STAR WARS – Euroleague vs. FIBA
25.11.2015 - 20:01

Euroleague ile FIBA arasında süren soğuk savaşı, Murat Özyer ile konuştuk. Özyer, iki güçlü taraf arasındaki mücadeleyi Yıldızlar Savaşı’na (Star Wars) benzetirken önemli saptamalar yaptı.

1. FIBA – Euroleague arasındaki güç savaşında niye ” Star Wars” metaforunu kullanıyorsunuz?

Kasım 2014′te  Euroleague 24 takımı 3 gruba ayırarak Barcelona’ya toplantı için davet etti. FIBA ile arasındaki ilk ciddi kıvılcımların çıktığı dönemdi. Euroleague’in CEO Jordi Bertomeu masanın etrafındaki kulüp yöneticilerine niye Euroleague’in kaliteli ve devamlılığı olan bir organizasyon olduğunu anlatıp, yöneticilerden bir seçim yapmalarını istedi ve şöyle dedi: ‘FIBA’nın sizlere bu toplantı öncesi bir mektup gönderdiğini biliyoruz.’ (Evet, FIBA tüm kulüplere geleceklerine dair hiç bir evrağa, sözleşmeye imza atmamaları ile ilgili resmi bir mektup göndermişti.) Bertomeu şöyle devam etti: ‘Şimdi Euroleague organizasyonun hissedarları olarak kendi geleceğinizle ilgili bir karar vermenizi istiyorum. Euroleague mi, FIBA mı? Karar verin’ dedi.
Söz isteyip şunları söyledim: ‘Jordi, Star Wars’u televizyondan seyretmeyi seviyorum, yine öyle yapacağım.’  FIBA ile Eurolegue arasındaki savaşla ilgili görüşüme önce Panathinaikos sonra da Laboral Kutxa kulübü yöneticileri katıldı.
Her iki kurumun da kulüplerle yaptığı son toplantılardan sonra bugün geldiğimiz noktada ‘Star Wars’un son safhalarında olduğumuzu söyleyebiliriz.
 
2. Euroleague 20 yıllık hamlesinden nasıl çıkarımlar yapmak lazım?
 

Euroleague Yönetimi, Barcelona’da  yaptığı son toplantıda  uzun süreden beri hazırlıklarını yaptıkları ‘Kapalı Lig’ organizasyonuna FIBA’nın tetiklemesiyle başlama kararı aldılar.

Kısaca şimdilik yarı ‘kapalı’ lig ile ilgili kararları özetlemek gerekirse;

- 11 kulübe A lisansı verilecek . ( Türkiye’den Anadolu Efes , Fenerbahçe, İspanya’dan  Barcelona, Laboral Kutxa, Real Madrid , Rusya’dan CSKA Moskova, İtalya’dan EA7 Milano, İsrail’den Maccabi Tel Aviv, Litvanya’dan Zalgiris Kaunas, Yunanistan’dan Olympiakos, Panathinaikos (??)

- Bu 11 takıma A lisansı 10 +10 yıl için verilecek

16 takımlık ligin diğer takımları ise;   bir sezon önce Eurocup şampiyonu olan takım, ulusal liginde şampiyon olan 3 takım ve eleme grubundan gelecek 1 takım olacak.

- 16 takım normal sezonu lig usulü oynayıp, ilk 8 takım play off’ta eşleşecek. 5 maçlık serinin ardından Final Four oynanacak.

* Not:  Euroleague , Futboldaki CL ( Şampiyonlar Ligi ) organizasyonu yerine NBA ‘in kapalı lig organizasyonunu örnek almasını ayrı bir yazıda değerlendirmekte fayda var.

3. Yıldızlar Savaşının aktörleri kimler?

Bu savaşın aktörleri kimler bakalım;

Euoleague

FIBA
Kulüpler
Federasyonlar / Ligler Birliği
Oyuncu Sendikaları
Sponsorlar
Yayıncı Kuruluşlar
Hakemler
NBA (!?)

