kupa kazandırır nooooolur" diyen başkanı zaten niye uğraşsın " artı " işi olan oyuncu yetiştirmekle!!! 4-Bir federasyonun önündeki tek amacı bir sonraki seçimi kazanmaksa - ki bir tarafın tamamen nefretini kazanmış olmasını saymıyorum bile- ve şirin gözükmek için sadece çalışıyor gözüküp +1 sezon daha eyleme geçmezse bu işler düzelmez... 5-Sokrates dergisini bir kez daha okuyalım ve aynı filmi izlemeye devam edelim.
15-09-2016 11:56
TheCruiser İlk yorumlari agzim acik okudum. Bu kadar guzel ve tarafsiz bir yaziya bu kadar yanli, tarafli yorum gercekten pes! ben direkt yazayim, evet konu belki de Obradovic ve onlenemez basarı tutkusu.Bir tek yerli oyuncu oynatmadan F4 yapsa nolucak, F2 yapsa nolucak. Altyapidaki bir super yetenege bunun ne faydasi olacak? Ataman'ın kadrosundan da haberiniz yok herhalde hem Sinan hem Goksenin var. Ve biri coginluk ile sahada oluyor...
15-09-2016 11:35
Seljuk Basketbol kortları otoparka dönmüş, kırılaran yamılan çemberler değiştirilmemiş, kortlar daraltılmış nasıl gelişsin basketbol? Sokak sporudur basketbol, yaz mevsimi sokak sporu. heryeri otoparka çevirdiniz çocuklarınız uyuşturucu bağımlısı olacak
15-09-2016 10:25
remzi 4)Belki de en önemli iş taraftara düşüyor. Taraftar olarak biz onları desteklemeliyiz. Bu bir oyun ve bu oyunu seviyorsak; gelecekte Tolga'nın bir Bodirago, Ömer Faruk'un bir Mark Gasol olma potansiyelini şimdiden görüp onları hep yüreklendirmeliyiz. A milli takımda hala Ender oynuyorsa salonda Berk'e tezahürat yapmalıyız. A Milli takımda hala Semih Erden oynuyorsa Ömer Faruk'a. Tolga'nın yerine Göksenin süre alıyorsa eleştirmeliyiz. Zira koç, başarısız olmamak adına, garanti tercihler yapmak ister! Ama asıl başarının oyuncu yetiştirmek olduğunu ona biz hatırlatmalıyız. Bu jenerasyonu mutlaka ama mutlaka kazanmalıyız.
15-09-2016 10:14
remzi 2) Eurolig seviyesinde oynayan her takım koçu insiyatif alarak Euroligin değişen yapısına rağmen aynen Obradovic'in yaptığı gibi kadrosunda 94-98 jenerasyonundan en az 2-3 oyuncu barındırmalı. Bu çocukların Eurolig atmosferini solumaları daha çok önemli. 3)Menajerlik sisteminde reform yapılmalı. Bu teknik bir konu nasıl olur bilemem; ama oyunculuktan gelmeyen birinin menajer olamamasından yanayım. Oyuncu gelişiminin zorluğunu bilmeyen, yaşamayan biri menajerlik yapamamalı.
15-09-2016 10:04
oktay rim, jojo ve diğerleri yazardan daha güzel yorum yapmış .. demek ki tepede duranlar yani bu işin başındakiler biz yorumculardan fazla bir şey bilmiyor demektir. imzamı mı atıyorum
15-09-2016 10:02
remzi Ciddi anlamda tartışılması kafa yorulması gereken bir konu; fakat paradoks farklı olmalı. Zira Türkiye oyuncu yetiştirmiyor değil. Son 4 senedir alt yaş gruplarının hemen hepsinde madalya almış bir ülkeden bahsediyoruz. Paradoks şu olmalı: "Biz bu genç yetenekleri a takıma nasıl entegre edebiliriz?" 1) A milli takımda DEVRİM YAPILMALI(YDI). Aynen İvkovic'in Sırbistan'da yaptığı gibi. Hatırlayalım; 2006 İzmir: Şampiyon Sırbistan & Karadağ 2007 Nova Gorica: Şampiyon Sırbistan 2008 Riga: Şampiyon Sırbistan 86-87-88 jenerasyonunda Sırplar aynen bizim çocuklar gibi kasıp kavurmuşlardı. İvkovic de Sırp Milli takımında devrim yaparak Krstic haricinde bütün takımı bu çocuklardan kurarak milli takım yarattı. Sonuç ortada. Bu jenerasyon Ergin Hoca'nın elinde harcanmayacak kadar değerli. 1-2 ulusal turnuvada havlu sallamayı göze alarak sadece 94-98 jenerasyonundan çocuklarla bir milli takım kurulmalı.
15-09-2016 10:00
ayzen onu bilmem de yabancı oyuncu sayısı düşürülürse seyircide düşer.. ben konyaya iş için gittiğimde dur bir clay tuckerin üçlüklerini izleyeyim gelmişken dedim.
15-09-2016 09:44
Ertan Ürkmez Yerli malı haftası etkinlikleri. Şahsen ben bıktım yerli oyuncuların samimiyetsizliklerinden ve egolarından. İyi jenerasyonlar vardı da ne oldu. Olan bitenle ilgili olarak Socrates Dergisi geniş bir röportaj yayımladı. Utanç tablosu. Neredeyse birbiri hakkında iyi bir şeyler söyleyen yok gibi. Yerli oyuncu iyiyse, karakterliyse, çok çalışıyorsa, formayı terletiyorsa her türlü oynar. Şu yapılmalı bu yapılmalı. Boş hepsi....
