Tribüne Renk Kat'ta Türkiye ve Litvanya taraftarları buluştu
25.11.2016 - 15:48

Tribüne Renk Kat; Türkiye Basketbol Federasyonu’nun Avrupa komisyonu tarafından desteklenen ve farklı taraftar gruplarını basketbol çatısı altında birleştirip aralarındaki anlayışı, hoşgörüyü ve iletişimi arttırarak basketbolda şiddetin azalmasını hedefleyen ve iki yıldır devam eden projesi. Organizasyonda proje ortağı beş ülkenin federasyonlarının seçtiği taraftarlar omuz omuza verdi ve sonuçta ortaya kardeşçe tablolar çıktı. 

Yirmi yılı aşkın bir süredir Anadolu Efes’in en sadık taraftarlarından biri olan Tanju Can, proje ile ulaşılan güzelliklerin devamlı olmasını diliyor…


Tanju Can: “Barışçı Bir Ortam Arzu Ediyoruz”

-Tribüne Renk Kat projesi sizin için ne anlam ifade ediyor?

Tanju Can: Basketbol adına, tüm taraftarlar için her şeyin daha iyiye gitmesi, ortamların dostça olmasını bekliyoruz her şeyden önce. Sözde kalmaması gerekiyor bunun. Son dönemde deplasmanlara gittik, diğer kulüpleri destekleyen arkadaşlarımızdan bizimle gelenler oldu. Bunun devam etmesini diliyoruz. Barışçı bir ortam arzu ediyoruz. 

-Şimdiye dek katıldığınız toplantılar nasıl geçti?

Tanju Can: Proje kapsamındaki tüm toplantılar gibi dostça bir ortamda geçti. Başka ülkelerin taraftarlarının deneyimlerini dinledik, ülkemizin dinamiklerini onlara anlattık. Biz tribün olayları konusunda biraz problemli bir ülkeyiz. Bu sebepten diğer taraftarlara kendimizi iyice ifade etmek için çabaladık…

-Sizlere çok farklı geldi mi diğer ülkelerdeki basketbol kültürü?

Tanju Can: Öncelikle, Türkiye’de basketbol taraftarının da iki farklı türde olduğunu söylemek lazım. Birincisi aslen futbol taraftarı olan ve basketbol maçlarına da gelen grup. Diğer tarafta da sadece basketbol seyircisi ve taraftarı olan, Darüşşafaka, Efes gibi takımları destekleyen kişiler var. Ülkemizde dahi kendi içinde değişiklik gösteriyor zaten basketbol kültürü. Avrupa’da karşılaştığımız taraftarlar ise tamamen basketbol üzerine bir algısı olan sporseverlerdi. Bu açıdan Efes taraftarları olarak biz kendimize daha yakın hissettik tanıştığımız kişileri…

-Peki, sizin Anadolu Efes taraftarı olmanızın başlangıç aşamasını öğrenebilir miyiz?

Tanju Can: Ben Bulgaristan doğumluyum. 1989 yılında Türkiye’ye göç ettik. Turgut Özal döneminde Türkler için bir göç vardı… 1990’ların başında da Efes’i takip etmeye başladım. Türkiye’nin en başarılı takımıydı o zamanlar. 1996’da kazandıkları Koraç Kupası, bir Türk takımının Avrupa’da aldığı ilk şampiyonluktu. O dönemde başladım Efes’i takip etmeye. Sadece kulüp takımı olarak düşünmemek gerekir Efes’i, o zamanlar büyük başarıları olan Milli Takımın da çoğu Efesli oyunculardan oluşuyordu. İşte böyle, 1990’larda başlayan Efes maceram hala sürüyor… 

Sekla Balaisis: “Proje Çok Anlamlı”

Avrupa basketbolunun en gözde taraftarlarından Litvanyalı Sekla Balaisis, 13 yıldır Litvanya Milli Basketbol Takımının hiçbir maçını kaçırmamış. Projenin son derece anlamlı olduğunu ifade eden Balaisis’in Milli Takımına verdiği sonsuz desteğin arkasında da bazı taraftarların saygısız tavırlarına verdiği tepki yatıyor. 

-İlk olarak ne zaman “Süper Taraftar” kimliğine büründünüz?

Sekla Balaisis: Ben “Süper Taraftar” sözünün medyanın abartısı olduğunu düşünüyorum. Kendime “Süper” demezdim, ben sadece bir taraftarım. 2003 yılından beri Litvanya Milli Basketbol Takımını yakından takip ediyorum ve o zamandan beri bir tane bile turnuva kaçırmadım. 13 sene geride kaldı bu süreçte…

-Peki, Tribüne Renk Kat Projesine dâhil olmanızın hangi aşamada gerçekleşti?

Sekla Balaisis: Projeye Sofya’da katıldım, final aşamasından hemen önceki kısımdı. Daha önceki kısımlara vakit uyduramadığım için dâhil olamamıştım. Sofya’da ise organizasyonu çok beğendim. Taraftarlar tribünde gerçekleşen sorunları çözmek için çaba sarf ediyorlar… Bu proje çok, çok anlamlı. 

-Litvanya Milli Takımına olan bağlılığınız nasıl şekillendi?

Sekla Balaisis: Aslında bu konu Türkiye ile de alakalı. Hatırlarsanız Eurobasket 2001 Türkiye’de gerçekleşmişti. Bizim için iyi bir turnuva değildi. Çeyrek finalde Letonya’ya karşı 18 puan gibi bir farkla kötü bir maç kaybetmiştik. Bu da bizim için gerçek bir trajediydi. Takımımız Litvanya’ya geri döndüğünde ise bazı insanlar havalimanında bekleyip takıma saygısızlık yapmışlardı. Ben bu durumu televizyonda izledim ve çok üzüldüm. Böyle bir şeyim olmasına müsaade etmek istemiyordum ve taraftarlığımın başlangıcı o döneme dayanıyor. Sonuçlar ne olursa olsun, Milli Takımınızı her koşulda desteklemelisiniz. Kötü günler olduğu gibi iyi günler de olacaktır. Nitekim 2003 yılında İsviçre’de düzenlenen Eurobasket’te altın madalyayı biz aldık. Ben de takımla beraber seyahat ediyordum. 

-Sizin için özel olan bazı anlardan örnek vermenizi rica edebilir miyim?

Sekla Balaisis: Altın madalyayı almak en özel anlardan biriydi. 13 yıl geçmesine rağmen hala o anı anımsıyorum. Avrupa’nın bir numarası olmak tarif edilemez bir duygu yaşatmıştı. Büyük resme baktığınızda kazandığımız maçlar kaybettiklerimizden fazla olduğu için, galibiyet anının mutluluğunu sık sık yaşadık diyebilirim. Litvanya Milli Takımını destekleyen, aynı renklerine bürünmüş insanlarla beraber olmak zaten çok farklı bir his. Muhteşem bir his ve bunu kelimelerle ifade edemem.
 

 

KAYNAK: TBF / ŞANSIN TOKYAY

 

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın