Michael Jordan ile karşılaşmam* / TOGAN KARATAŞ
27.12.2016 - 16:27

14 yıl önce bu satırları yazdığım şehirde çocukluk kahramanım olan Michael Jordan’a karşı ilk ve tek maçımı oynadım. O gün 31 Aralık'tı, hatırlıyorum. Bileğimin burkulması sonrası iyileşmiştim ve bir gün önce Madison Square Garden’da kısa bir süre, belki iki veya üç dakika, oynamıştım. O zamanlar Pop şimdiki Pop değildi ve oyuncularını dinlendirmiyordu. Bu anlamlı dakikalarda oynama şansı azdı ama sıfır değildi. Beş veya altı dakika oynasam mutlu olacaktım ve belki onunla birkaç kez eşleşecek ve karşılıklı olarak birbirimizi savunacaktık. Kim bilir? Hımm tabii ki Pop.

O akşam aklımda şöyle kalmış: Maç başlar, heyecan dorukta. İlk çeyrekte beklentim olmasına rağmen oynamadım. İkinci çeyreğin büyük kısmında oynamadım ve endişelenmeye başlamıştım. Fakat tam soyunma odasına gitmek üzereyken, Pop bana dönüp “HAYDİ! TD ile değiş.” dedi.  Hatırladığım kadarıyla 7 saniye oyunda kaldım ve topa bile dokunmadım, hatta MJ o anda oyunda bile değildi. Önemli değil, maç 48 dakika ve koskoca bir ikinci devre var önümüzde. Her şey iyi olacak.

Devre arasından sonra maçın kalanı için hazır olduğumdan emindim. Isınırken heyecandan uçuyordum. Belki üçüncü çeyreğin sonuna doğru Bruce Bowen’ın nefeslenmesi için oyuna girebilirdim. Ama hayır, böyle bir şey olmadı. Dördüncü çeyrekte de maç çok yakın geçti, Pop hiç arkasına dönmedi ve maç bitti. Kaybettik. Anlatabilecek güzel bir MJ hikayem olmadı. 2002 çok kötü bitmiş oldu. “Sakin ol adamım, San Antonio’da bir maç daha var. Tamamen sağlığını kazandığında ona karşı oynayabileceksin.” diye düşünmüş olabilirsiniz tabii... HAYIR! Wizards San Antonio’ya iki hafta önce gelmişti ve o maç bileğimin burkulmasından birkaç gün sonra oynanmıştı. Kesinlikle başka bir MJ-MG maçı olmayacaktı.

Hafızamın olayı abartmadığından emin olmak için www.basketball-reference.com’a girip kontrol ettim. Tam olarak o güne geri gittim ve nihai skor tablosunu (boxsore) buldum. Kendimi, o günün hatırladığım kadar kötü olmadığına inandırmak istiyordum.

İşte Spurs skor tablosu:

Bir saniye. Maçta bir dakika oynamışım! Düşündüğüm kadar kötü değil! Bunun yanında bir şut bile atmışım. Belki iyi bir şuttu ve top çemberin içinden çıkmıştı ve ondan sonra da güzel bir savunma yapmıştım - hepsi bu. Fakat daha fazlasını bilmek ve zihnimi zorlamak istiyordum. Bu nedenle maçı pozisyon pozisyon inceledim.

Kötü haber! Aslında sadece 5.2 saniye oyunda kalmışım ve 12 metreden (40 feet) attığım üçlük çembere bile değmemiş (airball). Şimdi daha iyi hatırlıyorum. MJ parkedeydi ama karşı tarafta doğal olarak Bruce Bowen tarafından savunuluyordu. Pop, onların kısaldığını görmüştü ve Tim Duncan’ın üçüncü faulünü almasını istemiyordu. “Manu, TD ile değiş ve Hughes ile eşleş!” Hay aksi! Az kalsın MJ ile eşleşecektim!

Biliyorum çok da kötü bir hikaye değil ama bir çaylak olarak daha fazlasını ummuştum. Çocukken her gece yatağa girmeden önce bana bakan ve beni hep daha iyi olmam için zorlayan gerçek boyutlu posterdeki adamla sadece bir kez oynama şansım vardı.

Ve başardım! Uzun sürmese de başardım!

Birkaç gün önce altı buçuk yaşındaki ikiz oğullarım Dante ve Nico bana Michael Jordan’ı sormuştu. (Okuldaki arkadaşlarının birinin söylediğine göre, uzun bir süre önce Lebron’dan bile iyi olan bir oyuncu varmış.) Ben de onlara onun kim olduğunu anlattım ve YouTube’dan kariyerindeki unutulmaz anları gösterdim. Sonrasında onlara “Çocuklar, ben ona karşı bir kez oynamıştım. Biliyor musunuz?” diye sordum ve onlara, gözleri gittikçe büyürken, bu hikayeyi anlatmaya başladım.

 

*Bu yazı Manu Ginobili’nin blog’unda 28 Kasım 2016’da İngilizce olarak yayımlanmıştır. Bkz: http://manuginobili.com/my-showdown-with-mj/

Not: Merak edenler için o 5.2 saniye:

 

ÇEVİRİ / DERLEME: TOGAN KARATAŞ

Yorumlar


ekin aklıma nedense esat yılmaer geldi :)
27-12-2016 23:37

Yorum Yazın


Tweetlerimiz