Star Wars” u değerlendirirken mutlaka savaşın baş aktörlerine de bakarak oluşabilecek senaryoları düşünmeliyiz.- Euroleague ve FIBA :Geçen sezonlarda kulüpler ile yaptıkları toplantılarda Euroleague veya FIBA’yı seçmeleri için kulüpleri ikna etmeye çalışmıştı. Belli bir mesafe de kat etmişlerdi. Bu süreçte sloganları da ‘Bu ligi siz, hissedarlar yönetiyorsunuz’du.  Futbolun “Şampiyonlar Lig”nin medyada kapladığı yer ve diğer  etkilerinden kaçmak bahanesiyle (gerçekçilik payı da var aslında) Euroleague maçlarını perşembe ve cuma günlerine koyarak FIBA’ya ve lig organizasyonlarına Avrupa Basketbolunun patronu olduklarını göstermek istediler. Federasyon ve ligleri, kulüpler ve yayıncı kuruluşlar ile karşı karşıya getirdiler. Çünkü ulusal liglerin cumartesi – pazar oynanması yeni takvim ile imkansızlaştı. Sonunda bir çok lig, cuma Euroleague maçı oynayan takımların maçlarını pazartesi günlerine kaydırmak zorunda kaldı. Dolayısıyla Avrupa basketbol takvimi, Euroleague organizasyonuna göre dizayn edilmeye başladı.Bu süreçte aslında oyuncuların seslerinin çok cılız kalmasını halen anlamış değilim. Yeni düzende maç ve seyahat sayısının artmasıyla en çok zararı oyuncuların gördüğüne inanıyorum. Bir çok takımın oyuncuları sezon ortasında uzun süreli sakatlıklar yaşarken duruma kuvvetli bir müdahalede bulunamadılar. Gördüğüm kadarı ile Fransız Basketbol Oyuncuları Birliği dışında konuya dahil olan bir oyuncu kuruluşu yok.

 

Tüm Milli takımlar, erkelerin üçüncü kupası olan Eurochallenge, Kadınlar Euroleague ve Eurocup müsabakalarının organizasyonu FIBA tarafından yapılıyordu. Buna rağmen  eski günlerde olduğu gibi Avrupa’daki tüm basketbolun “ Abisi” olmak isteyen FIBA World elindeki en önemli kozu oynamaya karar vererek “Star Wars”un senaryosuna müdahale etti; FIBA Genel Sekreteri Patrick Baumann.  Milli takımlar takvimini eski haline getirme kararı aldı ve Kasım-Şubat aylarında 10 günlük iki arada milli maçları oynatacağını açıkladı. Her zaman olduğu gibi önce yeni sistemi Kadın Basketbolunda test etmek istediler ve 2015-2016  sezonunda uygulamaya geçtiler. (16-25 Kasım 2015 tarihlerinde ilk milli takımlar arası verilecek. )

 

Burada ülkemizdeki yanlış bilgiyi düzeltmemiz lazım. Dünya basketbolunun FIBA’nın alanına giren her alanını FIBA Dünya’nın  (FIBA World)  Genel Sekreteri Patrick Baumann yönetiyor. Kıtalara ait FIBA yönetimleri Baumann’a bağlı olarak çalışıyor ve kendi sınırlarına ait tüm kararları ona sormadan uygulamaya geçemiyorlar.

Tekrar FIBA’nın en önemli kozu olan milli takımların takvimine dönelim. FIBA, Kasım -Şubat aylarına milli takım maçlarını yerleştirip “maç takvimi”ni koz olarak kullanarak “güç bende artık ” dedi. Bu hamle ile Euroleague maç takvimini 4 hafta kısaltmaya zorladı. FIBA’nın Avrupa basketboluna sunduğu bu paketin üzerinde; ‘her ülke kendi milli takımını ” ESKİSİ GİBİ” kendi ülkesinde seyretmeye hakkı vardır’ yazıyordu.  Milliyetçilik duygularını ön plana çıkardı sanki?!

Milli takıma katılmak istemeyen oyunculara ceza vermek hakkı halen FIBA’ya bağlı olan ulusal federasyonlarda olması FIBA’nın elini çok kuvvetlendiriyor.

Peki NBA sezonu oynanırken bu ligde oynayan ve normalde milli takım kadrolarında yer alan oyuncular ne olacak? Bu oyuncuların katılmadığı milli maçlarının iletişimi nasıl yapılacaktı? Kendi ulusal takımımızdan örnek verirsek; Ersan İlyasova, Ömer Aşık, Enes Kanter (?) gibi oyuncuların Kasım – Şubat aylarında milli takımlara katılamaması iletişimi nasıl etkileyecek? NBA halen dünya basketbolunun ‘ağır abisi’ mi?