15-09-2016 02:54
winslow "Avrupa’da mücadele eden takımlarımızın antrenörleri de yönetimin koyduğu hedeflere kısa vadede ulaşmak için yetiştiricilik yerine yarışmacılığı tercih ediyor. Bunu üç senedir ülkemizde olmasına ve kontratı garanti olmasına rağmen Obradovic’in hamlelerinde bile görebiliriz." Yine konu gelmiş Obradoviç'e. Adam ilk senesinde Kenan'ı Euroleague'de ilk 5 başlattı, güzel süreler verdi, Metecan'ı sezonun ilk yarısında oynattı, eline ne geçti peki. Süper gençlerimiz ellerindeki fırsatı yeterince çalışmayarak, çaba göstermeyerek yok ettiler. Biri belediyede yedek, diğeri Beşiktaş'a gitti yine yedek olarak. Adam gittiği her yerde tepeye oynamış bir coach, kendilerini bu hedefe hazırlamayan Türk gençleriyle harcayacak vakti yok.
15-09-2016 02:42
jojo Altyapı ile ilgili olarak gündeme getirilmesi gerekençok daha ciddi yapısal sorunlar varken, bu sorunlarının kıyısından kenarından geçen bir yazı... Şunu unutmayın, basketbol, kolejli ergenlere değil, varoşlara yakışan bir spordur. Hani şu yıllardır yüzlerine bakılmayan, kasten kötü eğitime mahkum edilen, özel okullara verebileceği binlerce doları olmayan, yok sayılan milyonların, futbola itilenlerin, yani varoşların!
15-09-2016 02:07
jojo Ayrıca, sürecin olumlu çıktısı "kulüp başarıları" oldu diyor. Burada kulüp başarıları ifadesinde bir alay, bir hafife alma söz konusu. Daha açıkça söyleseydi, yazar şunu diyecekti, --Ne yani, Fenerbahçe'nin Euroleague'de iki kez final four oynayıp, birinde Final'e kaldıysa ne olmuş. Bu sadece sürecin olumlu çıktısıdır. -Ne yani, Galatasaray Eurocup kupasını almışsa ne olmuş. Bu sadece sürecin olumlu çıktısıdır. "Sürecin olumlu çıktısı" ifadesi, YABANCI SERBESTİSİ'nden başka bir şey değil. Yazar Real-Madrid'in Luka-Doncic hamlesini nasıl yorumlardı acaba?
15-09-2016 01:58
jojo Yazarımız bir yandan "...hazırlanan oyuncuların NCAA veya NBA'a gitme durumu da oluyor." diyor, diğer yandan, "yetenekli ve başarılı genç oyuncularımız federasyon aracılığıyla NCAA’e yönlendirilebilir. Gençlere eğitimini orada tamamlama karşılığında TBF bursları sağlanabilir." diyor. Mesela Federasyon, Ömer Yurtseven FB'de oynarken, NCAA bursu vermeli miydi sayın yazara göre?
15-09-2016 01:57
jojo Sayın yazar altyapı oyuncularının yetişmeme nedenlerinden biri ile ilgili olarak parantez içinde şöyle diyor : "(Ek olarak altyapı yatırımları finanse edilse bile Euroleague için hazırlanan oyuncuların hemen NCAA veya NBA’e gitme gibi bir durumu da oluyor.) Yazarın parantez içine alarak söylediği mesele, küçük bir parantezde ele alınmaktan çok daha fazlasını hakeden ve Fenerbahçe'nin son derece haklı olarak altyapı yatırımlarını sorgulamasına neden olan Enes Kanter ve Ömer Faruk Yurtseven olayıdır. Yani altyapıdan yetişen oyuncunun kulübünü yüz üstü bırakması ve bütün yatırımları hiç etmesi olgusu..
15-09-2016 01:52
rim Katılmadığım o kadar çok şey var ki yazıda. İlk paragraftan başlayalım, Sinan Güler ve Cedi de EL'de hedefi olan bir takımın ilk tercihleri olmaz. Göksenin Köksal, ideal yan parça mı? Madrid'in başarısı kendi altyapısından kaynaklı değildir. Bunu neye dayanarak iddia ettiniz anlamadım. Keza Obradoviç'in daha önce çalıştırdığı PAO'nun başarısı da PAO'nun altyapısından kaynaklı değildir. Neymiş Obradoviç'in "davranış kalıbı"? Kabak gene Obradoviç'e patladı. Sen ülke olarak üst düzey sporcu yetiştiremiyorsun işte, neyin Obradoviç'i? Bu görev de ona mı düştü? "Sihirbaz Obradoviç, madem sihirbazsın yap bir büyü". Senin milli takım koçun kulüp takımında beş sezondur görevde, sezona 9 yabancı ve 1 devşirmeyle başlıyor, neyin Obradoviç'i? Eleştirsene Ergin Ataman'ı. Komiksiniz. Ömer Faruk'a yatırım yapalım dediler, ilk fırsatta NCAA'e kaçtı. Sporcu değil, pardon, insan yetiştiremiyorsun ülke olarak, insana da razıyım.
15-09-2016 01:41

Yorum Yazın


Tweetlerimiz