TOGAN KARATAŞ yazdı: Çeyrek final analizleri
12.09.2017 - 17:50

Popovich’in “Şimdiye kadarki en iyisi” tabirini kullandığı EuroBasket 2017’de çeyrek final geldi. Milli takımımızın olağanüstü mücadelesine rağmen defoları nedeniyle son-16’da elendiği turnuvada çeyrek finalde bizi sert eşleşmeler bekliyor.

Eşleşmeleri incelemeden önce StatsLi’den elde ettiğim verimlilik istatistiklerini, analizimize yön göstermesi açısından topluca sunmak istiyorum.

 

Takımlar

Offensive Rtg.

Defensive Rtg.

Takımlar

Offensive Rtg.

Defensive Rtg.

Almanya

100,9

98,2

Yunanistan

112,9

105,2

İspanya

120

82,5

Rusya

110,4

102,3

Slovenya

114,6

95,9

İtalya

101,2

92,2

Letonya

122,3

104,3

Sırbistan

114,9

101,9

 

 

Almanya – İspanya

Turnuvanın kağıt üstünde en iyi kadrolarından birine sahip olan Fransa’yı elemeyi başaran Almanya, milli takımımızı eleyen - turnuvanın favorisi İspanya ile karşılaşacak. Almanya’nın kadro kalitesi olarak İspanya ile eşleşmesi çok zor ama oyun düzeni olarak bir avantajları var. Maç başına 73.2 sayı atan Almanya, savunmadaki yardımlaşması sayesinde bu noktaya geldi. Takımın sayı ve asist lideri Schröder’in önderliğinde başarılı bir turnuva geçiriyorlar. Bununla birlikte Almanya turnuvada İtalya ve Fransa’yı yenmesine rağmen kaybettiği iki maçta da rakip pivotun skor üretimini engelleyememişti (Howell ve Valanciunas). Bu sefer karşılarında yedekleri de olan Gasol kardeşler yer alacak. Bu açıdan İspanya, kanat oyuncuları gününde olmasa bile oyunu içeriden zorlayabilir. Theis ve Voigtmann gibi uzunların dışarı çıkarak oynaması hücumda alanı (teorik olarak) açmasına rağmen savunmada alçak post alışkanlığı olan Gasol kardeşleri durdurmak için ekstra çaba sarfetmeleri gerekecek. Ayrıca Almanların turnuva boyunca olduğu gibi %29’la üçlük atarak İspanyolları yenmeleri çok zor.

İspanya ise yukarıdaki tablodan görülebileceği üzere turnuvanın en efektif takımı. Maç başına 87 sayı atarken bunu 24,5 asist üzerinden ve gerekirse 10-11 oyuncu kullanarak yapabiliyorlar. Dahası istatistiki olarak lider olmasa da oyun lideri olan Rodriguez’e eşlik eden Rubio’nun bu turnuvada iyi bir üçlük yüzdesi tutturması (İspanya %43’le üçlük atan bir takım ve bu alanda turnuvanın en iyisi) Gasol kardeşlerle birlikte onları gerçekten zorlu bir rakip haline getiriyor. Yine de Almanya’nın kanat oyuncularına yaptığı baskı ile İspanya’nın dış şutunun sorunlu olacağını ve bu nedenle anahtar rolün yine Gasol kardeşlerde olacağını düşünüyorum. Fakat şunu da belirtmek gerekir ki Almanya gibi düzen içerisinde oynamayı alışkanlık haline getirmiş, takım kimyası iyi olan bir ekibe karşı hiçbir takımın düşük enerjiyle oynama lüksü olamaz.

 

 

 

Slovenya – Letonya

Slovenya’nın turnuvaya fırtına gibi girmesini bekliyordum. Eski turnuvalara bakacak olursanız Slovenya’nın genelde çok iyi ilerleyip kader maçlarında sorun yaşadığını görebilirsiniz. Heat’in bir numaralı oyun kurucusu Dragic’in olağanüstü bir giriş yaptığı ve Doncic’in oyununu yükselttiği (ve takımın ribaund lideri olduğu) turnuvada Slovenler namağlup durumda. Bu iki oyuncunun temel destekçileri ise Prepelic, Randolph ve Vidmar. Slovenya maç başına 87,5 sayı bularak en çok skor üreten takımlardan biri. Fakat Slovenyanın sadece atarak Letonya’yı yenmesi zor. Yunanistan maçındaki gibi yardımlaşmalı savunma yapmaları ve Blazic gibi yan parçalardan yüksek verim almaları şart. Dahası Doncic’in bu kader maçında heyecanına yenik düşmemesi gerekiyor. Bununla beraber Letonya’nın zaman zaman yaşadığı ribaund problemine karşı Kokoskov’un oyunu Randolph üzerinden kurup Vidmar’ın verimini artırma ve kısalara ekstra “cut” alanları yaratma olasılığı da var. Porzingis fizikli olmasına rağmen özünde bir forvet olduğu için Letonya’yı pota altında çift oyuncuyla oynayarak vurmak mantıklı gibi görünüyor.

Letonya’nınsa harika bir çekirdek kadrosu var. Dahası tablodan görebileceğiniz üzere turnuvanın en efektif hücum eden takımı konumundalar. Bunun nedeni de takımdaki dış atıcıların niceliği – niteliği ve takımın top paylaşım alışkanlığı. Zaman zaman Spurs gibi hücum eden ve maç başına 90 sayıyı geçen Letonya’yı izlemek gerçekten keyifli. (Turnuva boyunca toplamda İspanya’dan sadece 1 asist daha az yaptılar.) 6-7 kişilik rotasyonu elit seviyede olan Letonya’da bence kritik rol Peiners’in süpürücülüğü. Timma, Strelnieks ve Bertans kardeşlerin ve hatta Blums’tan yapı olarak farklı bir oyunu olan Peiners takımın istatistiklere yansımayan işlerini yapan, oyunu süpüren bir oyuncu. Bu nedenle Peiners’in zaman zaman yaratacağı kaos işlerine yarayabilir. Böylece elit şutörlerinin yanında Porzingis gibi pas, penetre, şut vb. her şeyi yapabilen bir yıldızı olan Letonya Slovenya’ya ilk yenilgisini tattırıp onları turnuva dışına itebilir. Sonuçta çok iyi hücum eden iki takımın yüksek skorlu bir maç oynaması ve bu maça özgü olarak son sözü hücumcuların söylemesi muhtemel.

 

Yunanistan – Rusya

Grubundan dördüncü gelmesine rağmen karşı grubun liderini (Litvanya) elemeyi başaran Yunanistan’da takım içi huzursuzluklar çözülmüş gibi duruyor. Bu noktada Slovenya için yazdıklarımın tersi Yunanistan için geçerli. Yunanistan turnuvalara temposuz girer ama hedef maçları (rakip de seçerek) kazanmayı çok iyi bilir. Bununla birlikte Sloukas ve Calathes’in son 16’da zirve yapan oyunu Yunanistan için olumlu ancak tek başına yetmez. Yunanistan’ın bu maçı kazanması için bu maçların uzmanı olan Printezis’in pota altı üretimine ve zaman zaman yanlış kararlar veren Papanikolaou’nun tam bir 3&D gibi oynamasına (iyi şut sokması ve iyi savunma yapmasına) ihtiyaçları var. Yunanistan muhtemelen skoru aşağılara çekmek isteyecektir. Çünkü turnuvada ortalama 83 sayı bulmalarına rağmen rakibin 80’in üzerine çıktığı tüm maçları kaybettiler. Bu nedenle daha düşük tempoda, Shved’in ritim bulmasına engel olacak şekilde, oynamalarını ve hücumda doğru tercihlerde bulunmalarını bekliyorum. Bu nedenle Shved’i Mantzaris’in de yer aldığı kısa rotasyonu dönüşümlü olarak ve yardım getirerek savunabilir. Ve eğer iş yarı sahaya yıkılırsa bu oyunun uzmanı olan Yunan takımı bir adım önde olacaktır.