Peki NBA sezonu devam ederken oyuncuları milli takım organizasyonlarına gönderilmezken, diğer liglerin gelmeyen oyuncularına nasıl ceza verilecek ? Oyuncu sendikaları (var olanlar) bu durumda nasıl tavır alacak? NBA; Euroleague’i mi FIBA’yı mı destekleyecek? FIBA milli takım şampiyonalarının  yayın haklarından elde ettiği geliri Avrupa Basketbolunu kontrol etmek için mi harcayacak?

Neyse burayı tempolu geçelim… Para dengesi ve politika konularını şimdilik bir yere “park edelim” ! Sizi sorularla baş başa bırakalım.

- Kulüpler: 

“Star Wars”un her şekilde kazananı kulüpler olma ihtimali çok yüksek, tek konu “beraber hareket” edebilmeleri.
Avrupa’nın bir çok ülkesindeki lig organizasyonlarını kulüp temsilcilerinin oluşturduğu Lig Birlikleri yönetiyor. (İspanya, Almanya vs…) Bu ülkelerin kulüpleri, kendi kaderlerine dolayısıyla kazanımlarının oranlarına karar verme şansına sahip olacaklar. Bu ülkelerin lig birliklerinin de beraber hareket ederek Euroleague 11 A Lisanslı kulübünün dışında kalacakların yol haritasını oluşturmaları gerekiyor. Çünkü tek başlarına hareket ederlerse kazanımları minimumda kalacağı gibi kimin ‘masasına‘ oturacaklarına karar verme şansları kalmaz.
Türkiye Süper Ligi kulüpleri ne yapacak tam olarak kestirmek zor.
Hatırlanacağı gibi 2013-2014 sezonundan itibaren kulüpler kendi aralarında yüksek katılımlı toplantılar yapmaya ve TBF’ye isteklerini sunmaya başlamıştı. Bu birliğin oluşturulmasında Erman Kunter, Nedim Karakaş, Engin Özerhun, Yusuf Güven ve ben ön ayak olmuştuk. Efe Aydan ise bu birliğin sözcüsü olurken, Coşkun Teziç ve Tolga Öngören çalışmalara büyük destekler vermişti.
Bu birliktelik oluşturulmadan evvel TBF organize ettiği lig kurulu toplantılarında gündemi sadece kendi belirliyor ve toplantı günü kulüp temsilcilerinin önüne yazılı olarak koyuyordu. Ligimizdeki kulüplerin beraber hareketi sayesinde Lig Kurulu toplantılarının gündemi beraber oluşturulmaya başlandı ve kulüpler resmi olmasa da karar mekanizmasının bir parçası oldular.
Kulüpler birliği için son 2 sezon çalışanların durumlarına bugün bir göz atalım;
Efe Aydan ve Yusuf Güven TBF yönetim kurulunda, Erman Kunter antrenörlüğe geri döndü, Tolga Öngören Tofaş ile beraber TBL’de , Nedim Karakaş, Engin Özerhun, Coşkun Teziç, Ali Kavaklıoğlu ve ben dinlenmek için dışarı çıktık!.. ( Anektod: Kemal Dinçer (eski Fenerbahçe Genel Menajeri) bir lig kurulunda gayet esprili bir şekilde, eski TBF Başkanı’na: ‘Biz kulüp yöneticileri 2-3 sene içinde tam konulara hakim olmaya başladığımızda yerimizi başka birine bırakıp masadan ayrılıyoruz. Turgay başkan sen 20 seneden fazladır o koltuktan hiç ayrılmadın. Bunun avantajını yaşıyorsun ve TBF’ye de yaşatıyorsun‘ demişti. Kemal, hem TBF’de hem de kulüp tarafında çalışınca bu görüşe sahip olmuş (!)
Evet, kulüplerimiz Avrupa Kupaları organizasyonunda kendi yol haritalarını ve kazanımlarını belirlemek isteyecekler mi? Bunun için önce kendi aralarında sonra da uluslararası mecralarda doğru iletişimi kurgulayacaklar mı? Zaman gösterecek… Benim param var, benim seyircim var, bensiz yapamazlar diye düşünüp tek tek kapı arkasından lobi yaparlarsa kazanırken kaybederler. Önce Türkiye’de sonra da Avrupa’da beraber hareket etme becerisini gösterirlerse çok farklı kazanımları olur.
11 A Lisanslı takımların dışında kalan, bu sezon Euroleague (13 takım) ve Eurocup’ta (36 takım) mücadele eden takımlara bir göz atalım (listede olmasa da Partizan’ı unutmayalım!)
                                EUROLEAGUE             EUROCUP
TÜRKİYE P.KARŞIYAKA ,D.DOĞUŞ ,GALATASARAY O, BANVİT ,BEŞİKTAŞ SJ, TRABZON MP
İSPANYA U.MALAGA D. BİLBAO BASKET, GRAND CANARIA,VALENCIA, ZARAGOSA
RUSYA KHMKI, KUBAN U.KAZAN, ST PETERSBURG, SARATOV, NOVGOROD, VOLGOGRAD
YUNANİSTAN   ARİS,PAOK, AEK
ALMANYA B MUNICH ,BROSE BONN, OLDENBURG, ALBA BERLIN, LUDWIGSBURG, ULM
FRANSA STRASBOURG, LIMOGES JSF NANTERRE, LE MANS, NANCY
İTALYA D.B.S. SASSARİ TRENTO, REGGIO EMILIA, BRINDISI , VENİCE
SIRBİSTAN KIZILYILDIZ  
LİTVANYA   RYTAS ,NEPTUNAS
HIRVATİSTAN CEDEVİTA Z.  
POLONYA S.Z. GORA  
SLOVENYA   UNION OLIMPIJA
BELÇİKA   CHARLEROI
KARADAĞ   BUDUCNOST
ROMANYA   BUCHAREST
MACARİSTAN   SZOLNOKİ
İSRAİL   H.JERUSALEM

 

- Federasyonlar / Ligler Birliği : 

Kendi yerel liglerini halen yöneten Federasyonlar, FIBA’nın direktifleri doğrultusunda kulüpleri baskı altına alacak, veya doğru (!) yolu bulmalarına (!) yardım edecek.

Lig Birlikleri tarafından yönetilen İspanya, Almanya gibi ligler ise yol haritalarını kendi kararları ile belirleyecekler.Tabi ki onlar da baskı altına alınacaklar ama gelecek haritaları çizilirken “kırmızı” çizgileri konusunda fikirlerini anlatacak ve gerekirse savunabilecekler.

- Hakemler

Bu süreçte kulüplerden sonra kazanımlar elde edebilecek “Star Wars”un diğer önemli aktörleri de hakemlerdir. Euroleague -FIBA çekişmesinde “hakem kozu” şu an FIBA’nın elinde olsa da “profesyonel” hakemliğin kuvvetlenmesi bu süreç ile başlayacaktır. Costas Rigas’ın bugüne kadar kurduğu Euroleague hakem organizasyonu, CEO Jordi Bertomeu’nun kararıyla (!)  artık Richard Stokes’un liderliğinde ilerliyor: Bu değişim bazı dengelerin değişeceğinin de habercisi gibi.
Peki FIBA, Euroleague’de maç yöneteceklerin kendi ulusal liglerinde hakemlik yapmalarını engellerse ne olacak?
Hafızalarımızı zorlayınca hatırlayacağımız bir dönem vardı. Seneler evvel Recep Ankaralı’nın, Euroleague’in profesyonel hakemlik teklifini kabul etmesinden dolayı eski TBF Başkanı Turgay Demirel, ona ceza vermiş ve Türkiye Basketbol Liglerinde maç yönetmesini yasaklamıştı. O dönem Recep Ankaralı sadece Euroleague ve farklı bir ülkede maç yönetmiş, konuyu mahkemeye götürüp kazanmıştı. (yanlış hatırlamıyorsam…) Günler çabuk geçti… Bildiğiniz gibi TBF’nin hakem organizasyonun başında Ankaralı var ve daha çok Türk hakeminin Euroleague sistemine katılması için çalıştı. Bu sene hakemliği bırakacağını açıklayan Recep Ankaralı’nın, değişen eko sistemde yeni yönetimsel yeri FIBA olabilir mi? FIBA hakemlerinin reisi Carl Jungebrand ile çalışacak mı? Bekleyip göreceğiz..
S
onuç olarak eğer FIBA “hakem kozunu”  silaha çevirirse, Euroleague yönetimi en az 40 hakemi profesyonel olarak kendi organizasyonunun içine katması gerekecek galiba!..

- Oyuncu Sendikaları :

Oyuncu sağlığı, kariyeri konularında kendi isteklerini masaya koymaları şart. Belki bu süreç sayesinde  Türkiye’de profesyonel oyuncular bu konuyu ajandalarına alırlar! Avrupa’nın en bütçeli ikinci liginin oyuncularının sadece Türkiye’de değil, basketbolun adının geçtiği her yerde söz sahibi olması gerekir.
- Sponsorlar :
Türk kuruluşlarının global olarak sponsorluklar yapmasını Türk kulüpleri nasıl avantaja dönüştürebilir? Bu sorunun cevabını kulüplerin bir araya gelip bulması şart .

Euroleague’in sponsorları arasında THY, Efes, Doğuş gibi kuvvetli Türk kuruluşların olması, BEKO’nun farklı liglerde sponsorluk yapması FIBA’yı da iştahlandırmıştır mutlaka.  Oluşturacakları ilgin isim sponsoru Türkiye’den olabilir mi sizce? Mesela Ülker neden olmasın?!

- Yayıncı Kuruluşlar :

Hem FIBA hem de Euroleague organizasyonlarının yayın haklarını alan kuruluşların bu sürece etkisi nasıl olacak? Nasıl olmalı? 
Euroleague’in dışında kalacak ama halen yüksek reyting getirecek markaların olduğunun da hatırlanması şart. Süreçte etkin olacaklardır.

-  NBA : 

Dünya erkek basketbolunda temel kararlar alınırken mutlaka NBA’in önceliği ve belirleyici ağırlığı olduğu kabul edilir. NBA’in istemediği bir kararın alınması söz konusu olamaz. Bu olmazsa – olmazı bir kenara yazalım bulunsun!
4. Hamle sırası FIBA’da, nasıl bir atak bekliyorsunuz ? 
 
FIBA’nın patronu  Patrick Baumann eğer Euroleague’ in 11 A Lisanslı takımlı karteli bölemez ise, sonraki gerçekçi hedefi FIBA çatısı altında prestijli bir lig kurgulamak için diğer takımları ikna etmek olacaktır. Bu da ikinci kupa olan Eurocup’ın reytingini düşürecektir. Eurocup’ın 36 takımlı bir turnuva haline gelmesinin arkasında aynı strateji yatıyor; FIBA’ya ait Eurochallenge’in reytingini azaltmak.
FIBA hamlesini kuvvetli takımlardan oluşan bir ligi kurup Eurocup’ın marka değerinin önüne geçmeye çalışırken son 15 senede Eurochallenge organizasyonuna ve milli takım turnuvalarındaki mali sorumlulukları ”ev sahibi olarak organizasyonu yapan ülke / kulübe yükleme” alışkanlığı marka değeri yüksek kulüplerin Eurocup’ta kalmasına yol açabilir. Bu sebeple FIBA kendi “Euroleague” organizasyonu için oldukça fazla maliyetin altına girecektir diye düşünüyorum.
FIBA’nın kuracağı Avrupa Ligi’nde oynarsa marka değeri oluşturabilecek çok takım var. (Yukarıda listesi var.)
Bu lig de kurulduktan sonra Avrupa basketbolu bir sıçrama daha yapabilir diye düşünüyorum. Rekabet her zaman iyidir, tarafları en iyi olma yolunda çalışmaya ve başarmaya zorlar.
5. Peki Avrupa Basketbolu yeniden dizayn edilirken Türk Basketbolu’nun unsurları ne yapmalı ?
Sen aslında her hikayenin sonundaki ”kıssadan hisse”yi soruyorsun!
Bana göre ;
- Tüm kulüplerimizin bir araya gelip, gelecekleri ile ilgili stratejiyi Türkiye Basketbol Federasyonu ile beraber belirlemeleri lazım. Söz konusu 10 sene olunca TOFAŞ , Acıbadem gibi geleceğe yatırım yapan kulüplerin de bu platformun parçası olması gerekiyor. 2-3 sene sonra bu sorunlar onların da önüne gelecek.
- Türk oyuncuların acilen derneklerini aktif hale getirip hem Türkiye’de hem de uluslararası platformlarda söz sahibi olmalılar.
Yeni jenerasyonun ve “Star Wars” hayranlarının anlayacağı şekilde bitireyim;
Star Wars’un tanıttığı BB-8 Droid  adlı filmin resmi robotunu (resmi var) artık hepimiz tanıdık. Bakalım bu robotu yukarıda saydığım aktörlerden hangisi doğru kullanacak?
Bunun için ufak bir tüyo vereceğim; AKILLI telefon ile de kontrol edilebilen bu ev robotu için telefonunuza GEREKLİ uygulamayı indirip,  DOĞRU kullanabilmeniz lazım. Bilmem anlatabildim mi?

 

 

 

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın