NBA'in Gölgesindeki Avrupa Basketbolu
09.07.2016 - 20:37

Yazının ilk bölümünü okumak için tıklayınız: "NBA Küreselleşirken: Henry Biasatti'den Furkan Korkmaz'a NBA ve Avrupalılar


NBA'İN GÖLGESİNDEKİ AVRUPA BASKETBOLU

NBA’de bunlar olurken; Avrupa’da FIBA’dan bağımsız Euroleague ile son 15 senede ciddi bir gelişme söz konusu olsa da organizasyonun bütünsel geliri NBA’in gelirleri yanında devede kulak gibi kalmaktadır.[1] Ayrıca sistem NBA gibi çalışmadığı için ve ödüller[2] düşük olduğu için takımlar kendi çabalarıyla var olmaya çalışmaktadır. Dahası, sistem kulüplerden gelecek para enjeksiyonuna hala muhtaç durumdadır.[3] (Bunların yanında ekonomik olarak Avrupa şu günlerde ABD ile baş edebilecek seviyede de değil. Ayrıca Avrupa’da asıl kaynak futbola ayrılmış durumda.) Bu nedenlerle, artık Bodiroga veya Diamantidis gibi “Sadece Avrupa’da kalmayı tercih eden yıldız” görme imkanımız veya 2. Tur – 57. sırada seçilen Manu Ginobili’ler görme ihtimali çok azaldı. Günümüzde iyi oyuncular ilk turda üst sıralardan draft ediliyor ve kısa sürede NBA’de mücadele etmeye başlıyor. Avrupalı takımlar ise NBA’de kendine yer edinemeyen ama bir gün NBA’e dönmek isteyen Amerikalılara yöneliyor. Bu durumda da altyapıya yatırım baltalanabiliyor. Çünkü ciddi yatırım yapılan bir genç oyuncu birkaç sene takımında oynadıktan sonra NBA’e (hatta bazen hiç oynamadan NCAA’e) gidebiliyor.[4] Bunların yanında yıldız olmayan Avrupalılar da bu maaş seviyeleriyle NBA’i çekici buluyor. Sonuçta bütün bunlar NBA’in daha da izlenir hale gelmesine, daha çok izlendikçe daha çok gelir yaratılmasına, daha çok gelir yaratıldıkça da uçurumun genişlemesine neden oluyor. Peki döngü gibi görünen bu durum çözülemez midir? Soruyu başka şekilde sorarsak;

Tüm bunlara karşı “Avrupa Basketbolu” ne yapabilir?

  1. Öncelikle ULEB ve FIBA arasındaki güncel kavganın Avrupa basketboluna katkı yapması olanaksız. Bu sorun masadan sonsuza dek kalkmalı. Çünkü şu aşamada yaratılacak gelirlerden çok egemenlik kavgası veriliyor.
  2. Euroleague başta yayın olmak üzere tüm gelirlerini artırmalı. (Euroleague de yüksek talep seviyesine sahip büyük şehirleri sisteme entegre etmeye çalışıyor.)
  3. Tüm Avrupa’ya yayılan bir basketbol ligi kurulmalı. (Bu sene bu perspektiften olumlu bir hamle olarak kapalı ligin öncülü olabilecek bir uygulamaya gidildi ve tek gruplu sistemle maç sayısı da arttı.)
  4. Her şeye rağmen özellikle Türkiye gibi yabancı istilası yaşayan ülkeler spor eğitimi konusunda çok ciddi hamleler yapmalı.[5] (Oyuncu NBA’e kaçıyor diye yatırımdan vazgeçilemez.) Ek olarak bazen Euroleague oyun yapısıyla kan uyuşmazlığı olsa da NCAA’e daha fazla oyuncu gönderilmesi teşvik edilebilir.

Yine de NBA ile başa çıkmak kolay değil. Bugün çatırdamakta olan Avrupa Birliğinde işler tersine dönerse ve daha geniş kapsamlı bir birleşik “Avrupa Devleti” yaratılırsa belki o zaman işler kolaylaşır. NBA günümüzde hem sportif açıdan hem de pazarlama açısından rekabette dev adımlar atarken Euroleague’in yemesi gereken 40 fırın ekmek var diyebiliriz. Beğenelim veya beğenmeyelim, kurumlar ve organizasyonlar tarihin akışına göre konum almak ve refleks göstermek zorundadır.

Öte yandan, NBA’de 2017’de yeni bir toplu sözleşme (CBA) sürecine girilmesi söz konusudur. Yeni olmayan bu söylentilere göre bu durumun yeni bir lokavt doğurması güçlü bir ihtimal olarak masada durmaktadır.[6] NBA yönetimi ve NBA Oyuncuları Birliği (NBPA) arasındaki, Avrupalı oyuncuların da durumunu etkileyecek, yeni bir savaşın lokavtla sonuçlanmasıyla karşı karşıya kalabiliriz. Zira son dönemde gelirler ve kontratlar (hem miktar hem süre olarak) daha önce pek görmediğimiz şekilde farklılaşmaya başladı. Haliyle bazı NBA oyuncuları, daha önce olduğu gibi, 2017-2018 sezonunda kısa süreliğine Avrupa’ya gelebilir. Ancak ne olursa olsun NBA’de sezonun heba edilmemesi için her şey yapılacaktır. (Gerekirse sezon kısaltılır ama bir şekilde çözüm bulunur.) Avrupa ise birkaç aylığına NBA oyuncularını getirerek sorunlarına bir çözüm bulmuş olmayacaktır. Bu türden palyatif hamlelerin dışında hiçbir şey yapılmazsa gelecek yıllarda Euroleague daha fazla Amerikanlaşacak ve vasatlaşacak diyebiliriz. Hatırlatma yapmak gerekirse; Bodiroga, Vujcic, Papaloukas, Diamantidis, Lakovic, Spanoulis, Navarro, Reyes, Jasikevicius, Teodosic gibi kariyerlerini ağırlıkla veya tamamen Avrupada geçirmiş yıldız oyuncuların nesli tükendi veya tükenmek üzere... Örneğin; Euroleague’de sadece bir sezon ve kısıtlı sürelerde izlediğimiz Dragan Bender 2016 draftında dördüncü sıradan seçilmiştir. Bu şekilde, oyuncu yetiştiren Avrupa ülkelerinin milli takımları güçlü kalmaya devam etse de Euroleague kan kaybedecektir. Türkiye gibi “sermayesiyle söz sahibi olan” ülkelerinse milli takımları kalitesizleşmeye devam edecektir.[7] Özetle, benim gibi Euroleague sevdalıları için güncel gelişmeler pek olumlu sayılmaz. Bir başka açıdan, bu gelişmeler artık klasikleşmiş bir söylem olan “endüstriyel spor”un kontrol edilemez noktalara vardığının, ve sistemin bizi yönettiğinin (wild-card’lar, sermaye gruplarının koydukları bütçeler, NBA’in aksine büyüklerle küçüklerin arasındaki farkın açılması gibi) ispatı niteliğindedir.

Son bir not olarak, uzun vadede Euroleague ile NBA birleşmesi de söz konusu olabilir. Bu olmasa bile Euroleague yakın gelecekte edilgen değil etken olmak için büyümek zorundadır. Çünkü tarihsel – küresel kapitalizm bunu emretmektedir.


[3] Bilindiği gibi Euroleague’in Galatasaray’ı dolaylı olarak da olsa ligde istememe nedeni büyük ölçüde maddidir.

[4] Bu nedenle büyük bütçeli kulüpler altyapı faaliyetlerini daraltmayı düşünür hale gelmiştir. Bu konuda Engin Özerhun ve Mahmut Uslu’nun yakın tarihli açıklamalarına bakılabilir.

[5] Türkiye için “tembel Türk oyuncu gerçekliği”  ile “sınırsız yabancı hakkının milli takımı olumsuz etkilemesi” şeklinde iç içe geçmiş sorunlar acilen çözüm beklemektedir.

[6] NBA’de lokavt, gelirlerin bölüşümündeki ve kontrat yapılarındaki anlaşmazlıklarla yakından ilgilidir. Söylentiler için bkz: http://www.forbes.com/sites/markheisler/2015/03/16/nba-lockout-of-2017-riches-or-no-riches-get-r-r-r-ready-to-rumble/#2beb08474dc2

[7] Bu sene kulüpler bazında Euroleague finalisti ve Eurocup şampiyonu çıkaran Türkiye’nin, Genç Milli Takımlar seviyesinde tepeye oynarken A Milli Takım seviyesinde sorun yaşaması tesadüf değildir.

 

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın


Tweetlerimiz