Rusya’nın en büyük silahı ise kuşkusuz Shved. (Şu ana kadarki performanslara göre bir MVP seçecek olsam Shved’i tercih ederdim.) Rusya turnuva boyunca oyununu geliştirerek ilerledi. Ortalama 79,8 sayı bulan Rusya için kritik nokta Vorontsevich ve Kurbanov’un verimi. Eğer Türkiye maçındaki gibi 4 numaradan hiçbir destek alamazlarsa Yunanistan net bir ceza keser. Ancak bu pozisyonda üretken olurlarsa, Shved’in penetre alanları genişler ve kanat oyuncuları çok daha rahat şut imkanı bulur. Yoksa sadece Shved’in penetresi ve şutuyla, Mozgov’un üretimi Yunanistan’ı devirmeye yetmeyecektir. Dahası Rusya’nın Yunanistan’ın oyunu kontrol etme hamlesine bir cevap vermesi gerekecektir. İşte burada oyunu zorlamadan oynayan Shved’in tempoyu biraz artırmalarına ihtiyaçları olabilir. Bu noktada da Fridzon ve Kulagin’den gelecek dış atışlar momentumun elde tutulması için önemli olacaktır. Ayrıca Khvostov’un 4 asist barajını yakalaması ve az top kaybetmesi tüm takımın işini kolaylaştıracaktır.

 

İtalya – Sırbistan

Turnuvanın belki de en iyi kadrosuna sahip olan İtalya, bir süredir yaşadığı hayalkırıklıklarını Messina önderliğinde aşmaya çalışıyor. Çember savunucusu hariç her pozisyonda elit oyuncuları olan İtalya, önce kırılganlığa ve verimsizliğe çok açık olan yapısını bu maçta doğru kurgulamak zorunda. Bellinelli’nin oyun liderliğinde maç başına 70 sayıyı zor gören İtalya, başarılı olduğu maçlarda savunmasını öne çıkardı. Fakat İtalya’nın düşük skorlu maçlar oynaması skorerlerin tehlikesiz olduğu anlamına gelmiyor. Datome ve Melli gibi dışarıdan şut atabilen forvetleri olan İtalya’nın maça girişini açıkçası çok merak ediyorum. Finlandiya maçındaki gibi hızlı bir giriş mi yapacakları yoksa Sırbistan’a karşı savunma güvenliğini önde tutarak mı oynayacakları maçın gidişatını belirleyecektir. Bununla birlikte uzun rotasyonu derin olan Sırplara karşı Messina’nın takımı bu maçta dışarıdan hücum etmeyi öncelik haline getirip rakip uzunları yormaya çalışabilir.

Teodosic, Nedovic, Kalinic, Nemanja Bjelica, Jokic. Bu beş Sırbistan’ın turnuvaya gelmeyen oyuncularından kurulabilecek bir yıldızlar karması. (Bu beş birkaç rol oyuncusu ile rahatlıkla madalya alacak hatta kupayı kaldıracak kapasitede.) Ancak bu oyuncuların yokluğuna rağmen Sırbistan’ın mevcut kadrosu da ciddi bir madalya adayı. Ayrıca İtalya’nın zaman zaman yaşadığı karmaşanın aksine Sırbistan bu tip maçlarda inanılmaz bir taktik disiplinle oynamayı alışkanlık haline getirmiş bir takım. (Geçen seneki Avustralya maçını hatırlayın.) Sırbistan, Marjanovic-Kuzmic faktörü ile hücumda iki sayılık başarılı atışların toplam hücuma oranında turnuvanın en iyi takımı. Maç başına 81 sayı atan takımın oyun lideri Bogdanovic olmasına rağmen topu yönlendirme görevi Jovic’te. Bununla birlikte Macvan’ın 4 numaradan isabetli oynaması da çok önemli. Zor anlarda Bogdanovic’in yaratıcılığı veya 1-5 pick&roll’ü ile sorun çözebilen Sırbistan’ın kadro kalitesiyle olmasa da oyun düzeni ve alışkanlıklarıyla İtalya’dan bir adım önde olduğunu düşünüyorum.

 

Son not: Turnuvada son sekize kalan takımlardan daha verimli hücum eden (offensive rtg’i daha yüksek) takımlar vardı (Fransa veya Litvanya gibi). Ama bu takımlardan daha dirençli savunma yapan (defensive rtg’i daha düşük) takım yok. Bu nedenle yarı final yolunda savunmanın hücumdan küçük de olsa bir adım önde olduğunu söyleyebiliriz.

Çok güzel karşılaşmalar bizi bekliyor, keyfini çıkaralım.

 

TOGAN KARATAŞ

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın