Sixers için ölçü Lakers ve Celtics maçları / İSMAİL DURLANIK
11.01.2021 - 15:30

Philadelphia Sixers’ın yeni koçu, yeni GM’i ve yeni kadrosuyla nasıl bir performans sergileyeceği merak konusuydu. Sezona bayağı iyi girdiler. Koç Doc Rivers kısa sürede Brett Brown’a oranla oyuncularından daha iyi verim alabileceğinin sinyalini verdi. Dış şut umuduyla takaslanan Seth Curry bu beklentiyi karşılayabildiği gibi kendi skorunu üreterek gereğinde skorer bir oyuncu olduğunu da gösterdi. Danny Green belli oranda katkı veriyor, Tobias Harris çok formda başladı. Shake Milton yedek beşin skoreri oldu. Üç sayının gerisindeki etkili oyun Ben Simmons’un daha rahat penetre imkânı bulmasını sağladı. Sixers için bütün bu olumlu havadan daha güzeli Joel Embiid’in mental olarak aşama kaydetmesi. 24 sayı, 11 ribaunt ve 3.3. asist ortalamalarıyla oynayan Embiid önceki yıllarda benzer rakamlar tutturuyordu. Ancak en çok eleştirildiği iki konuda önemli gelişme gösterdi. İlki yeterince iyi çalışmamaktan kaynaklı yetersiz kondisyona sahip olduğundan maç sonlarında oyundan düşüyordu. Bu sene 3 dakika daha fazla 32 dakika sahada kalıyor ve daha diri. Maç sonu kritik anlardaki etkisini test edecek anlar yaşanmadı henüz ama daha güçlü olduğu görülüyor. Bir diğer eleştiri noktası Embiid’in yaşadığı konsantrasyon kayıplarıydı. Zaman zaman bireysel oynaması, gereksiz zorlamalarla top kaybı yapması takımı oyundan düşürüyordu. Bu sene bu görüntülere şahit olmadık. Çok daha disiplinli ve sürekliliği olan bir Embiid izledik. Hücum ve savunma verimliliği, güç, atletizm, pas yeteneği olarak komple bir oyuncu tipi olan Embiid böyle oynarsa kazanan bir Sixers izleyebiliriz.

Bütün bu olumlu başlangıca rağmen Philadelphia’yı değerlendirmek için yeterli veriye sahip değiliz. İddialılar ancak bu iddianın ne oranda yüksek olacağını analiz edeceğimiz maçları oynamadılar. Çok kolay bir fikstürle sezona başlayan Sixers, Ocak ayının kalan maçlarında iki Miami Heat, iki Celtics ve bir Lakers maçı oynayacak. Bu maçlardaki oyun Sixers’ın artı ve eksilerini daha sağlıklı değerlendirmemizi sağlayacak.    

Nash’ın Kyrie’nin egosuyla imtihanı

Saf yetenek olarak faal oyuncular arasında en iyilerden biri olan Kyrie Irving, egoist oyunu, takım arkadaşlarına gerekli saygıyı göstermemesi ve saha dışındaki tutarsız hali nedeniyle hep bir soru işareti barındırdı. Ancak geçtiğimiz hafta Sixers maçında oynamama gerekçesiyle eşine az rastlanan bir tuhaflığa imza attı. Kulüpten “kişisel nedenler”, Koç Nash’ten “bilmiyorum” olarak açıklanan oynamama nedeni Irving’e yakın kaynaklar tarafından medyaya “canı istememesi” olarak aktarıldı. Bu bilgiyi doğrulama veya yalanlama yoluna gitmeyen Kyrie Irving bir sonraki Memphis ve Oklahoma maçlarında da oynamadı. Irving’in gerçek oynamama nedenini önümüzdeki günlerde öğreniriz mutlaka ama Dinwiddie’in sezonu kapattığı, Durant’ın Covid-19 salgını kapsamındaki sağlık protokolleri nedeniyle forma giyemediği maçlarda takımını yüzüstü bırakmasını makul karşılayamayız. Kariyeri boyu özverili oyunuyla takım arkadaşlarını asistleriyle besleyen Steve Nash, ilk koçluk denemesinde Irving’in kendisini zorlayacağını düşünüyordur mutlaka. Ancak bu takımını yüzüstü bırakmasını beklediğini sanmıyorum. İşi çok zor.

Doğru oyuncu, doğru koçla buluştu

San Antonio Spus Koçu Gregg Popovich oyuncu geliştirme konusunda bir marka olmasına rağmen şayet oyun bilgisi üst düzey değilse genç oyunculara fazla süre vermemesiyle tanınır. Pas temelli bir oyun oynattığı için gençlerin ne kadar yetenekli olursa olsun önce sistemi öğrenmesi ve uymasını ister. Bu aşamayı çok daha kısa sürede geçenler de var. Örneğin Keldon Johnson. Geçtiğimiz yıl 29. Sıradan draft edilen ve bubble sürecinde başarılı maçlar çıkaran Johnson, bu sezon 31 dakikada 14.2 sayı, 7.4 ribaunt ve 2.7 asist ortalamaları ile 2. sezonunda ilk 5’e yerleşti. Koç Popovich, hırsı ve öğrenme azmini överek 99 doğumlu oyuncusuna olan güvenini gösterdi ki bu sık yaptığı bir şey değildir. Keldon Johnson’un en önemli özelliği çok iyi savunmacı olması. 3-4 hatta 5 numaraları savunabiliyor. 2.01’lik boyuyla 4 numara için kısa olmasına savunmada asla geri adım atmıyor.  Lakers’ı yendikleri maçta Anthony Davis’i çok iyi savunarak bu konuda ne denli iyi olduğunu gösterdi. Hücum yönüne gelirsek ceza şutu ve gücüyle pota altına yüklenerek sayı buluyor. Henüz topla üretebilen biri değil. Bu yönüyle Kawhi Leonard’ın ilk yıllarını hatırlatıyor. Onu özel antrenmanlarla yıllar içinde şutunu yaratabilen bir skorere dönüştüren Spurs organizasyonunun Keldon Johnson için benzer bir planı olmalı. Keldon Johnson’a dikkat diyorum. Doğru oyuncu, doğru koç ve doğru organizasyonda bir araya gelmiş.

Minnesota ne atıyor ne de tutuyor

Minnesota Timberwolves için sezon öncesi görüşüm savunmada zorlanırlar, kanat rotasyonu özellikle 4 numarada çok yetersizler, en fazla play-inn’i zorlarlar şeklindeydi. Ancak izlediğim en kötü savunma takımı olacaklarını ben bile beklemiyordum. Timberwolves hücumda 25., savunmada ise 30. sırada. Çok daha zayıf kadrolar Oklahoma, New York, Detroit en azından bir çaba içinde. Minnesota iki galibiyetle girdiği sezonun devamında adeta yere çakıldı. Karl Anthony Towns yıllardır yapmadığı liderliği yapıp, hücum ve savunmada takımı ateşlemeli. Sırf o yakın arkadaşı ile oynamak istiyor diye D’Angelo Russel’ı draft hakkı vererek takasladı yönetim. Towns sorumluluk alıp, takıma liderlik etmeli. Kadronun eksiği çok, ancak henüz sezonun başı, konsantre olduğunda savunmada başarılı olan Karl Anthony Towns savunmadan başlayarak en azından play-inn yarışının içine sokabilir takımını. Yıllardır kaybetmekten sıkıldıysa bu adımı atmalı.

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın


Tweetlerimiz